Tedavi edilen hastaların yüzde yirmisi küçük hasarla iyileşir.Aproximadamente metade dos pacientes tratados irão se curar.
Ancak ünü çok hasar gördü.Infelizmente ela está bastante danificada.
1936'daki başka bir depremse binada, bilinmeyen bir miktar hasar meydana getirmiştir.Em 1336 um terremoto fez outros estragos.
Bu akınlarda 25 - 31 Temmuz arasında 32 nakliye gemisi batırıldı, dokuz gemiye ise hasar verildi.Entre 25 e 31 de julho, 32 navios e balsas foram afundados no rio.
Suyla temas halinde hasar alırlar.Decompõe-se quando em contato com água.
DNA'da meydana gelen hasarın tipi mutagenin tipine bağlıdır.O tipo de dano ao ADN produzido depende do tipo de mutagénio.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Não causou mortos, mas os danos materiais foram grandes.
Bu kitapların 58’i depremde hasar görmüş.Na edição 58 dando bronca no cascão.
Arabasına saldırıldı ve okuldaki dolabına hasar verildi.O carro abre-alas quebrou na armação da escola.
Numuneler enzimatik hasarı önlemek için soğukta tutulur.Muitas reações de enzimas somente são paradas pelo congelamento.
Serbest kaldığında ise, interneti kullanarak etrafa büyük hasar vermeye başlar.Como possui uma licença gratuita, a fonte é bastante difundida na internet.
Dutschke'nin beynindeki hasar hayati önem taşıyordu.A bomba propulsora do Dushkin estava causando problemas consideráveis.
Ve ayrıca iki döşemeye de hasar vermişti.Também avariamos mais dois outros vasos."
Sonuç olarak az bir miktar hasar oluşmuştur.Causou apenas danos mínimos.
17. yüzyılda meydana gelen depremde hasar gördü.No século XVIII, sofreu novos danos causados pelo terramoto de 1755.
Japon donanması yüksek ateşgücüyle cevap verir ve Rus gemilerinin çoğu ağır hasar alır.A artilharia japonesa então mostrou sua superioridade, danificando a maioria dos couraçados russos.
Kafa ayrıca ısırarak da ağır hasar vererek acı çektirebilir.A boca pode também apresentar-se dolorida e haver dificuldade em engolir.
Başlangıçta, hasar verme olarak değil, mecazi olarak iş anlaşmazlıklarına atıfta bulunmak için kullanılmıştır.Originalmente, isso era usado metaforicamente para se referir a disputas trabalhistas, e não a danos.
Şehir deprem bölgesinde bulunup tarihinde büyük deprem afetlerine maruz kalmış ve hasar görmüştür.Situada em uma zona sísmica, ao longo de sua história sofreu terremotos e continua atualmente sob sua ameaça.
Şehir içinde 23 bina ağır hasar gördü.Outras 7 mil casas sofreram danos na cidade.
Size yapılan saldırının hasarını azaltır.Seus ataques desferem dano considerável.
Deney öngörülen sınırların dışına çıkıp tehlikeli ve psikolojik olarak hasar veren bir duruma geldi.Esta utilização sem informação prévia aumenta o risco de danos físicos e psicológicos.
Maddi hasarın meydana geldiği saldırıyı DHKP/C üstlendi.Posteriormente o Ministério da Saúde (IGIF) suportou os custos do Kit Sida.
Bu sebeple kötü inşa edilmiş olan binalar fazla hasar gördü.Por isso mesmo, o edifício foi bastante danificado.
H360Df Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.A DPP pode também afetar negativamente o recém-nascido.
Depremde Erivan'daki önemli yapılar büyük hasar gördü.A população negra em Arica foi considerável.
Bu açık tabut cenazeleri tarafından eğer kurban başından hasar görmüşse yapılan bir şeydir.Porém, há dúvidas se o edifício alguma dia serviu de fato como seu túmulo.
Dopamin adlı nörotransmitteri ile ilgili sistemde bir hasar sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir.Acredita-se que na causa esteja implicado o neurotransmissor dopamina.
Yunanistan'ın İstanköy Adası'nda ciddi hasarlar meydana geldi.A sua ocorrência na costa noroeste da Grécia é duvidosa.
Nöropraksi, sinir hasarının en hafif olanıdır.É a forma mais branda de lesão de nervo.
Toplam hasar 3,77 milyon dolardı.Os prejuízos econômicos totais chegaram a 34,7 milhões de dólares.
Savaştan sonra kulüp Savaş Hasar Komisyonu'ndan 22.278£ tutarında tazminat almıştır.Passaram pela Conciergerie durante o Terror 2278 condenados à morte.
