hassas ile cümle
hassas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Örnek bir uygulama olarak, bir kamyonun yerini hassas olarak belirleme problemini düşünün.Como um exemplo de aplicação, consideremos o problema de determinar a localização precisa de um carro.
Televizyon kamerasının ilk prototipleri oldukça başarısız ve hassaslıktan yoksundu.As primeiras câmeras de televisão não tinham sensibilidade.
Zosimus'un Eudoksia ile ilgili yazdıkları genellikle düşmancadır ve anlattıklarının hassasiyeti şüphelidir.Porém,o relato de Zósimo sobre a vida de Eudóxia lhe é geralmente hostil e sua exatidão é duvidosa.
Bu basmak için hassas bir yoldur.É um caminho delicado para andar.
Bu da onları içinde bulundukları ortam için çok hassas ölçücü yapar.Isso também os torna sensíveis em seus ambientes.
Bu klasik deneyler artan hassasiyetle birçok kez tekrarlandı.Os experimentos foram repetidos muitas vezes desde então, com precisão crescente.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Foi alterado de Saxe-Coburgo-Gota por causa do sentimento anti-germânico no Reino Unido.
Hassasiyet, birkaç yıl sonra kısmen sağlanabilmektedir.Certamente em poucos anos saberemos com mais certeza.
Apple Kalem, basınç hassasiyeti ve açı algılama özelliğine sahiptir.Célula de Merckel, sensíveis a tacto e pressão.
Bazı hassas bilgilerin gizlendiği duruşma tutanakları Savunma Bakanlığı resmî sitesinden yayınlandı.Devido à algumas questões, todas as identidades secretas foram retiradas do banco de dados da polícia.
Çok yüksek bir hassasiyete sahiptir.Ele tem uma sensibilidade extrema.
Hassas ve duygusal biridir.Sensível e sentimental.
Çok hassas ve spesifik bir testtir.Quereis uma prova clara e sensível?
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.As mulheres são mais suscetíveis aos efeitos nocivos do fumo do tabaco do que os homens.
Nihal hassas, duygusal ve yalnız biridir.Violação é bastante infantil, sensível e solitário.
Bununla birlikte, daha karmaşık işlerde kullanılan iletkiler daha hassas şekilde ölçeklendirilmiş olabilir.Sem dúvida, questões tão complexas como essas mereceriam tratamento mais aprofundado.
Machi, sessiz, çekingen, hassas ve yalnız bir karakterdir.Tonho é tímido, humilde, sincero.
(Tabloda kalın yazılan değerler hassastır.)As legendas na coluna da direita são meramente descritivas.)
Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım.Nosso fenômeno não é genital, mas de sensibilidade, de atitude.
Apple Kalemi, iPad Pro'ya özel hassas kalemdir.Torna mais fácil o desenho electrónico no iPad Pro.
Şarkıcı parçada "duygusal" ve "hassas/incinebilir" bir ses oluşturmak için vokoder kullanmıştır.A cantora considerou usar o vocoder para criar um som "emotivo" e "vulnerável" para a faixa.
Reddedilmeye aşırı hassasiyet.A Grande Recusa Hoje.
Gündüz kelebeklerinin duyargaları (anten) çıplak olduğundan bu hassaslıktan mahrumdurlar.Bij hun dagelijkse kleding hoorde een muts gemaakt van huiden.
Sağ üstteki zehirli zakkum ise uyku ile ölüm arasındaki hassas bağlantıyı simgeliyor.De oleander rechtsboven symboliseert de fragiele relatie tussen de slaap en de dood.
Buna karşın genç filizler baharda soğuğa karşı hassastır.De hoornaar is gevoelig voor kou in de lente.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.Ze brachten er een tijd samen door in gebed; regelmatig werd een periode van vasten ingelast.
( Derinlik, insanın en kapsamlı gereksinimlerine olan hassaslığında yaratılan dengeden söz eder.(Verlichting is het uittreden van de mens uit de onmondigheid die hij aan zichzelf te wijten heeft.
Ancak Türkiye’deki durumları daha hassastır.De situatie in Bangladesh is mogelijk nog schrijnender.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.In 1886 stichtte hij zijn eigen bedrijf, de Werkstätte für Feinmechanik und Elektrotechnik te Stuttgart.
"Hassas işkollarının" (ör.Raadsman in delicate zaken).
Yönlendirme sistemi daha hassastır.De verbinding is licht-gevoelig.
