Ana içeriğe geç
Sözlük

hastası ile cümle

hastası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Oczerstwijcie mię temi flaszami, posilcie mię temi jabłkami; boć omdlewam od miłości.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.¡Oh, agasajadme con pasas, refrescadme con manzanas, porque estoy enferma de amor
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Okrepčajte me z grozdnimi gručami, poživite me z jabolki, ker sem bolna od ljubezni!...
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Sostenetemi con focacce d'uva passa, rinfrancatemi con pomi, perché io sono malata d'amore
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Soutenez-moi avec des gâteaux de raisins, Fortifiez-moi avec des pommes; Car je suis malade d`amour.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Styrk mig med druekaker, kveg mig med epler! For jeg er syk av kjærlighet.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Styrk mig med Rosinkager, kvæg mig med Æbler, thi jeg er syg af Kærlighed.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Sustentai-me com passas, confortai-me com maçãs, porque desfaleço de amor.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Vahvistakaa minua rypälekakuilla, virvoittakaa minua omenilla, sillä minä olen rakkaudesta sairas."
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Vederkvicken mig med druvkakor, styrken mig med äpplen; ty jag är sjuk av kärlek.» ----
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Υποστηριξατε με με γλυκισματα δυναμωτικα, αναψυξατε με με μηλα διοτι ειμαι τετρωμενη υπο αγαπης.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Подкрепете ме с млинчета, разхладете ме с ябълки Защото съм ранена от любов.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Подкрепите меня вином, освежите меня яблоками, ибо я изнемогаю отлюбви.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.סמכוני באשישות רפדוני בתפוחים כי חולת אהבה אני׃
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.اسندوني باقراص الزبيب انعشوني بالتفاح فاني مريضة حبا.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.求 你 們 給 我 葡 萄 乾 增 補 我 力 、 給 我 蘋 果 暢 快 我 心 . 因 我 思 愛 成 病
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.求 你 們給 我 葡萄乾 增補 我 力 、 給我蘋果暢 快 我心 . 因我 思愛 成 病
Hem HIV, hem de hastasıydı.A lány szenvedett a HIV-től, szenvedett a tuberkulózistól.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Bản thân cô bé cũng nhiễm virut HIV, và bị bệnh lao.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Była zakażona HIV, chora na gruźlicę.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Dia sendiri menderita HIV, dia menderita TBC.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Ea însăși suferea de SIDA, suferea de tuberculoză.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Ela própria sofria de HIV; sofria também de tubercolose.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Ella misma sufría del VIH, y padecía de tuberculosis.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Elle était elle-même séropositive, elle souffrait de tuberculose.
Hem HIV, hem de hastasıydı.그녀 자신도 에이즈을 앓고 있었으며 결핵 또한 앓고 있었습니다.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Lei stessa soffriva di HIV e di tubercolosi. Lei stessa soffriva di HIV e di tubercolosi.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Sie selbst litt an HIV, sie litt an Tuberkulose.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Ze leed zelf aan HIV en leed aan tuberculose.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Υπέφερε και η ίδια από HIV, υπέφερε από φυματίωση.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Она страдала от ВИЧ, а также от туберкулёза.
Hem HIV, hem de hastasıydı.Тя самата страдаше от ХИВ, страдаше от туберкулоза.
Hem HIV, hem de hastasıydı.היא עצמה היתה נשאית HIV, וסבלה ממחלת השחפת.
Hem HIV, hem de hastasıydı.هي نفسها كانت تعاني من الإيدز، كانت تعاني من السُل.
Hem HIV, hem de hastasıydı.結核も煩っていました 野原で彼女と会った時 ぼろをまとい 靴は履いてませんでした
Hemofili hastası değildir. -Im wird sie keine Hämophilie zeigen. keine Hämophilie
Hemofili hastası değildir. -Její fenotyp nebude hemofílie. Ona nebude trpět hemofílií.
Hemofili hastası değildir. - Kanının pıhtılaşmasında bir sorun olmaz.Não terá problemas com a coagulação sanguínea.
Hemofili hastası değildir. -그녀에게는 혈우병의 형질이 나타나지 않습니다
Hemofili hastası değildir. -Su fenotipo aquí va a no ser hemofilia. ~Pausa~
Hemofili hastası değildir. -Но у нее не будет проявляться фенотип гемофилии. У нее не будет никаких проблем со свертыванием крови.
Hemofili hastası değildir. -Тази жена ще бъде носител. Няма да има фенотип на хемофилия.
Hemofili hastası değildir. -نمطها الظاهرى هنا سيكون بلا ناعور.
Her beş kişiden birinin şeker hastası olduğu toplumlar var.사람들 5분의 1이 당뇨를 앓고 있습니다.
Her beş kişiden birinin şeker hastası olduğu toplumlar var.ישנן קהילות בהם אחד מכל חמישה הוא חולה סוכרת.
Herhangi bir akıl hastalığı olmamasına rağmen çevreden ötürü bir akıl hastası gibi davranır hale gelmişti.Въпреки че не страда от умствена изостаналост, поради средата си тя се държи като такава.
Herhangi bir akıl hastalığı olmamasına rağmen çevreden ötürü bir akıl hastası gibi davranır hale gelmişti.למרות שהיא אינה סובלת משום מחלה נפשית, כתוצאה מהסביבה בה גדלה, התנהגותה הייתה כשל אדם הלוקה בדעתו.
Herhangi bir akıl hastalığı olmamasına rağmen çevreden ötürü bir akıl hastası gibi davranır hale gelmişti.彼女は、精神病患者のように振舞った。 社会的な関係を築くこともできず
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.A primeira doente sofre de dores excruciantes porque tem vários molares podres.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.Az első betegnek kínzó fájdalmai vannak, mert számos rothadó zápfoga van.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.Bệnh nhân đầu tiên đang bị đau hết sức đau khổ vì cô ta đang bị sâu vài cái răng hàm.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.De eerste patiënt heeft ondraaglijke pijn omdat ze een aantal rotte kiezen heeft.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.Den första patienten känner fruktansvärd smärta eftersom hon har flera ruttna kindtänder.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.Den første patient er i ulidelig smerte fordi hun har flere rådne kindtænder.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.Die erste Patientin leidet unter entsetzlichen Schmerzen, weil mehrere Backenzähne verfault sind.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.첫 환자는 썩은 어금니 때문에 끔찍한 통증에 시달리고 있었습니다.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.La première patiente souffre de douleurs atroces à cause de plusieurs molaires cariées.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.La prima paziente ha un dolore atroce perché ha diversi molari marci.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.La primera paciente tiene un dolor espantoso porque tiene varias muelas podridas.
İlk hastası korkunç acılar içinde kıvranıyor çünkü bir sürü çürük azı dişi var.Pierwsza pacjentka cierpi z powodu potwornego bólu, ponieważ ma kilka gnijących zębów.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod