hastalığı ile cümle
hastalığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İngiliz Toraks Derneği hafif hastalığı olan kişilere antibiyotiklerin verilmemesini tavsiye etmektedir.British Thoracic Society rekommenderar att antibiotika undanhålls för de som är lindrigt sjuka.
Charleston'a taşınan Lucas ve Keith, Dan'in hastalığını haber aldıklarında çok geçmeden Tree Hill'e dönerler.När Lucas och Keith får reda på att Dan fått en hjärtattack åker de tillbaka till Tree Hill.
Ayrıca, viseral hastalığın teşhisi kan testleri aracılığıyla konulabilir.Utöver det kan visceral infektion även diagnosticeras via blodprov.
Gine solucanı hastalığı eski çağlardan beri bilinmektedir.Infektion av guineamask har kunnat påvisas sedan antiken.
Hastalığın erken evresinde enfeksiyon, ağrısız bir nodül veya bölgesel şişlik ile karakterizedir.Tidigt infektionsförlopp karakteriseras av smärtfria noder eller svullnad i området.
Hastalığın bu ağır türüne ilk kez 1953 yılında Filipinler’de rastlandı.Denna allvarliga form av dengue beskrevs först på Filippinerna år 1953.
Hastalığın ilerlemesinin ӧnlenmesi iҫin tehlike altındaki nüfusuta T.b.g iҫin kan taraması uygulaması gerekir.För att förebygga allvarlig sjukdom screenar man riskpopulationer med blodtester för T.b.g.
Hastalığın iki tipi vardır.Det finns två former av sjukdomen.
Hastalığın belirtileri diğer bir dizi hastalığa benzediğinden, teşhisi için kan testi gereklidir.Diagnos kräver blodprov då symptomen liknar de från ett antal andra sjukdomar.
Bu tabir hastalığın kötü bir ruhtan geldiğinden bahsediyor.Denna fras beskriver att sjukdomen orsakas av ond ande.
13 Mayıs - Stockholm'de Çiçek hastalığı salgını baş gösterdi.16 maj – Smittkoppor konstateras i Stockholm.
Hastalığın bulaştığı insanların yanındayken yüz maskesi takılması faydalı olabilir.Det kan vara bra att bära ansiktsmask när man är nära infekterade personer.
İdyopatik interstisyel pnömoni veya bulaşıcı olmayan pnömoniler difüz akciğer hastalığının bir sınıfıdır.Idiopatisk interstitiell pneumoni eller icke-infektiös pneumoni är en klass av diffusa lungsjukdomar.
İnsanlarda Creutzfeldt-Jakob hastalığının bir çeşidine (vCJD) neden olduğu düşünülmektedir.Det finns ett par sätt att få reda på om en person har Creuzfeldt-Jakobs sjukdom.
Hastalığın 3 veya 4. evresinde nüksetme oranları yüksektir.Hos de med grad 3 eller 4 av sjukdomen är recidiv vanligt.
Hastalığın Vakaları yalnızca Afrika ve Arabistanda görülmüştür.Utbrott eller epidemier av sjukdomen har endast skett i Afrika och på Arabiska halvön.
Ancak Parkinson hastalığı'na yakalandı.Lyng avled i Parkinsons sjukdom.
Eğer bir kişi hastalığın kritik evresini atlattıysa, furosemid (Lasix) gibi bir kıvrım diüretiği verilebilir.Personer som inte längre är kritiskt sjuka kan få loop-diuretika som furosemid (Lasix).
Endometriyozis hastalığının kadınlarda görülme oranı % 2 ile % 5 arasındadır.Förekomsten av endometrios, hos kvinnor i fertil ålder, ligger mellan 2–15 procent.
Hastalığın görülme sıklığının 2014 yılına kadar bu alanlarda arttığı gözlenmiştir.I dessa områden har man sett en ökning under åren fram till 2014.
5 Nisan 2017'de kronik hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmiştir.Han avled den 5 februari 2017 efter en kort tids sjukdom.
Son iki yılını hastalığı nedeniyle eve bağlı olarak geçirdi.Hon levde sina sista år i avskildhet på grund av sjukdom.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Att behandla de med taeniasis är viktigt för att undvika vidare spridning.
İlaçla tedavi, hastalığın kontrol altına alınması içindir.Jag vill ge dig vatten för att bota sjukdomar.
Bu hastalığın aşısı yoktur.Det finns inget vaccin mot sjukdomen.
Bunların çoğu eşcinselliği "akıl hastalığı" olarak tanımlıyordu.Detta innebar att homosexuella i hela världen betraktades som sinnessjuka.
Bazı Doğu Bloğu ülkelerinde artrit hastalığının ev tedavisi için kullanılır.Drycken används i flera länder i det gamla Östblocket som ett botemedel mot artrit.
Hadrianus bu dönemde hastalandı ancak hastalığını ne olduğu bilinmiyordu.Han hade då drabbats av hepatit, men insåg inte hur sjuk han var.
2011 yılında kendisine Basedow hastalığı teşhisi kondu.I juni 2010 diagnostiserades hon med Basedows sjukdom.
Bu proteinler, hastalığın, grip benzeri belirtiler edinmesine ve dang ile gelen yoğun ağrılara sebep olur.Dessa proteiner orsakar den feber, de influensaliknande symptom och de svåra smärtor som uppstår vid dengue.
Hastalığın bir diğer adı olan “kırık kemik ateşi” ağrının ne denli şiddetli olabileceğini ifade eder.Sjukdomens öknamn, "benbrytarfeber", beskriver hur svår smärtan kan vara.
Kişinin dang hastalığı şiddetli ise, kanı incelendiğinde başka değişiklikler de görülebilir.Om personen har svår dengue, kommer det också finnas andra förändringar som syns om blodet studeras.
Bu yüzden hastalığın tanısında genetik testler güvenilir bir seçenek oluşturmaz.Genetisk testning utgör därför ett opålitligt alternativ för diagnostisering av sjukdomen.
Dang hastalığı, mikrobiyoloji ve mikrobiyolojik laboratuvar testleriyle teşhis edilebilir.Denguefeber kan diagnostiseras genom mikrobiologiska laboratorietester.
Ekim 2010'da Parkinson hastalığına yakalanmıştır.Avled i maj 2012 i Parkinsons sjukdom .
Şubat 1998'de şeker hastalığı nedeniyle sağ bacağını kaybetti.Redan i juli fick han dock problem med höger axel.
Bu virüslerin arasında HIV, HSV, SARS ve çiçek hastalığı virüsü vardır.Till den sistnämnda kategorin hör smittkoppor, SARS och Ebola.
Guillian-Barre sendromu, otizm ve inflamatuvar bağırsak hastalığının arttığı görülmemektedir.Risken för Guillian-Barrés syndrom, autism och inflammatorisk tarmsjukdom är inte förhöjda.
Rush raporda genellikle hastalığın daha resmi ismi olan "tekrarlayan safra humması" ifadesini kullandı.I rapporten använder Rush oftast det formella namnet ”bilious remitting fever” (”återkommande gallfeber”).
Ancak antikor testleri kişinin dang hastalığı enfeksiyonunun geç evrelerinde olduğunu doğrulayabilir.Däremot kan antikroppstest bekräfta att en person har denguefeber i senare stadier av infektionen.
Akromegali hastalığının %90 ı hipofiz bezindeki tümörden kaynaklanır.I cirka 99 av 100 fall uppstår akromegali till följd av adenom i hypofysen.
Gut hastalığına tutulması nedeniyle geri döndü ve sadece üç ay sonra öldü.Han tvingades dock återvända hem pp. g.a. sjukdom efter endast 3 månader.
Bu hastalığın bulunduğu çok sayıda kişiye tanı konmadığı düşünülmektedir.Det tros finnas ett betydande antal människor med denna sjukdom som inte blivit diagnosticerade.
Siyatik hastalığıÖgonsjukdomar
Bu hastalığın teşhisi genellikle hastalığın işaretlerine ve belirtilerine dayanılarak konulabilir.Diagnos kan oftast sättas baserat på tecken och symptom förknippade med infektionen.
Hastalığın başlangıcında her zaman güvenilir bir ayırt edici olmayabilir.I början av sjukdomsförloppet upplevs ofta inga symptom alls.
Bu madde tifüs hastalığı hakkındadır.Den här artikeln handlar om typografi.
1909’da Paul Ehrlich arsenik ihtiva eden bir organik bileşiğin frengi hastalığını tedavi ettiğini buldu.1909 - Paul Ehrlich inför salvarsan, en arsenikorganisk förening, för behandling av syfilis.
Huntington hastalığı (HD), genetik bir nörolojik hastalıktır.Huntingtons sjukdom (HS) är en ärftlig, fortskridande neurologisk sjukdom.
Ancak annesi hastalığından dolayı vefat eder.Mamman avled senare av sin sjukdom.
Ancak çoğu durumda hastalığın ciddiyeti ileri seviyede değildir.I de flesta fall finns ingen bakomliggande allvarlig sjukdom.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Alzheimers sjukdom är en demenssjukdom.
Hastalığı atlatmasına rağmen yorgun olduğu zamanlarda etkisi hala gözükmektedir.Han har återhämtat sig, men effekterna av sjukdomen är fortfarande synliga, särskilt när han är trött.
Zamansal olarak, hemiplejik ataklar bu hastalığın ilk belirtisidir.Vanligen är hudutslag ett första tecken på sjukdomen.
Hastalığın nedeni belli değildir.Orsaken till sjukdomen är oklar.
Trahom hastalığının ardından körlüğün en yaygın ikinci sebebidir.Det är den näst vanligaste infektiösa orsaken till blindhet.
Şistozomiyaz, en yüksek ekonomik etkiye sahip asalak hastalığı olarak sıtmanın hemen ardından gelmektedir.Schistosomiasis är den parasitsjukdom som har näst störst ekonomisk inverkan efter malaria.
Agas: Hastalığın iblisi (kadın).Ebixa (memantin) - mot Alzheimers sjukdom.
Hastalığın aşısı yoktur.Det finns inget vaccin.
Son yıllarında Alzheimer hastalığına yakalanmıştı.Under de sista åren av sitt liv led han av Alzheimers sjukdom.