Daha az hasar verirler ve daha çok hasar alırlar.Wygłasza mniej zarzutów i więcej pyta.
Ancak ünü çok hasar gördü.Uległ jednak wielkim zniszczeniom.
Kıç güvertesindeki patlama ciddi bir hasar vermemişti.Ostrzał okrętów Unii nie wyrządził żadnych poważnych strat.
Hasar görmüş daha sonra yeniden restore edilmiştir.Części uszkodzone zostały później odbudowane.
Ayrıca binlerce yapı ya yıkılır ya da hasar görür.Uszkodzeniu lub zniszczeniu uległy tysiące budynków.
Canları düşüktür ama yüksek hasar verirler ve kolay ölebilirler.Łatwo je uszkodzić, a uszkodzenie może mieć śmiertelne konsekwencje.
Böylelikle yumruklar daha az hasar vermektedir.Mniej sprawdza się natomiast w przypadku uderzeń seriami.
İlçe 17 Ağustos 1999 depremini bu sebeple az hasarla atlatmıştır.Następnego dnia wczesnym rankiem, dnia 17 sierpnia, jego obawy potwierdziły się.
Arabalar oyun içerisinde çok az da olsa hasar almaktadır.Niestety niewiele gier wykorzystuje to urządzenie.
Kimse yaralanmadı ama yaklaşık 50 milyon avronun üzerinde hasar gerçekleşti.Nikt nigdy nie został nim trafiony, ale prawdopodobnie zadaje całe 100 punktów obrażeń.
Sağ eli ve motor-refleks sistemi düzeltilemez biçimde hasar gördü.Silnik i śmigło były sterowane automatycznie.
Buna ek olarak döşeme hasarları da oluştu.Jako takie zaliczane są również szkody.
Kar golemleri düşme hasarı almazlar.Lawiny śniegowe nie zagrażają schronisku.
1945'te heykel bir Amerikan topçu mermisi tarafından ağır hasara uğratılmıştı.W roku 1915 zamek został poważnie uszkodzony w wyniku ostrzału przez włoską artylerię.
Yüz bin kerpiç ev büyük hasar gördü ya da yıkıldı.Około 100 budynków zostało zniszczonych lub poważnie uszkodzonych.
Binada ağır hasar oluştu.Budynek uległ poważnemu uszkodzeniu.
1669da Etna Dağı patlaması şehre büyük hasar verdi.1669 – Potężna erupcja Etny zniszczyła część miasta Katania.
Bu anıt savaş boyunca hasar aldı veya yok edildi.Być może, że podczas wojny uległa zniszczeniu lub została skradziona.
Suyla temas halinde hasar alırlar.Silnie śluzowacieją w kontakcie z wodą.
2 Mayıs 1620'de bir depremde şehirdeki birçok bina hasar gördü.2 maj 1620, förstörde en jordbävning flera byggnader i staden.
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.I dessa situationer är snabb sänkning av blodtrycket nödvändigt för att stoppa pågående organskada.
İdrar yollarında hasar oluşma riski vardır.Risk för halka på vägar.
Pico ve Faial adalarında da küçük miktarda hasar meydana geldi.Mindre skador rapporterades vid öarna Pico och Faial.
Ağır hasar verirler.Det finns stora skador.
Oyunda, araba ve bazı binalar gibi belirli nesneler de hasar görebilmektedir.Vissa föremål, såsom bilar och vissa byggnader är förstörbara.
1941'deki Alman istilası sırasında bombardımandan ağır hasar gördü.Staden skadades svårt av tyska bombangrepp 1941.
130 dB ve üzerindeki sesler kulaklarda fiziksel hasara neden olabilir.Ljudnivåer över 130 dB kan medföra bestående hörselskador.
Bağışıklık sistemi enfeksiyona cevap verdiğinde daha fazla akciğer hasarı meydana gelebilir.När immunsystemet svarar på infektionen kan det till och med uppstå mer skada på lungorna.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Vapnet skjuter mycket snabbt och gör stor skada.
Gözlerde de hasara sebep olabilir.Även andra skador på ögat kan uppkomma.
Yangında hasar gördü.Den förstördes i branden.
II. Dünya Savaşı sırasında patlamalar ve bombardıman nedeniyle ağır hasar aldı.Det var inte förrän Andra världskriget som den blev svårt skadad, av explosioner och bombningar.
