Tom, o hatırlayabildiği kadar uzun süre Mary'nin en yakın arkadaşı olmuştu.Tom had been Mary's best friend for as long as she could remember.
Onun ve Mary'nin Fuji dağına tırmandıkları zamanı Tom'un bana anlattığını hatırlıyorum.I remember Tom telling me about the time he and Mary had climbed Mt. Fuji.
Tom'un hatırlayabildiği kadarıyla, anne ve babası kiloluydu.For as long as Tom could remember, his parents had been overweight.
Lockerbie'yi hatırla!Remember Lockerbie!
Bana birini hatırlatıyorsun.You remind me of someone.
Tom sanat müzesini en son ne zaman ziyaret ettiğini hatırlamaya çalıştı.Tom tried to remember the last time he had visited an art museum.
Tom en son ne zaman Mary ile birlikte şarap içtiğini hatırlamaya çalıştı.Tom tried to remember the last time he had drunk wine with Mary.
Tom öyle bir söz verdiğini hatırlamadığını söylüyor.Tom says that he doesn't remember having made such a promise.
Tom, o zaman o ve Mary'nin ne hakkında konuştuklarını hatırlayamadığını söylüyor.Tom says he can't remember what he and Mary were talking about at that time.
Tom en son ne zaman bir film izlediğini hatırlayamadığını söyledi.Tom said that he couldn't remember the last time he saw a movie.
Tom Mary'ye tuvalette sifonu çekmeyi unutmamasını hatırlattı.Tom reminded Mary not to forget to flush the toilet.
Tom yetiştirdiği tavşanları hatırladı.Tom remembered the rabbits he used to raise.
Tom, son kez Mary'ye sarıldığı zamanı hatırladı.Tom remembered the last time he had hugged Mary.
Tom bunu hatırlamalı.Tom needs to remember this.
Tom'un bunu hatırlaması gerekiyor.Tom needs to remember this.
Tom Mary'nin nasıl biri olduğunu hatırlamada güçlük çekiyordu.Tom had trouble remembering what Mary looked like.
Tom o gün ne olduğu hakkında çok şey hatırlamıyor.Tom doesn't remember too much about what happened that day.
Tom Mary'yi son kez ne zaman gördüğünü hatırlamıyor.Tom doesn't remember the last time he saw Mary.
Tom şifresini hatırlamıyor.Tom doesn't remember his password.
Tom herkesin onun yaptığını söylediğini yaptığını hatırlamıyor.Tom doesn't remember doing what everybody says he did.
Tom Mary'ye doğum günü kartı göndermeyi hatırlamadı.Tom didn't remember to send Mary a birthday card.
Tom Mary'den yardım istediğini hatırlamadı.Tom didn't remember asking Mary for help.
Tom onların ayrılığının ne kadar acı verici olduğunu hatırlamadan Mary'yi düşünemedi.Tom couldn't think of Mary without remembering how painful their breakup had been.
Tom o gece nerede olduğunu hatırlayamadı.Tom couldn't remember where he had been on that night.
Tom detayları hatırlayamadı.Tom couldn't recall the details.
Tom cüzdanını nereye koyduğunu hatırlamıyor.Tom can't remember where he put his wallet.
Tom pembe çoraplarını nerede aldığını hatırlayamıyor.Tom can't remember where he bought his pink socks.
Tom anahtarlarını nereye koyduğunu tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly where he put his keys.
Tom arabasını nereye parkettiğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly where he parked his car.
Tom Mary'nin ebeveynleri ile ilk kez ne zaman karşılaştığını hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly when he first met Mary's parents.
Tom Mary'nin ne söylediğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly what Mary said.
Tom ne yapması gerektiğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly what he was supposed to do.
Tom Mary'nin söylediği bir şeyi hatırlayamıyor.Tom can't remember anything Mary said.
Tom, Mary ile karşılaştığı o ilk günü hatırlayabiliyor.Tom can remember the day he first met Mary.
Tom şarkı akortlarını hatırlayabiliyor, fakat bütün sözleri hatırlayamıyor.Tom can remember the chords to the song, but can't remember all the lyrics.
Tom'u en son ne zaman gördüğümü hatırlayamıyorum.I can't remember the last time I saw Tom.
Senin, benim erkek kardeşim olduğunu hatırladım.I remembered that you were my brother.
Bu resim bana öğrenci olduğum zamanları hatırlatıyor.This picture reminds me of when I was a student.
O beni hatırlatıyor.That reminds me.
Benim erkek kardeşim olduğun gerçeğini hatırlıyorum.I remember the fact that you're my brother.
Seni hatırladığımı düşünyorum.I think I remember you.
Paris'e gittiğimiz zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the time we went to Paris?
Sana son kez hatırlatacağım.This is the last time I'm going to remind you.
Bu fotoğraf bana her zaman babamı hatırlatır.This photograph always reminds me of my father.
Onun ismini hala hatırlıyorum.I still remember his name.
Tom her zaman Mary'yi hatırlayacaktır.Tom will always remember Mary.
Rüyalarımda benzer bir ses duyduğumu hatırlıyorum.I remember having heard a similar sound in my dreams.
O bazen unutkan olduğu için ona programları hatırlatmayı unutma.He is forgetful sometimes so never forget to remind him about the schedules.
Onun nehre iki tabanca attığını çok açıkça hatırlıyorum.I remember very clearly that he threw two pistols into the river.
Tom Mary'nin hatır hutur havuç yediğini duyabiliyordu.Tom could hear Mary crunching on a carrot.
Bana seni hatırlattı.It reminded me of you.
Palyaço onun en çok hatırlanan rolüdür.The clown it's his most remembered role.
Ah, o bana eski günleri hatırlatır.Ah, that reminds me of the old days!
Daha sonra bana hatırlat.Remind me later.
Onu hatırlıyorum!I remember it!
Onu hatırlıyor musun?Do you remember it?
Bu olayı ebediyen hatırlayacağım.I'll remember this incident forever.
Hiç kimse onun soyadını tam olarak hatırlayamıyor.No one can remember his last name exactly.
O, isimleri hatırlamada iyi değildir.He's not good at remembering names.
Onun isimleri hatırlama sorunu vardır.He has trouble remembering names.