Çeşitli hassas davalara bakmıştır.Hij werd met verschillende gevoelige opdrachten belast.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Als kind was hij zeer verlegen.
Ayrıca koku ve tat alma duyuları da hassastır.Ook zijn geur en smaak minder intensief.
Hadislerin aktarılması ve derlenmesi, ilk dönemden itibaren üzerinde hassasiyetle durulan bir konu olmuştur.Het terugfokken van het oerrund was evenwel vanaf het begin een wetenschappelijk omstreden zaak.
Gece kelebeklerinin işitme ve koku alma duyuları da çok hassastır.Waterbuffels horen en ruiken ook goed.
Ama ben doğuştan çok olağandışı derecede hassas ve gerginim.Lecz z natury jestem wrażliwy... nerwowy w bardzo nietypowym stopniu.
Apple Kalemi, iPad Pro'ya özel hassas kalemdir.Apple Pencil to stylus jedynie dla iPadów Pro.
Ayrıca ismi konusunda çok hassastır ve ismiyle dalga geçilmesinden hiç hoşlanmaz.Jest drażliwy i nie lubi jak ktoś sobie z niego żartuje.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Był chorowitym, delikatnym i wrażliwym chłopcem.
Hassas cihazlar nakliyat, kullanım ve saklama süresince korunmalıdır.Karta charakterystyki musi być zawsze dostępna podczas ich transportu, używania i przechowywania.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Okropny i długo utrzymujący się zapach można wyczuć z odległości 1 km.
Bu da çok hassas hesaplamalar ve tecrübe gerektirmektedir.Wymaga to dużych zasobów obliczeniowych oraz czasu.
Oksijen izotopu, oksijeninin iki izotopu arasındaki oranın hassas ölçümü üzerine kuruludur.Dodatkowo teoria ta nie wyjaśnia podobnego stosunku procentowego izotopów tlenu na obu ciałach.
Nâzım'ın Hiroşima'ya olan hassasiyeti dikkat çekicidir.Podróż do Rosji wywarła ogromne wrażenie na Hippelu.
Daha hassas deneylerin çalışmaları hala yürütülmektedir.W specjalistycznych badaniach eksperckich są stosowane bardziej złożone techniki badań emocji.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Lesionerna kan vara smärtsamma eller ömma (30 %) och kan uppträda utanför könsorganen (2–7%).
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Detta kan bero på en ökad känslighet för en västerländsk livsstil hos vissa etniska grupper.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.Under sin exil ägnade han stor del av sin tid åt sitt måleri.
Öngörülen fonksiyonların hassasiyetle gerçekleştirilme derecesini belirler.De dielektriska egenskaperna bestämmer hur känsligt ytan påverkas.
Peter Borwein yüksek hassasiyetli sayısal hesaplamalar için uygun çok hızlı yakınsak seriyi göstermişti.Peter Borwein har härlett en effektiv metod för numerisk räkning av etafunktionen.
Bunlar, zamanında (JIT) üretime hassas izleme sayesinde olanak sağlamaktadır.Vid viloplatsen kan den tidvis falla i ett stelt tillstånd (torpor).
Müzikte dalgın bir hassasiyet vardır." şeklinde anlatır.Hon har oroligt konstnärsblod i sig, säger hon.
Erozyona hassas olan bölgelere yerleştirilir.Skydd av ekologiskt känsliga områden.
Çeşitli hassas davalara bakmıştır.Vi är känsliga för olika stämningar.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından hassas türler arasına alınmıştır.Detta trots att vattendomstolen och de stora naturskyddsorganisationerna hade accepterat en exploatering.
Daha sonra, termometrenin icadından sonra, hassas sıcaklık ölçülebildi.Senare, efter att termometern uppfunnits, kunde man börja mäta temperatur hos olika fluider.
Operasyonun yöntemine bağlı olarak, hassasiyet mümkün olduğunca korunmaya çalışılmaktadır.De som bestämmer sig för att använda narkotika ska veta hur man gör det på ett så säkert sätt som möjligt.
Kuşlar bu toksik bileşiğe özellikle hassas durumdadır.Птахи також здаються особливо чутливими до цієї токсичної складової.
Örnek bir uygulama olarak, bir kamyonun yerini hassas olarak belirleme problemini düşünün.Як приклад застосування, розгляньмо задачу визначення точного положення вантажівки.