29 Ağustos 2005 te başlayan Katrina Kasırgasında şehir 90% hasar görmüştür.Toen Katrina op 29 augustus 2005 aan land kwam, werd de stad volledig onder water gezet.
1209 yılında başlatılan Albigeois Haçlı seferleri'nin sonucu Albi de ağır hasar gördü.Het was pas tijdens de Albigenzische Kruistochten vanaf 1208 dat dit slaagde.
Yüz bin kerpiç ev büyük hasar gördü ya da yıkıldı.Een tiental huizen raakte zwaar beschadigd of werden totaal verwoest.
Katedral hasar gördü ve yavaş yavaş çürümeye yüz tuttu.De Groeningeabdij raakte ontvolkt en verviel langzaam tot ruïne.
Bölgenin işgal hasar raporunu hazırladı.Ze geeft een verslag van de schade in de cockpit.
İkincisi ise kulenin hemen önüne düştü ama ağır hasar veremedi.Ze onderging direct daarop haar eerste dieptebomaanval, maar liep geen noemenswaardige schade op.
Depremin yol açtığı hasar 13 milyar dolar civarındadır.Wanneer op dat moment een overstroming zou plaatsvinden, zou de schade ongeveer 13 miljard pond zijn.
Böylece kurşunun verdiği hasar artardı.Wie zich verzette kreeg de kogel.
Asa çok hasar almıştır.De hal liep grote schade op.
II. Dünya Savaşı sırasında buradaki yapıların çoğu büyük hasar gördü ya da yıkıldı.Tijdens de Tweede Wereldoorlog raakten vele bouwwerken in Tiel beschadigd of verwoest.
En sonunda gemisi büyük bir hasar alır.Hierbij werd het schip zeer zwaar beschadigd.
Saldırı sonucunda, 2 rafine ağır hasar gördü.Volgens ooggetuigen is de terminal zwaar beschadigd geraakt.
Hasar görmüş daha sonra yeniden restore edilmiştir.De schade werd nadien hersteld.
Depremde hasar görmüş ve tamir edilmiştir.De schade valt mee en wordt gerepareerd.
Yedi tekneden dördü battı ve bir diğeri ağır hasar gördü.Drie schepen werden tot zinken gebracht en een werd zwaar beschadigd.
1491 yılında, katedral bir depremde ağır hasar gördü.In 1491 stortte bij een aardbeving de centrale koepel in.
Ancak ünü çok hasar gördü.Zijn gezicht is echter zwaar beschadigd.
18 Ocak - Hızı saatte 100 km'ye ulaşan fırtına, Antalya'da 500 milyon TL'lik hasara yol açtı.18 december: Storm trekt over België met windstoten tot 125 km/h in Oostende.
Şehirde bulunan kültürel yapıların %60'ı hasar görüp yıkıldı.Negentig procent van de bebouwing op het eiland raakte beschadigd of werd verwoest.
Deprem sonrası en büyük hasar ortaçağ kenti L'Aquila'da oldu.Het epicentrum bevond zich in de nabijheid van de stad L'Aquila, waar ook de grootste schade werd aangericht.
Bu durum, makrofazların hasarlı bölgeye varmadan önce, fagositozun başladığını gösterir.Na de infectie worden als eerste de macrofagen in de huid besmet.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Ze zijn sneller in herladen en kunnen uiterst nauwkeurig schieten.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Er vallen geen doden maar de schade is aanzienlijk.
Omari Camiisi'de büyük ölçüde hasar görmüştür.Het voertuig raakt in De gamegoeroe zwaar beschadigd.
Bu çarpma sebebiyle arka basınç perdesinde hasar meydana geldi.Door de explosie raakte de rug beschadigd.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.De volgende dag werden zij gered en waren ongedeerd.
Böylelikle yumruklar daha az hasar vermektedir.Over het algemeen worden mineralen hierdoor minder hard.
Georgetown'da büyük maddi hasarlara neden olmasıyla bilinir.In Berkenheuvel komen uitgestrekte kraaiheidebegroeiingen voor.
1943'te üç tür çevresel sinir hasarı tanımlamıştır.In 1933 wordt al gesproken van 300 broedgevallen.
Krizler onun kalbinde kalıcı hasarlara yol açtı.Daardoor heeft zijn hand permanente schade opgelopen.
