Ana içeriğe geç
Sözlük

hastalar ile cümle

hastalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Merasim ve ziyaretleri idare edip, hastalara dua eder, muhtaçlara yardım eder.Przygnębieni, zrozpaczeni, wzywali pomocy boskiej i ludzkiej."
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.W 60% przypadków w przeciągu roku następuje jednak drugi atak.
Hastaların %60'ı ölür.Do 90% chorych umiera.
HIV 'e yakalanmış hastaların yaklaşık %90 ı HSV2 ile de enfektedir.Niecałe 0,5% mieszkańców Nigru choruje na AIDS lub było nosicielem wirusa HIV.
1979 - 1984 yılları arasında hemofili hastalarının %90'ından fazlasına HIV bulaştırıldığı düşünülmektedir.W latach 1979–1984 niemal 90% dawców również zostało zakażonych wirusem HIV.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.65% osób z genotypem 4 przez okres 48 tygodni po leczeniu.
Bu grup hastalarda en etkin tedavi cerrahidir.W stadium tym są najgorsze rokowania, co do wyników leczenia.
Özellikle hastanede yatan hastalarda görülür.Dotyczą szczególnie praw pacjentki w otoczeniu szpitalnym.
Hastaların %90’ı doğurganlık yaşındaki kadınlardır.5% kobiet po porodzie.
Etkili antitüberküloz tedavi alan hastaların bulaştırıcılığı iki hafta içerisinde sona ermektedir.Tak poprowadzone leczenie chirurgiczne można zakończyć w wieku 2 lat.
Önce katilleri adaletin önüne çıkararak cezalandırmaya çalışır ama akıl hastalarına karşı bir şey yapamaz.Ma jednak swoje zasady i poluje tylko na przestępców, nie krzywdząc ludzi uczciwych.
Hastaların bir kısmı, tanıdan sonra bir yıl içerisinde ölmektedir.Niemal połowa chorych umiera w ciągu 10 lat od momentu rozpoznania.
Bu ilaç, düşük doz kullanması gereken hastaların ihtiyacını karşılıyor.Oto lekarz ma pacjenta wymagającego dużych dawek rzadkiego leku.
Ağır böbrek yetmezliği olan diyaliz hastalarında günlük toplam doz 7.5 mg'ı aşmamalıdır.U pacjentów dializowanych z ciężką niewydolnością nerek nie należy stosować dawki większej niż 7,5 mg na dobę.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV jest przyczyną przewlekłego zakażenia u 50–80% zakażonych.
Hastalar bu yönden yakından izlenmelidir.Należy bacznie obserwować pacjentów pod kątem wystąpienia tego objawu ubocznego.
B-Blokör kullanan hastalarda epinefrin etkili olmayabilir.Adrenalina może nie zadziałać u osób przyjmujących β-blokery.
Hastaların çoğu çocuktur.Większość żołnierzy to dzieci.
Bu özellikle araç kullanan hastalar için önemlidir.Tyczy się to szczególnie pacjentów z nadwagą.
Hastalar için balkonunda da birer yatak vardı.W obozie była izba chorych.
Daha sonraki hastalara da aynı tedavi yöntemi uygulanmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır.Próby wyleczenia innych pacjentów tą samą metodą zakończyły się jak dotąd sukcesem jedynie w jednym wypadku.
Durum hastalar yönünden de mutsuzluk vericiydi.Pogarsza także jakość życia chorych.
Ayrıca bazı hastalara radyoterapi de uygulanır.U części chorych konieczne jest adiuwantowa radioterapia.
L-Ksiluloz, L-ksiluloz redüktazındaki eksiklikten kaynaklanan pentozüri hastalarında idrarda birikir.L-Ksyluloza gromadzi się w moczu u pacjentów na pentosurię, z powodu niedoboru reduktazy L-ksylulozy.
Örneğin okul ücretsizdir ve hastaları tedavi etmek devletin görevidir.Szczepienie jest dobrowolne i na koszt państwa.
Böbrek yetmezliği olan hastalarda uygulanacak günlük doz yarıya indirilmelidir.Comiesięczne badanie piersi powinno być szeroko propagowane.
İyi huylu insülinoma hastalarının çoğu cerrahi yöntemile tedavi edilebilir.Mimo dobrych wyników, część pacjentów kwalifikuje się do leczenia chirurgicznego.
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.Dzieci początkowo rozwijają się prawidłowo, ale choroba powoli postępuje.
Tüp hastada acıya neden olmaz ve hastaların yine de dışarıdan beslenmelerine engel olmaz.Zbigniew Gaciong Dlaczego pacjenci nie biorą leków?
Birleşik Devletler ve Kanada’daki hastaların 5–50% kadarı durumlarından haberdardır.Så få som 5–50 % av de som infekterats i USA och i Kanada är medvetna om det.
Hastanede tedavi edilen hastaların %90'ından fazlası ilk verilen antibiyotiklerle düzelir.För de som behandlas på sjukhus förbättras 90 % med det antibiotika som först administreras.
