Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.Voit Suh Boeun kuka istuu tuolla... Oikea. Olemme naimisissa.
Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.Να Σου Boeun που κάθεται εκεί... Σωστή. Είμαστε παντρεμένοι.
Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.Може да е било за кратко, но на мен, ще ми останат скъпи спомени за цял живот.
Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.Сух Boeun, който седи точно там... Правилно. Ние сме женени.
Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.Щоб Suh Boeun, який сидить прямо там... Правильно. Ми одружені.
Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.כדי סו Boeun שיושב ממש שם... נכון. אנחנו נשואים. אבל Boeun לא הייתה ברירה.
Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.إلى سوه بويون من يجلس هناك بالضبط صحيح. نحن متزوّجون لكن بويون لم يكن عندها إختيار
Kısa bir süre olabilir... ...ama benim için... ...ömrümün sonuna dek taşıyacağım değerli hatıralar bıraktı.هو لربما كان وقتا قصيرا لكن شخصيا تركني بالذكريات الثمينة أنا سأحمله لبقية حياتي
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Amintiri minunate din orașul de lângă golf.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Cudowne wspomnienia z miasta nad zatoką.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Des souvenirs inoubliables de la ville près de la Baie.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Geweldige herinneringen van de stad bij de baai.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Kenangan tak terlupakan dari City by the Bay.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.바닷가에서의 좋은 추억들.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Mahtavia muistoja San Franciscosta.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Maravilhosas memórias da cidade perto da baía.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Memorias maravillosas de la ciudad de la Bahía.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Meravigliosi ricordi dalla città della Baia.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Skønne minder fra byen ved bugten.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Underbara minnen från staten vid bukten
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Wundervolle Erinnerungen aus der Stadt an der Bucht.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Όμορφες αναμνήσεις από τη πόλη δίπλα στον Κόλπο.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Замечательные воспоминания от города у залива.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.זיכרונות נפלאים מהעיר במפרץ.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.ذكريات رائعة من المدينة إلى الخليج.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.ぜひ、この新しい機能をご利用ください。 そして、楽しくツイートしましょう。
Korkunç bir hatıra.Det er et forfærdeligt minde.
Korkunç bir hatıra.Es un recuerdo odioso.
Korkunç bir hatıra.Ett avskyvärt minne.
Korkunç bir hatıra.É uma memória repugnante.
Korkunç bir hatıra.Sen muisto on kammottava.
Korkunç bir hatıra.Un ripugnante ricordo.
Korkunç bir hatıra.Wyrzut sumienia.
Korkunç bir hatıra.Μία σιχαμερή ανάμνηση.
Korkunç bir hatıra.Страшные воспоминания.
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor."Marilyn intenta obtener recuerdos del pasado de Genie
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor."'Marilyn mencoba untuk memperoleh kenangan Genie terakhir.'
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor."Marilyn probeert herinneringen uit Genie's verleden te ontlokken.
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor.""Marilyn próbuje wydobyć wspomnienia z przeszłości Genie".
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor."'Marilyn tenta di studiarele memorie del passato di Genie'.
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor."'Marilyn tenta extrair memórias do passado de Genie.'
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor.""Marilyn versucht Genie Erinnerungen aus ihrer Vergangenheit zu entlocken."
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor.""Η Marilyn προσπαθεί να εκμαιεύσει τις αναμνήσεις του παρελθόντος της."
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor."מרלין מנסה לחלץ זיכרונות מעברה של ג'ני.
"Marilyn, Genie'nin geçmişteki hatıralarını canlandırmaya çalışıyor."(マリリン)「何考えてるのかな...」 (ジーニー) 明確な反応なし。
Muazzez Abacı sahnede kıpırdayamıyormuş. Neden? Hatıralar sarmış dört bir yanını da ondan.I read where Snoop Lion got caught rolling a fatty, or as Chris Christie calls it rolling a me.
Neden bir çocuk gibi davranıyorsun? Demek istediğim, sen benim için b.ktan bir hatırasın. Ve ben ...Aku akan sampai ke hotel segera. <i>Ya, ya, ya.</i> <i>Habiskan.</i>
Neden bir çocuk gibi davranıyorsun? Demek istediğim, sen benim için b.ktan bir hatırasın. Ve ben ...Aku akan sampai ke hotel segera. <i>Ya, ya, ya.</i> <i>Habiskan.</i>
Neden bir çocuk gibi davranıyorsun? Demek istediğim, sen benim için b.ktan bir hatırasın. Ve ben ...J'arrive bientôt à l'hôtel.
Neden bir çocuk gibi davranıyorsun? Demek istediğim, sen benim için b.ktan bir hatırasın. Ve ben ...Tôi sẽ qua khách sạn sớm. được rồi! cạn ly nào! xem ai đang đến kìa
Neden bir çocuk gibi davranıyorsun? Demek istediğim, sen benim için b.ktan bir hatırasın. Ve ben ...Я скоро буду в отеле.
Neden? Hatıralar sarmış dört bir yanını da ondan.만약 크리스 크리스티 (뉴저지 주지사, 뚱뚱함) 였다면 삐쩍 마른 사람과 했다고 기사가 났겠죠
Ne olursa olsun silinemeyen hatıralar.C'était qui ? <i>Oh Moo-sung. Tu connais ? Il a l'air mauvais.</i>
Ne olursa olsun silinemeyen hatıralar.Oh Moosung. anh biết hắn không? Trông có vẽ bần tiện.
Ne olursa olsun silinemeyen hatıralar.Siapa? <i>Oh Moosung.
Ne olursa olsun silinemeyen hatıralar.Siapa? <i>Oh Moosung.
Ne olursa olsun silinemeyen hatıralar.Мусон. Знаете его? Такой, неприятный мужик.
Ne olursa olsun silinemeyen hatıralar..لم يكن هناك سوء تفاهم مَن تعتقدنا؟
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Als eerste begrepen ze dit heel goed: een merk is een stem en een product is een souvenir.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.Először is, megértették, hogy a márka egy hang és a termék egy ajándék.