hastalığı ile cümle

hastalığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Hastalığın nadir görüldüğü yerlerde 12 aylıkken uygulanması uygundur. canlı aşı.Se consideră rezonabilă administrarea la vârsta de douăsprezece în zonele unde boala nu este găsită des.
Hastalığın aşısı yoktur.Nu există vaccin disponibil.
Temizlik ve hijyeni geliştirmek de hastalığın yayılmasını yavaşlatır.De asemenea, luarea măsurilor pentru sporirea curățeniei și a salubrizării va diminua răspândirea acesteia.
Genelde bir hastalığın belirtisi değil, bulgudur.Letargia nu este de cele mai multe ori o boală în sine, ci un simptom.
Hastalığın bir diğer adı olan “kırık kemik ateşi” ağrının ne denli şiddetli olabileceğini ifade eder.Denumirea colocvială a bolii, „febra oaselor rupte” indică intensitatea durerilor osoase.
Hastalığı önlemek için en iyi yapılabilecek sigara içmemektir.Singurul mod eficient prin care boala poate fi prevenită este de a nu fuma.
Tüm bunlara Reyno hastalığı iki bacağını da kestirmek zorunda kaldı.Ulterior boala s-a răspândit și a fost nevoie de o amputare totală a ambelor picioare.
Ayrıca romatoid hastalığına da iyi gelmektedir.Deasemenea există uveite în cadrul bolilor reumatologice.
Hastalığın görülme sıklığının 2014 yılına kadar bu alanlarda arttığı gözlenmiştir.S-a observat o creștere în aceste zone și în perioada de până la 2014.
Hastalığı ile bir yıllık mücadelesinden sonra, 13 Eylül 2003 tarihinde vefat etti.După o perioadă de agravare a bolilor, a murit la 30 decembrie 1992.
Ancak bu durum da hastalığın tanınması için fırsat yarattı.Această boală a fost pentru el ocazia unei aprofundări a credinței sale.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.Viroza respiratorie este cea mai obișnuită boală umană și toți oamenii de pe glob sunt afectați de ea.
Hastalığın belirtileri 1947 yılında ortaya çıkmıştı.Rata maximă a deceselor s-a înregistrat în 1947.
Ayrıca, viseral hastalığın teşhisi kan testleri aracılığıyla konulabilir.În plus, forma viscerală poate fi diagnosticată prin analiză de sânge.
Şifalı ılıcalarda, birçok hastalığın iyileşmesinde yararlanılan birçok kaplıca bulunur.Auzindu-se de această minune, au început să vină aici o mulțime de bolnavi în speranța vindecării.
Hastalığın etkeni prion denilen enfeksiyöz karakterde bir proteindir.Agentul infecțios al ESB este considerat a fi un tip de proteină numit prion.
Etkilenmiş bir çocuğu olan ailelerde hastalığın tekrarlama riski % 25'tir.Riscul de recurență în familie, după nașterea unui copil afectat de această boală este de 25%.
1891, 29 Mart günü difteri hastalığından öldü.La 23 decembrie 1796, Ludwig a murit de difterie.
Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı.Cu puțină vreme înainte de nuntă s-a îmbolnăvit grav de tuberculoză.
Hastalığın etiyolojisi kesin olarak ortaya konulamamıştır.Etiologia bolii nu este cunoscută.
Kabakulak aşısı, kabakulak hastalığını güvenli bir şekilde önler.Vaccinul anti-oreion previne în condiții de siguranță oreionul.
DSÖ, dang hastalığının bu eski ayrımının basitleştirilmesi gerektiğine karar verdi.OMS a decis că modul vechi de clasificare a febrei denga trebuie simplificat.
Antibiyotiklerle tedavi hastalığın kötüleşme olasılığnı düşürür.Tratamentul cu antibiotice reduce riscul agravării bolii.
Bu hastalığın aşısı yoktur.Un vaccin împotriva bolii nu există.
Böylece hastalığa yakalanan kişi sayısı azaltılabilir ve hastalığın yayılma hızı düşürülebilir.Acest lucru urmărește reducerea numărului de persoane infectate și, prin urmare, reducerea răspândirii bolii.
Tek doz oral steroid hastalığı tedavi edebilir.Afecțiunea poate fi tratată prin administrarea unei singure doze de steroizi pe cale orală.
Kimi yazarlar hastalığın tanımının viral kanamalı ateşe ya da nekrotizan fasiite benzediğini ileri sürdü.Un scriitor aseamănă descrierea cu cea a unei febre hemoragice virale sau fasceită necrozantă.
Son yıllarında parkinson hastalığı ile mücadele etti.În țară în ultimii ani, au luat ființă multe asociații a bolnavilor de Parkinson.
Bir dönem hastalığı atlatsa da sonradan durumu ağırlaşır.Boala de care suferea de vreo câțiva ani se agravează.
Sağlığın ve hastalığın nasıl bilineceğini bildirir."Află cum a învins boala”.
1946'da hastalığı nedeniyle emekliye ayrıldı.În 1911 se pensionează pe motiv de boală.
Nedeni bilinmeyen bu hastalığın tedavisi yoktur.Nu există nici un tratament cunoscut pentru această boală.
