Volage gemisinin hasarı nispeten daha azdı.Stormarks tropp hadde en mindre skade.
Hasar alan gemi tahliye edilse de 40 kişi hayatını kaybetti.Av de totalt 45 personene som var ombord mistet 40 personer livet.
Kinto-un asla hasar görmez.Quanah ble aldri gjenstand for noen rettforfølgelse.
Toplam hasar 3,77 milyon dolardı.Produksjonskostnadene var på 3,7 millioner dollar.
Gemi ağır hasar görmüş olmasına karşın onarıldı ve daha sonra yeniden hizmete alındı.Skipet ble påført betydelige skader, men ble reparert.
MÖ 165'te çıkan yangında hasar görmüş ve tamir edilmiştir.Den ble ødelagt av en brann en gang rundt 165 f.Kr., men reparert.
2 Temmuz'da Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF)'nin hava bombardımanının sonucu hasar görmüştür.Den 1. mai 1982 startet Royal Air Force bombing av flyplassen.
Arabalar oyun içerisinde çok az da olsa hasar almaktadır.Skader er svært sjelden i sporten.
Krizler onun kalbinde kalıcı hasarlara yol açtı.Forholdene i konsentrasjonsleiren ødela hans helse permanent.
1990'ların başlarında sivil savaş sırasında havaalanı ağır bir şekilde hasar gördü.Godstrafikken har falt dramatisk som følge av borgerkrigen på midten av 1990-tallet.
13 kişi hayatlarını kaybettei ve şehrin önemli birçok binası hasar gördü.13 mennesker ble drept og mange av bygningene i byen ble ødelagt, noe som forsinket boligprogrammet betydelig.
Böyle bir durumun hesaplanamayacak derecede büyük hasarlara sebebiyet verebilirdi.Risikoen for slik skade kunne ikke anses ekstraordinært.
1960 Agadir depremi şehre büyük hasar verip 15,000 kişiyi öldürdü.1960 – Agadir i Marokko rammes av et kraftig jordskjelv som tar livet av mer enn 10 000 mennesker.
Hastaların yarıdan fazlası son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) dahil böbrek hasarı yaşar.Mer enn halvparten av pasientene opplever nyreskade, inkludert terminal nyresykdom (ESRD).
Sütunun eski yeri ise Amerikan hava bombardımanları ile ağır hasar aldı.På grunn av sin strategiske beliggenhet ble det hardt rammet av amerikansk bombing.
1832 yılında meydana gelen depremde de büyük ölçüde yapıda hasarlanma olmuştur.Kanskje hadde de også et stort forlis i 1842 i minne.
Binanın çatısı 1990 yılında çıkan bir yangında ciddi hasar görmüştür.I 1990 ble bygningen sterkt skadet i en stor brann.
Bu özellik, yakın ve orta mesafedeki her şeye ağır hasar verir.Dekkvingene er smale, betydelig avsmalnende rundt midten.
Bu genellikle hastalığın veya idrar sistemindeki bir hasarın göstergesi olmaktadır.Tilstanden er vanligvis et resultat av skade eller sykdom.
USS Maryland - Hasar gördü.«Kristoffer Joner skadd under katastrofe-innspilling.
Şehir, 12 Ocak 2010 da gerçekleşen 2010 Haiti Depremi ile büyük ölçüde yıkılıp ağır hasar gördü.Et kraftig jordskjelv rammet Haiti 12. januar 2010.
Ağır hasar gören Kazakistan, 5 bin kişilik yolcusundan 2.300'ünü başka bir gemiye aktardı.3,2 millioner passasjerer ble fraktet i 2 000 busser av 3 000 sjåfører.
Belirtiler, beyin ve omurilik hasarından sonra birkaç gün veya hafta içinde ortaya çıkabilir.Disse kreftene avbryter celleprosesser i hjernen i dager eller uker.
Depremde ilk belirlemelere göre en çok Kovancılar ilçesine bağlı üç köyde hasar meydana gelmiştir.Folk som opplevde ulykken har fortalt at det var tre kjempebølger som gjorde de største ødeleggelsene.
Maçların oynanacağı stadlar ve tesisler büyük hasar gördü.Tapstallene under angrepene og kampene var betydelige.
Hasara uğray Yine organın bulunduğu bölgenin elle muayenesinde ağrıya yanıt alınır.Gjenta behandlingen hvis det fremdeles er smerter fra hudområdet.
Can kaybının olmadığı depremde önemli bir maddi hasar yaşanmadı.Til tross for store materielle skader ble ingen fysisk skadet i ulykken.
Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir.Det forekommer også hjernebetennelser med varige hjerneskader.
Şehir merkezi bu saldırı sonucu neredeyse % 90 oranında hasar gördü.Under angrepet opplevde enheten et frafall på nesten 90%.