Hastaların yaklaşık %50’si herhangi bir tedavi almaksızın birkaç gün veya hafta içerisinde iyileşir.Cirka 50 % av drabbade tillfrisknar inom några dagar eller veckor utan behandling.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Det beräknas att 20 procent av alla diabetiker i USA är omedvetna om sin sjukdom.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV ger upphov till kronisk infektion hos 50–80 % av de som infekterats.
Sonuç olarak, SDBY bulunan aHÜS hastalarının çoğu kötü prognozla ilişkili olarak kronik diyalize gider.Följaktligen genomgår de flesta aHUS-patienterna med ESRD kronisk dialys vilket associeras med dålig prognos.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Läkare kan också uppmuntra patienterna att be deras partners söka vård.
ÇÇAH. hastalarının yaklaşık %50'si epilepsi hastasıdır.Av dessa barn får 65 % dessutom epilepsi.
Eğer erken tedavi olursa, hastaların %80'inde sekiz hafta süre ileantibiyotik kullanımı etkilidir.Vid tidig behandling med antibiotika under åtta veckor uppvisas effekt hos 80% av människor.
Girişimsel tedaviye ihtiyaç duyulan hastaların çoğunluğunda uygulanabilen başlıca yöntemdir.Primärvården ger den vård som de flesta patienter har behov av.
Hastaların sadece küçük bir bölümünde cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmaktadır.Endast en liten andel av de drabbade behöver kirurgiska ingrepp.
Antibiyotiklerin görülmesinden önce hastaneye yatırılan hastalardaki ölüm oranı genellikle %30'dur.Innan det fanns antibiotika var dödligheten hos sjukhusinlagda i normala fall 30 %.
Hastaların yarıdan fazlası son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) dahil böbrek hasarı yaşar.Mer än hälften av patienterna upplevde njurskador, inklusive kronisk njursvikt (ESRD).
Bunlar genellikle yaşlı hastalarda daha ciddi sonuçlar verir.Det senare är mer vanligt förekommande hos äldre patienter.
Radyasyon Onkolojisi ve Tıbbi Onkoloji (Medikal Onkoloji), kanserli hastaların takip ve tedavisini yapar.Onkologiska klinikens uppgift är utredning och behandling av patienter med cancersjukdomar.
Astım hastalarının genelde kaşınma veya mide ya da barsak semptomları yoktur.Personer med astma har i normalfall ingen klåda eller mag- och tarmsymtom.
Bu nedenle bazı hastaların ailelerinde de hastalık görülebilmektedir.Det kan därför rädda livet för vissa patienter.
SDBY bulunan aHÜS hastaları genellikle 5 yıllık sağ kalım oranı %50 civarında olan diyalize yönlendirilir.Patienter med aHUS som har ESRD går vanligtvis på dialys, vilket har en 5-årig överlevnadpå ungefär 50 %.
Uyku apnesi olan hastalar kilo vermekte çok zorlanırlar.Personer med PTSD har med andra ord svårt att behålla sömnen.
Bu yolla diğer hastalara ilaç temin etmekteydiler.Därefter försökte han att bota de nyinsjuknade patienterna.
Kistik fibroz hastaları P. aeruginosa enfeksiyonlarına özellikle yatkındırlar.Patienter med kateter har en ökad risk att drabbas av UVI orsakad av P. aeruginosa.
Yaşadığı süre içinde 15'i aşkın eyalette ve Kanada'da akıl hastaları için özel hastaneler kuruldu.Under medeltiden fanns det 15 Helgeandssjukhus i Sverige och 7 i Skåne.
Hastalar bir sesi gerçekten duyduklarını fakat onları anlamlandıramadıklarını ifade etmişlerdir.Patienten kunde förstå vad som sades men förmådde inte utrycka sig begripligt.
Yaşlı hastalarda doz ayarlaması gerekmez.Man kan inte lära en gammal hund att sitta.
Hastaların hepsi bu belirtileri tecrübe etmez.Dock är det inte alla patienter som är villiga att tolerera sidoeffekterna av dessa läkemedel.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.Cirka 65 % av de personer som har genotyp 4 uppnår kvarstående svar efter 48 veckors behandling.
Bu hastalığa yakalanmış hastaların yaklaşık %25 kadarında daha farklı belirtiler görülmüştür.Mer än hälften av alla patienter botas på detta sätt.
Sarımsak ve soğan, sağlık için kullanıldı ve astımlı hastaları rahatlatacağı kabul edildi.Lök och vitlök användes för att främja god hälsa och ansågs lindra symtom på astma.
Tedavi edilen hastaların yüzde yirmisi küçük hasarla iyileşir.Upp till 90% av de patienter som har paroxymalt flimmer kan bli botade.
Bu ilaç, düşük doz kullanması gereken hastaların ihtiyacını karşılıyor.Är läkemedlet effektivt för de patienter som det är avsett för?
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Om sjukvårdsanställda vaccineras minskar risken för viruspneumoni bland deras patienter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod