hastalığı ile cümle

hastalığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İnsanlarda bu hastalığın önlenmesi, hayvanların bu hastalığa karşı aşılanmasıyla sağlanmaktadır.Dierenartsen Zonder Grenzen is trots op zijn bijdrage aan het uitroeien van deze ziekte.
Hastalığım yüzünden ayrılamadım.Door mijn ziekte ben ik niet vertrokken.
Hastalığım yüzünden gidemedim.Door mijn ziekte ben ik niet vertrokken.
Kız arkadaşını şeker hastalığından kaybetti.Hij heeft zijn vriendin verloren aan diabetes.
Ai, 1993'te babasının hastalığı sebebiyle Çin'e geri döndü.W 1993 roku z powodu choroby ojca powrócił do Chin.
Tıpkı Prens Prospero gibi Poe da bu hastalığın ölümcüllüğünü göz ardı etmekteydi.Tak jak książę Prospero, Poe starał się ignorować śmiertelność choroby.
Poe hikâyeyi yazdığında, eşinde hastalığın belirtileri yeni yeni görülmeye başlamıştı.Kiedy Poe je pisał, u jego żony dopiero zaczynały pojawiać się symptomy choroby.
Virginia ertesi gün, beş yıl süren hastalığı sonucunda, 30 Ocak'ta öldü.Virginia zmarła następnego dnia, 30 stycznia, po pięciu latach zmagania się z chorobą.
Anafilaksiden ölen çocukların %90’ından fazlasında astım hastalığı vardır.Ponad 90% dzieci zmarłych w wyniku anafilaksji cierpiało na astmę.
Bu hastalığı ilk olarak Alois Alzheimer tanımlamıştır.Zostały opisane po raz pierwszy przez Aloisa Alzheimera.
Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir.Dotychczas ustalono, że krótkoterminowe efekty choroby na danym obszarze mogą być poważne.
Bu ilaçlar aynı zamanda hastalığın yayılmasını da azaltır.Leki redukują także rozprzestrzenianie się choroby.
O, bu organizmalar mide hastalığı ile ilgili olabileceğini önerdi.Zasugerował, ze organizmy te mogą być związane z chorobą wrzodową.
Geçmişte "hastalıkların kralı ve kralların hastalığı" veya "zengin hastalığı" olarak anılmıştır.W przeszłości nazywano ją „królową chorób i chorobą królów” lub „chorobą bogaczy”.
Gut geçmişte "kralların hastalığı" veya "zengin hastalığı" olarak bilinmektedir.W przeszłości dnę nazywano „chorobą królów” lub „chorobą ludzi bogatych”.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Choroba von Willebranda jest najczęstszą wrodzoną skazą krwotoczną.
1931 yılında hastalığından ötürü emekli olduğunu açıkladı.W 1931 roku z powodu choroby przeszedł na emeryturę.
Michael Jackson'ın teninin açılması vitiligo hastalığından ötürüdür.Michael Jackson deklarował, iż kolor jego skóry zmienił się z powodu choroby vitiligo.
2015 yılı itibarıyla, hastalığın erken aşamalarında ölüm vakasına rastlanmamıştır.W czerwcu 2015 podano informację, że z powodu choroby nie pamiętał nic ze swojego dawnego życia.
Hasta olan kişilerin cerrahi maske takması da hastalığı önleyebilir.Zapobiec zarażeniu może też pomóc noszenie masek chirurgicznych przez chore osoby.
14 Şubat 2003'te, Dolly ötenazi edildi çünkü ilerleyen bir akciğer hastalığına ve ağır artrite sahipti.14 lutego 2003 roku Dolly została uśpiona z powodu postępującej choroby płuc.
Bununla birlikte, "Sue" olarak bilinen Tyrannosaurus rex türünün gut hastalığına yakalandığına inanılmaktadır.Uważa się jednak, że na dnę cierpiał okaz gatunku Tyrannosaurus rex znany jako "dinozaur Sue".
1 Mayıs 2007'de ender görülen bir kan hastalığı olan polycythemia veraya yakalandığını açıkladı.1 maja 2007 Alderete ogłosił, że zdiagnozowano u niego rzadką chorobę krwi o nazwie czerwienica prawdziwa.
Hastalığın bu ağır türüne ilk kez 1953 yılında Filipinler’de rastlandı.Ta ciężka postać dengi odnotowana została po raz pierwszy na Filipinach w 1953.
Dang hastalığının erken evrelerinde bütün bu testler negatif sonuç verebilir.Na wczesnym etapie choroby wszystkie badania mogą wyjść ujemnie.
Ancak hastalığı ve yaşlılığı nedeniyle azledildi.Wkrótce jednak został zwolniony z uwagi na podeszły wiek i chorobę.
Aynı alan hastalığın zamanla yayılmasını nitelendirmek amacı ile tekrar tekrar ziyaret edilmektedir.Ten sam obszar wizytuje się powtórnie, by scharakteryzować szybkość rozprzestrzeniania się choroby.