2003 yılında Alzheimer hastalığına yakalandı.În 2003 i-a fost diagnosticată demența senilă.
Ayrıca bu aşı, dolaşımdaki enfeksiyonların sayısını azaltarak aşılanmayan çocuklarda da hastalığı önleyebilir.Acest vaccin poate preveni bolile copiilor nevaccinați prin a reduce numărul de infecții în general.
Tom'un hastalığının nedeni aşırı yemekti.Cauza bolii lui Tom a fost supraalimentarea.
Tom'un hastalığının nedeni aşırı yemekti.Cauza bolii lui Tom a fost mâncatul excesiv.
Şubat 1998'de şeker hastalığı nedeniyle sağ bacağını kaybetti.1998 februárjában cukorbetegsége miatt le kellett amputálni a jobb lábát.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.A meghűlés a leggyakoribb emberi betegség és az egész világon mindenkit érinthet.
70'i aşkın ülkede yaklaşık 700 milyon kişi, hastalığın yaygın görüldüğü bölgelerde yaşamaktadır.Több mint 70 országban mintegy 700 millió ember él olyan területeken, ahol a betegség gyakori.
Hastalığın bu ağır türüne ilk kez 1953 yılında Filipinler’de rastlandı.A betegségnek e súlyos fajtáját először 1953-ban jelentették a Fülöp-szigeteken.
Hastalığın ilerleyen günlerinde (4 ila 7 gün) görüntü kızamık gibi olabilir.A betegség későbbi szakaszában (a 4–7. napokon) a kiütés a kanyaróhoz hasonlíthat.
Hasta olan kişilerin cerrahi maske takması da hastalığı önleyebilir.Az orvosi maszk betegek általi viselése is megelőzheti a betegséget.
Bir insanda görülen hastalığın türü, enfeksiyona sebep olan Echinococcus türüne bağlıdır.Az emberben előforduló betegség típusa attól fugg, melyik Echinococcus okozta a fertőzést.
Tansiyonun 5 mmHg düşürülmesi felç riskini %34 ve iskemik kalp hastalığı riskini %21 azaltabilir.Ha a vérnyomás 5 mmHg-rel csökken, 34%-kal csökken a stroke kockázata és 21%-kal az isémiás szívbetegségé.
Hastalığın bulaştığı kişiyle yakın temas yoluyla da yayılabilir.Terjedhet egy fertőzött személlyel való közeli érintkezés útján is.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.A betegséget gyakrabban terjesztik gyermekek mint felnőttek.
Hastalığın bir diğer adı olan “kırık kemik ateşi” ağrının ne denli şiddetli olabileceğini ifade eder.A betegség egy másik elnevezése, a „csonttörő láz” arra utal, hogy mennyire súlyos is lehet ez a fájdalom.
Hastalığın erken evresinde enfeksiyon, ağrısız bir nodül veya bölgesel şişlik ile karakterizedir.A fertőzés korai szakaszában fájdalommentes nodulus vagy duzzanat jelentkezik.
Hastalığın gidişatı kötüdür.A betegség kórjóslata rossz.
Bu hastalığın teşhisi genellikle hastalığın işaretlerine ve belirtilerine dayanılarak konulabilir.A betegséget rendszerint a betegség jelei és tünetei alapján lehet diagnosztizálni.
Bazı Doğu Bloğu ülkelerinde artrit hastalığının ev tedavisi için kullanılır.A keleti blokk több országában is a köszvény házi kezelésére használják.
Anafilaksiden ölen çocukların %90’ından fazlasında astım hastalığı vardır.Az anafilaxiában meghalt gyermekek több, mint 90%-a szenvedett asztmában.
Rush raporda genellikle hastalığın daha resmi ismi olan "tekrarlayan safra humması" ifadesini kullandı.Ebben a beszámolóban Rush legtöbbször a formálisabb „epebajos váltakozó láz” nevet használta.
Virginia'nın hastalığının stresi nedeniyle Poe daha da fazla içki içmeye başladı.A felesége állapota okozta nyomás miatt Poe egyre többet ivott.
Chou ve Hsiao'ya göre hastalığın Tayvan üniversite öğrencileri arasında görülme sıklığı %5.9'dur.Kinujo (絹代; Hepburn: Kinuyo?) és Nao (ナオ?): Sizuku barátai az iskolában.
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.A diagnosztikai vizsgálatok nem tudják megkülönböztetni a betegség különböző szakaszait.
Bazı hastalıklara neden olurlar (uyku hastalığı vs.).Ahhoz, hogy bizonyos betegségekben (pl.
Bu yüzden hastalığın tanısında genetik testler güvenilir bir seçenek oluşturmaz.Ezért a genetikai vizsgálat nem jelent megbízható opciót a betegség diagnosztizálására.
Kişinin dang hastalığı şiddetli ise, kanı incelendiğinde başka değişiklikler de görülebilir.Ha a betegnek súlyos dengue-fertőzése van, más változások is láthatók a vérben.
Bu hastalığın ekonomik maliyetinin yılda 3 milyar Amerikan Doları civarında olduğu tahmin edilmektedir.A betegség gazdasági költségét évi 3 milliárd amerikai dollárra becsülik.

İlgili Sayfalar