Bu sinir hasarlarını tedavi etmek daha zordur ve başarıda daha düşüktür.Essas lesões nos nervos são mais difíceis de tratar e, geralmente, têm um resultado mais desfavorável.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Na realidade, porém, não existe quase nenhuma área do cérebro que pode ser danificada sem perda de funções.
Wallerian dejenerasyonu hemen hemen hasarın olduğu yerin yanındadır.Um outro raio passa mesmo ao lado do DeLorean que quase o atinge.
En ciddi hasar güney Slavonya bölgesinde meydana geldi.Os danos mais severos ocorreram no panhandle da Flórida.
Ağır hasar gören Kazakistan, 5 bin kişilik yolcusundan 2.300'ünü başka bir gemiye aktardı.Koburger também destacada que outras fontes fiáveis citam um total de 3.300 pessoas a bordo.
Kan damarlarının hasara uğraması pıhtılaşma mekanizmasını harekete geçirir.É significativo o desenvolvimento de máquinas de recuperação intraoperatória de sangue.
Eğer oyuncu, hiçbir yüzüğü yokken hasar alırsa bir can eksilir.Cada vez que o usuário comete um erro, um coração é perdido.
5 Şubat 1895'te Dingyuan Japon torpili ve sonrasında top ateşi ile vurularak ciddi hasar görmüştür.Op 5 februari 1895 werd hij zwaar beschadigd door een Japanse torpedo en vervolgens door kanonvuur.
Buna ilaveten, serbest radikaller alkole bağlı karaciğer hasarına katkıda bulunur.Zo zijn vrije radicalen betrokken bij leverbeschadiging, die door alcohol is veroorzaakt.
Kendisine düzenlenen bir suikastta beyni ağır hasarlara uğramıştı.De hoofdwonden die hij daaraan overhield leidde tot een hersenbeschadiging.
H360D Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.R 61: Kan het ongeboren kind schaden.
1945'te heykel bir Amerikan topçu mermisi tarafından ağır hasara uğratılmıştı.In maart 1945, werd het kasteel zwaar beschadigd door Amerikaanse artillerie.
Via dei Fori Imperiali ( Modern Roma'da bir yol) üzerinden geçtiği için biraz hasar görmüştür.De Via dei Fori Imperiali is een belangrijke straat in het centrum van Rome.
Ancak sigortacının hasar giderleri azalacağından sovtaj önem taşımaktadır.Hierdoor wordt de schadelast van de verzekeraar beperkt.
Budapeşte'de binaların yüzde seksenden fazlası tümüyle yıkıldı ya da hasar gördü.In de hoofdstad Tegucigalpa werd een derde van alle gebouwen verwoest of beschadigd.
Deprem Stel Ormanı'ndaki stellerin birçoğuna hasar vermiştir.De aardbeving vernielde vele van de Stelen van Stele Woud.
Ayrıca, endokrin ve merkezî sinir sisteminde hasara neden olabilir.Het kan schade berokkenen aan het endocrien systeem en centraal zenuwstelsel.
Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir.Hersenontsteking kan ook blijvende schade opleveren.
1988 yılında yaşanan depremde de kuzey ve batı köşesinde ağır hasarlanma olmuştur.In december 1988 vond er een zware aardbeving plaats in het noorden van het land.
Sadece bacaklarından hasar alırlar.Alleen zijn poten steken onderuit.
Bu hasarları iyileştirir ve satılabilir.Angels kunnen genezen en schade toebrengen.
Hasar çok geniş kapsamlıdır, reaktörun tamir için ayrılması gerekir.Het toestel is te zwaar beschadigd om gerepareerd te worden en wordt ontdaan van zijn onderdelen.
Kimse yaralanmadı ama yaklaşık 50 milyon avronun üzerinde hasar gerçekleşti.Er vielen geen doden, maar wel was er voor ongeveer 500 miljoen dollar aan schade.
Bunlar yüksek voltaja maruz kaldığında kalıcı hasara uğrayabilir.Bij blootstelling aan een hoge dosis kan er blijvende verlamming optreden.
Birçok vaka bu konudaki yetersizlik nedeniyle ölümle veya kalıcı hasarla sonuçlanmaktadır.Velen hiervan kwamen om het leven of liepen blijvend letsel op.
Bu ağır hasara rağmen güvenli bölgeye ulaşmayı başardı ama kıyıya vurdu.Op haar eerste reis raakte het schip lek, maar kon het nog veilig de kust bereiken.
Bu tür hasarda, hem sinir hem de sinir hücresi (nöron) bozulur.Dat komt ook tot uiting in de nervatuur en de vorm van het rupsenlichaam.
Toplam hasar 3,77 milyon dolardı.De opbrengst bedroeg 3.7 miljoen dollar.