Böylelikle bitkilerin filenin kurulumu sırasında hasar görmesinin önüne geçilir.Dessa skulle dock framöver förlora kontrollen över Klisfästningen.
Hastaların yarıdan fazlası son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) dahil böbrek hasarı yaşar.Mer än hälften av patienterna upplevde njurskador, inklusive kronisk njursvikt (ESRD).
Asa çok hasar almıştır.Verket är mycket skadat.
Binada ağır hasar oluştu.Byggnader skadas allvarligt.
Deprem sonrası en büyük hasar ortaçağ kenti L'Aquila'da oldu.Regionen har drabbats av flera jordbävningar, senast vid jordbävningen i L'Aquila 2009.
Arabalar oyun içerisinde çok az da olsa hasar almaktadır.Under träning och tävling är det få skador.
Uçağın iniş takımları hasarlıydı ve asla tamir edilemedi.Flygplanet totalhavererade, och gick inte att återställa.
Şehir, 12 Ocak 2010 da gerçekleşen 2010 Haiti Depremi ile büyük ölçüde yıkılıp ağır hasar gördü.Den 12 januari 2010 drabbades Port-au-Prince med omgivning av en mycket stor jordbävning.
Yapının bir bölümü ciddi hasar almıştır.Byggnadens övriga struktur skadades allvarligt.
Bu alev fırtınası şehir merkezini komple büyük bir hasara uğrattı ve bazı yapıların yıkılmasına sebep oldu.Lågorna brände olyckligtvis ner staden och orsakade en del skada.
İlk belirlemelere göre ilçeye bağlı köylerde küçük çaplı hasarlar meydana geldi.Explosionerna orsakade förhållandevis små skador på närliggande hus.
Daha sonra İkinci Anglo-Afgan Savaşı sırasında kale büyük hasar gördü.Landet uppnådde full självständighet efter det tredje anglo-afghanska kriget.
Bu ağır hasara rağmen güvenli bölgeye ulaşmayı başardı ama kıyıya vurdu.När han tillfrisknat seglade han till fronten men led skeppsbrott.
1993 Bosna Savaşı sırasında Hırvat güçleri tarafından hasar gördü.Byn blev svårt sönderbombad av kroatiska styrkor under Bosniska kriget 1993.
Tedavi edilen hastaların yüzde yirmisi küçük hasarla iyileşir.Upp till 90% av de patienter som har paroxymalt flimmer kan bli botade.
Bu patlamanın dünyayı etkileme olasılığı olduğundan dünyaya bir takım hasarlara yol açacağı öngörülüyor.Med denna försmak om vad som komma skulle tog de världen med storm.
Ancak kısa zamanda bu hasarlar onarılmıştır.Skadorna har sedan dess reparerats.
Topçu ateşi uzak mesafeden düşmana ağır hasar verirdi.Det centrala svenska artilleriet utsatte fiendens led för kraftig beskjutning.
Meydandaki diğer yapılar gibi II. Dünya Savaşı boyunca hasar görmüştür.Liksom övriga byggnader på torget skadades byggnaden allvarligt under andra världskriget.
Bu anıt savaş boyunca hasar aldı veya yok edildi.De flesta revs eller förstördes i samband med kriget.
Savaştan sonra, şehrin sakinleri hızla bombalamadan kaynaklanan hasarları tamir etti.Gisslan flydde efter att bomben oavsiktligt exploderat i förtid.
Bu durumda hücrenin kendini tamir yeteneğine bağlı olarak hasar giderilebilir.Dessa finns för att försäkra att cellen dödar sig själv endast när det är ändamålsenligt.
Kendisine düzenlenen bir suikastta beyni ağır hasarlara uğramıştı.Один з постраждалих отримав важку черепно-мозкову травму.
3000'den fazla ev de hasar gördü.Понад 3 тисячі будинків були зруйновані.
Fakat Rus amirallik gemisi Evstafi de ağır hasar aldı; 33 ölü ve 35 kayıp verdi.За повідомленням російського Морського генерального штабу «Євстафія» 33 людини було вбито і 25 поранено.
DNA'da meydana gelen hasarın tipi mutagenin tipine bağlıdır.Тип пошкодження ДНК залежить від типу мутагена.
Depremin yol açtığı hasar 13 milyar dolar civarındadır.Економічний збиток від лиха перевищив 13 млрд доларів.
Toplarda bir hasar yoktu.Підлоги в хатах не було.