Böylelikle yumruklar daha az hasar vermektedir.Kirken fikk bare mindre skader.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.Mange av disse hadde store skader og havnet bakom.
En sonunda gemisi büyük bir hasar alır.Det viste seg at skipet hadde betydelige skader.
Bu hasar sonucu öldü.Av disse skadene død ham.
Destroyer sualtı bombaları bırakıyor ve U-571 hasar görüyor.Det tyske skipet fortsetter å slippe synkeminer, og U-571 blir skadet av det høye vanntrykket.
Bunlar Hasarderesi ve Altunlu deresidir. iki akarsuda kuzeybatı güneydoğu doğrultusunda akmaktadır.Dette fordi de står i rekker, skulder ved skulder, i nord-sør-retning.
Daha sonra mayın hasarının tamiri için mayıs ayına dek tamirde kaldı.Han måtte også stå over EM senere i mai på grunn av skulderskaden.
Bu kısım Fransız devrimi sonrasında hasar görmüş ve Viollet-le-Duc tarafından yeniden tasarlanmıştır.Selama Revolusi Prancis katedral ini rusak parah, dan diperbaiki oleh Viollet-le-Duc.
Diğer binalarda ise ağır hasar vardı.Gedung-gedung lain di sekitarnya mengalami kerusakan parah.
Hava ve topçu saldırıları küçük çapta hasara sebep oldu.Baik serangan udara maupun artileri menyebabkan kerusakan kecil.
Amiral Chuichi Nagumo, düşmanın destek birimlerine ağır hasar vererek başarıya ulaştı.Di sini Laksamana Chuichi Nagumo berhasil secara luas merusakkan fasilitas-fasilitas pendukung.
Ayrıca çok sert bir derileri olup kolayca hasara uğramazlar.Selain itu, bulunya juga tidak mudah menggumpal serta tidak mudah kusut.
Retinal göz diski ödemi ve fundus kanama ve eksüda, hedef organ hasarının diğer belirtileridir.Papiledema retina dan perdarahan fundus serta eksudat adalah tanda lain kerusakan organ target.
Bergama Müzesi, II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru gerçekleşen Berlin bombardımanında ağır hasar aldı.Pergamon Museum mengalami rusak berat dalam serangan udara atas Berlin pada akhir Perang Dunia II.
Hastane dahil birçok bina büyük hasar gördü.Banyak bangunan yang hancur , termasuk rumah sakit.
Aksi halde mesajın yolda değiştirilmiş ya da hasara uğramış olduğu anlar.Akan tetapi message ini diterima dalam keadaan rusak atau hilang pada jalan.
3000'den fazla ev de hasar gördü.Lebih dari 3.000 rumah hancur.
Yeniden hasar gören denizaltı, bunun üzerine bulunduğu yerde bırakıldı.Galangan kapal modern kemudian dibangun kembali di lokasi.
Hasar görmüş daha sonra yeniden restore edilmiştir.Kerusakannya kemudian diperbaiki.
Gözlerde de hasara sebep olabilir.Cedera pada mata juga dapat menyebabkan kondisi tersebut.
Bir sivil öldü, şehir sınırlı bir şekilde hasar gördü.Akibat kejadian ini, seorang warga tewas sementara belasan rumah rusak ringan.
Dobby, evde hasar yarattıktan sonra Bayan Dursley Harry’yi odasına kilitler.Namun, setelah selesai, paman Dursley menyuruh Harry ke kamarnya.
Sigorta edilmiş bir riskin gördüğü zarara hasar denir.Salah satu cara menghindarkan risiko murni adalah dengan asuransi.
Çime saplanan uçakta ciddi hasar oluştu.Roda pendarat dan baling-baling pesawat mengalami kerusakan parah.
Elektrik yanıkları, kaslardaki hasar nedeniyle kompartıman sendromu veya rabdomiyolize yol açabilir.Luka bakar karena listrik bisa menyebabkan sindrom kompartemen atau rabdomiolisis karena kerusakan otot.
Çok sayıda bina ve araçta da hasar meydana geldi.Beberapa bangunan dan mobil rusak.
Sarayın bir bölümü 1972 yılında çıkan bir yangından ötürü hasar görmüştür.Gedung ini sempat mengalami kerusakan akibat kebakaran pada tahun 1921.
Ancak kısa zamanda bu hasarlar onarılmıştır.Akan tetapi, kekalahan itu segera diperbaiki.
MÖ 165'te çıkan yangında hasar görmüş ve tamir edilmiştir.Sekali lagi CC 201 45 mengalami kerusakan dan harus diperbaiki.
Eğer kırılma dışı bir hasar görürse de belli ölçüde kendini onarabilir.Jika ada mesin-mesin yang rusak semaksimal mungkin ia perbaiki sendiri.
Ağır hasar verirler.Ia mengalami kerusakan berat.