Su taşkınları nedeniyle çok sayıda insan yaşamını yitirdi, büyük çapta maddi hasar oluştu.Veel vee kwam door verdrinking om het leven en de materiële schade was aanzienlijk.
Çok hasar var mıydı?Was er veel schade?
Bu kitap tamamen hasar görmüş.Dit boek is helemaal beschadigd.
Dün camın üzerinden sürmüştüm, ama sadece dış lastiğim hasar gördü.Gister reed ik door glas, maar alleen mijn buitenband is beschadigd.
Bunlar arasında şehrin büyük katedrali olan Ayasofya çok büyük hasar geçirdi.Poważnym zniszczeniom uległa m.in. tamtejsza katedra.
Ancak kısa zamanda bu hasarlar onarılmıştır.Szkody jednak szybko naprawiono.
Savaştan sonra kulüp Savaş Hasar Komisyonu'ndan 22.278£ tutarında tazminat almıştır.Po wojnie klub otrzymał rekompensatę w wysokości 22 278 funtów.
Diğer birçok bina yıkıldı veya yapısal hasar gördü.Wiele domów uległo zawaleniu lub poważnym uszkodzeniom konstrukcyjnym.
Aşırı şekilde hasar görmüş olan orijinali uzun zaman önce kaybolmuştur.Współczuję ludziom, którzy zmarli odrobinę za wcześnie.
Konvoy refakat görevleri sırasında birkaç kez hasar gördü.Liniowiec uległ w czasie służby pasażerskiej kilku wypadkom.
2 Mayıs 1620'de bir depremde şehirdeki birçok bina hasar gördü.W 1620 roku trzęsienie ziemi uszkodziło szereg budynków w mieście.
Sadece bacaklarından hasar alırlar.Brakowało mu tylko nóg.
Binalarda çatı ve pencere hasar verir.Zniszczony został dach i okna.
Servis aracı ise büyük hasar gördü.Oba samochody uległy poważnemu uszkodzeniu.
H314 Ciddi cilt yanıklarına ve göz hasarına yol açar.R41 Ryzyko poważnego uszkodzenia oczu.
Gözlerde de hasara sebep olabilir.Mogą się także pojawiać problemy ze wzrokiem.
Sol tarafının motoru hasar gördü ve hızı 24 knot'a düştü.Prawy silnik przestał działać, a 7 sekund później lewy.
Kendisine düzenlenen bir suikastta beyni ağır hasarlara uğramıştı.Odniósł poważne obrażenia głowy, skutkujące trwałym uszkodzeniem mózgu.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Jednakże w mózgu prawie nie ma regionów, które po uszkodzeniu nie prowadzą do utraty zdolności.
1631'de Vezüv Yanardağı püskürmesiyle Torre del Greco büyük hasar gördü.Po 1613 El Greco bardzo podupadł na zdrowiu.
Gemi dibe oturur ve büyük hasar almıştır.Okręt wpadł na minę morską i został poważnie uszkodzony.
Sadece ciddi hasar durumunda beyinde etkinlik göstermeyen bölgeler oluşur.Tylko w przypadkach poważnych uszkodzeń mózg posiada „ciche” regiony.
Sert esen rüzgar bazı Venedik gemilerine hasar vermiş ve onları çıpada kalmaya zorlamıştır.Silne wiatry zniszczyły część weneckich okrętów, zmuszając całą flotę wenecką do ponownego zakotwiczenia.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.20% mieszkańców Suclei i uległo zniszczeniu 1/3 budynków mieszkalnych.
Küçük hasarlar çoğunlukla DNA onarım sistemleri tarafından onarılır.W warunkach prawidłowych większość uszkodzeń DNA jest usuwana przez systemy naprawcze.
Sonuç olarak az bir miktar hasar oluşmuştur.W wyniku ataku odniósł niewielkie uszkodzenia.
Yaban domuzu binicilerine 1.5 kat daha fazla hasar verir.Na straty w wyniku kłusownictwa przypada 1,5 miliona zł.
Çünkü malların nakliyeciye teslim edilmesinden sonraki tüm hasarlar ve ek masraflar alıcıya aittir.Od tego momentu wszelkie koszty oraz ryzyko związane z towarem zostaje przeniesione na kupującego.
Bu durumda grubun kariyerinin hasar görmesine neden oldu.Wydarzenie to prawdopodobnie zniszczyło karierę zespołu.
Çok sayıda bina ve araçta da hasar meydana geldi.Uszkodzonych zostało kilka domów i pojazdów.