Hastalığın iki tipi vardır.Wyróżnia się dwie postaci choroby.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Zarażenie często wygasa nie pozostawiając trwałej odporności.
Bu da obezite hastalığının artışında yüksek bir etkiye neden olur.Zawsze ma związek z nasileniem zjawiska insulinooporności.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Cierpi na chorobę Alzheimera.
Kraliçe kendi tahtınıda tehlikeye atarak ondan kralın gerçek hastalığının sebebini bulmasını ister.Bowiem się wstydził wyjawienia jej przyczyn choroby w domu króla.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Ślinienie się lub typowy wygląd ciężko chorego pacjenta mogą wskazywać na inną chorobę.
Bazı araştırmacılara göre çiçek hastalığından ölmüştür.Niektórzy badacze twierdzą jednak, że zmarł z wyczerpania.
Ancak Parkinson hastalığı'na yakalandı.Cierpiał na chorobę Parkinsona.
Yaklaşık 30 yıl önce, "Konjenital kalp hastalığı" tanısı ölümcül olarak kabul edilirdi."Przez blisko kilkaset lat nostalgię uznawano za chorobę psychiczną".
Dünya genelinde yaklaşık olarak 500 milyon insan ya Hepatit B ya da Hepatit C hastalığı taşımaktadır.Ocenia się, że już ponad 500 milionów chorych było lub jest leczonych biolekami.
Yaklaşık dört yıl boyunca siroz hastalığıyla mücadele etti.Przez sześć lat walczyła z nieuleczalną chorobą.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beri-beri – choroba układu nerwowego, której przyczyną jest niedobór witaminy B1.
Şeker hastalığı nedeniyle iki bacağı kesildi.Przeszedł amputację obu nóg i chorował na cukrzycę.
Bu hastalığın ardından bakteri ve deri enfeksiyonları gerçekleşebilir.Przy dłuższym podawaniu mogą wystąpić wtórne zakażenia bakteryjne i grzybicze.
Bu hastalığın genetik olduğu da düşünülmektedir.Choroba ta uwarunkowana jest genetycznie.
Günümüzde hasta akciğerlere yapılan histopatolojik muayene ile hastalığın tanısı ortaya konulabilmektedir.Podnoszona była kwestia zaburzeń poznawczych obecnych w epizodzie depresyjnym.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.Choroba ta częściej występuje u dzieci niż u osób dorosłych.
Bununla birlikte klinik bulgular da hastalığı düşündürür."Jest pewne, że koty potrafią wykryć chorobę".
Bu hastalığın ölüme yol açması çok nadirdir.Choroba rzadko prowadzi do zgonu.
70 yaşındayken AIDS hastalığında öldü.Zmarł na AIDS w wieku 47 lat.
Fransız doktor Jean Landry, 1859'da, hastalığı ilk tanımlayan kişi olmuştur.Chorobę opisał francuski lekarz Jean Landry w 1859 roku.
Birinci derece akrabalarda bu hastalığı taşıyan birisi varsa hastalık riski 2 ila 3 kat daha yüksektir.Jeżeli w rodzinie choruje jedna osoba, jej krewni pierwszego stopnia są obarczeni 1-3% ryzykiem zachorowania.
Lastik bant ligasyonu genel olarak hastalığın 1. ila 3. evresinde birinci basamak tedavi olarak önerilir.Jest zalecany jako leczenie pierwszego rzutu w IV stadium zaawansowania.
Hastalığının tekrar ilerlemesinden ötürü görevi bıraktı.Z powodu choroby wycofał się jednak z dalszej działalności.
Şeker hastalığı için gerekli ilaç işlem sabahı alınmaz.Chorym szczepionym wcześniej nie podaje się surowicy.
Lenin'in "Sol" Komünizm, Bir Çocukluk Hastalığı isimli kitabı AKİP önderlerine karşı yazılmıştır.Niemniej jednak został skrytykowany przez Lenina w broszurze „Dziecięca choroba »lewicowości« w komunizmie”.
Çocukluğu astım hastalığıyla mücadele ile geçmiştir.W dzieciństwie chorował na astmę.
Kendisi günümüzde diyabet hastalığı ile mücadele etmektedir.Sama zmagała się już wtedy z gruźlicą.
Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.Ze względu na chorobę przebywał dłuższy czas na urlopie.
ASKB, bir kişilik bozukluğudur; bir akıl hastalığı değildir.Wodobrzusze jest objawem, a nie osobną jednostką chorobową.
Bu bileşiklerin Alzheimer hastalığınin başlangıcını da geciktirdiği gösterilmiştir.Mówi się tutaj o chorobie Alzheimera o wczesnym początku.
Belsoğukluğu hastalığı kişiye cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.Drogą transmisji jest kontakt seksualny z osobą zakażoną.
1946'da hastalığı nedeniyle emekliye ayrıldı.W 1946 przeszedł na emeryturę z powodu gruźlicy.

İlgili Sayfalar