Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.Điều đó có nghĩa là các bác sĩ và y tá đơn giản là không có thời gian để chăm sóc các bệnh nhân.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.Eso significa que los médicos y enfermeras simplemente no tienen tiempo para cuidar de los pacientes.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.Isso significa que os médicos e enfermeiros simplesmente não têm tempo para cuidar dos pacientes.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.간단히 말해서, 이것은 의사와 간호사들이 환자를 돌볼 시간이 없다는 것을 뜻합니다.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.To znaczy, że lekarze i pielęgniarki po prostu nie mają czasu na zajęcie się pacjentami.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.Това означава, че лекарите и сестрите просто не разполагат с време, за да се грижат за пациентите.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.Это означает, что врачам и медсестрам просто не хватает времени, чтобы заботиться о больных.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.ולכן לרופאים ולאחיות אין מספיק זמן כדי לטפל בחולים.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.مما يعني أن الأطباء و الممرضات الموجودين لن يتوافر لهم الوقت لرعاية المرضى.
Bu demek oluyor ki, doktorlar ve hemşireler... ...hastaların sağlıklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar.各患者を十分に見るだけの時間が足りていないのです 忙しい病院の看護士は 1日に
Bu deneyi anterograd amneziye yakalanmış bir grupla yaptık. Bunlar hastanede yatan hastalar.Chúng tôi đã thử nghiệm lên nhóm bệnh nhân những người có chứng hay quên thuận chiều.
Bu deneyi anterograd amneziye yakalanmış bir grupla yaptık. Bunlar hastanede yatan hastalar.Nous avons fait cette expérience avec un groupe de patients hospitalisés qui souffrent d'amnésie antérograde.
Bu deneyi anterograd amneziye yakalanmış bir grupla yaptık. Bunlar hastanede yatan hastalar.Otimme tähän kokeeseen sairaalapotilaita, joilla oli anterogradinen amnesia.
Bu deneyi anterograd amneziye yakalanmış bir grupla yaptık. Bunlar hastanede yatan hastalar.Pili za dużo i nic nowego nie potrafią zapamiętać.
Bu deneyi anterograd amneziye yakalanmış bir grupla yaptık. Bunlar hastanede yatan hastalar.Tento pokus sme robili so skupinou pacientov, ktorí mali anterográdnu amnéziu.
Bu deneyi anterograd amneziye yakalanmış bir grupla yaptık. Bunlar hastanede yatan hastalar.Κάναμε αυτό το πείραμα με μία ομάδα ασθενών που είχαν δευτεροπαθή αμνησία και νοσηλεύονται στο νοσοκομείο.
Bu deneyi anterograd amneziye yakalanmış bir grupla yaptık. Bunlar hastanede yatan hastalar.Експериментирахме с група хоспитализирани пациенти с антероградна аменезия.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.Această experienţă m-a învăţat să empatizez mai mult cu pacienţii, în special cu cei cu probleme de retină.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.Deze ervaring heeft me geleerd om me meer in te leven in mijn patiënten, en vooral die met retinale ziekten.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.Esta experiencia me enseñó a identificarme más con mis pacientes y, en especial, con enfermedades de retina.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.이런 경험은 제 환자들, 특히 망막 질환을 앓고 있는 환자들과 더 공감을 느끼게 되었습니다.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.Táto skúsenosť ma naučila viac súcitiť s mojimi pacientami a hlavne s tými s ochoreniami sietnice.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.Tato zkušenost mě naučila více soucítit s mými pacienty, obzvlášť s těmi, kteří trpí problémy sítnice.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.To doświadczenie nauczyło mnie rozumieć, co czują moi pacjenci, zwłaszcza ci z chorobami spojówki.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.Цей випадок навчив мене більше співпереживати пацієнтам, особливо із захворюваннями сітківки ока.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.Этот случай научил меня больше сопереживать пациентам, особенно с заболеваниями сетчатки глаза.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.החוויה הזו לימדה אותי להזדהות יותר עם המטופלים שלי, ובמיוחד עם אלו עם מחלות רשתית.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.هذه التجربة علمتني كيف أتعاطف أكثر مع مرضاي، و خصوصا هؤلاء المصابين بأمراض الشبكية.
Bu deneyim bana hastalarımla daha çok empati kurmayı öğretti, ve özellikle retinal hastalığı olanlarla.自分の患者 特に網膜の病気を患っている方たちの 大変さがよくわかりました 世界には3700万人も
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.C'est particulièrement vrai pour les diabétiques et les femmes plus âgées.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.Das gilt vor allem für Diabetiker und ältere Frauen.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.Dotyczy to szczególnie cukrzyków i starszych kobiet.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.Este cazul diabeticilor şi a femeilor în vârstă în special.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.Esto es particularmente cierto de los diabéticos y mujeres ancianas.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.Isto é especialmente verdade para os diabéticos e mulheres idosas.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.이건 특히 당뇨 환자들이나 고령의 여성 환자들에게 해당되는 사안이에요.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.Vale in particolare per i diabetici e per le donne anziane.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.Особенно это касается диабетиков и пожилых женщин.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.וזה נכון במיוחד אצל חולי סוכרת ואצל נשים קשישות.
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.إنه ينطبق بصفة خاصة على النساء وكبار السن ومرضى السكر
Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli.心臓発作を早期に警告できるようにするには 何が必要でしょう
Bu eski bir çalışma. Bu gördükleriniz ağrılı bir prosedüre alınan gerçek hastalar.Există un studiu vechi despre pacienţi care trec printr-o experienţă dureroasă.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.En ellos yacía una multitud de enfermos, ciegos, cojos y paralíticos que esperaban el movimiento del agua
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.Ezekben feküvék a betegek, vakok, sánták, aszkórosok nagy sokasága, várva a víznek megmozdulását.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.I dem lå der en Mængde syge, blinde, lamme, visne, (som ventede på, at Vandet skulde røres.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.i dem lå en mengde syke: blinde, halte, visne.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.I dessa lågo många sjuka, blinda, halta, förtvinade.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.În pridvoarele acestea zăceau o mulţime de bolnavi, orbi, şchiopi, uscaţi, cari aşteptau mişcarea apei.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.in welchem lagen viele Kranke, Blinde, Lahme, Verdorrte, die warteten, wann sich das Wasser bewegte.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.Kdežto leželo množství veliké neduživých, slepých, kulhavých, suchých, očekávajících hnutí vody.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.그 안에 많은 병자 소경 절뚝발이 혈기 마른 자들이 누워 (물의 동함을 기다리니
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.Những kẻ đau ốm, mù quáng, tàn tật, bại xuội nằm tại đó rất đông, chờ khi nước động;
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.Những kẻ đau_ốm , mù_quáng , tàn_tật , bại xuội nằm tại đó rất đông , chờ khi nước động ;
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.sotto i quali giaceva un gran numero di infermi, ciechi, zoppi e paralitici
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.tes jazia grande multidão de enfermos, cegos, mancos e ressicados [esperando o movimento da água.]
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.v ktorých ležalo veliké množstvo nemocných: slepých, kuľhavých, vyschlých, očakávajúcich hnutie vody.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.V teh je ležala množica bolnikov, slepih, hromih, sušičnih, ki so pričakovali gibanja vode.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.W tych leżało mnóstwo wielkie niedołężnych, ślepych, chromych, wyschłych, którzy czekali poruszenia wody.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.В них лежало велике множество недужих, слїпих, кривих, сухих, що дожидали движення води.
Bu eyvanların altında kör, kötürüm, felçli hastalardan bir kalabalık yatardı.В них лежало великое множество больных, слепых, хромых, иссохших, ожидающих движения воды,