Bu anıt savaş boyunca hasar aldı veya yok edildi.De flesta revs eller förstördes i samband med kriget.
1951 - Hasankale-Horasan demiryolu ulaşıma açıldı.1952: Persontrafiken på järnvägen upphör.
Köyde Hasan tek ineğin sahibi olmanın gururunu yaşmaktadır.I flocken finns bara en vuxen hanne.
Savaştan sonra, şehrin sakinleri hızla bombalamadan kaynaklanan hasarları tamir etti.Gisslan flydde efter att bomben oavsiktligt exploderat i förtid.
Bu durumda hücrenin kendini tamir yeteneğine bağlı olarak hasar giderilebilir.Dessa finns för att försäkra att cellen dödar sig själv endast när det är ändamålsenligt.
Fatih, Akkoyunluların hükümdarı Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında bozguna uğrattı.Alyattes utvidgade sin fars rike genom lyckosamma krig.
Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.Також мав двох дітей: доньку — Тетяну (нар.
Erişim tarihi: 26 May 2013. ^ Hasanli, Jamil (2011).Процитовано 26 May 2013. Hasanli, Jamil (2011).
Kendisine düzenlenen bir suikastta beyni ağır hasarlara uğramıştı.Один з постраждалих отримав важку черепно-мозкову травму.
3000'den fazla ev de hasar gördü.Понад 3 тисячі будинків були зруйновані.
Daha sonra Hasankeyf ilçesine atanmıştır.Пізніше обраний його почесним головою.
Kraliyet çiftinin iki çocuğu vardır: Veliaht Prens Mevlay Hasan, (Rabat'ta 8 Mayıs 2003'te doğdu).Подружжя має двох дітей: Мулай Хасан, крон-принц Марокко (народився 8 травня 2003).
Fakat Rus amirallik gemisi Evstafi de ağır hasar aldı; 33 ölü ve 35 kayıp verdi.За повідомленням російського Морського генерального штабу «Євстафія» 33 людини було вбито і 25 поранено.
DNA'da meydana gelen hasarın tipi mutagenin tipine bağlıdır.Тип пошкодження ДНК залежить від типу мутагена.
Kulübün başkanlığını Hasan Tekin yapmaktadır.Зараз посаду президента клубу займає Хассан Хаммар.
Eylül ayı sonlarında hasat edilir.Відлітає наприкінці вересня.
Depremin yol açtığı hasar 13 milyar dolar civarındadır.Економічний збиток від лиха перевищив 13 млрд доларів.
Bakteriler ayrıca biyolojik haşare kontrolünde haşare ilaçlarının yerine kullanılabilirler.Бактерії можуть також використовуватися замість пестицидів в біологійній боротьбі з шкідниками.
2002 hasadı sırasında yeni sertifika sistemi devreye sokuldu.І ближче до осені 2002 року новий логотип був затверджений.
(Hasan yürüyordu.) futurum simplex: Gelecek zamandaki olayları belirtir.Наприклад: 하다 (хада) → 하겠다 (хагетта) Він позначає просту дію в майбутньому.
Hasan, dağlarda baskın yapmayı planlamıştı.Сапата змушений був втекти у гори.
Toplarda bir hasar yoktu.Підлоги в хатах не було.
Yaz başında hasat edilir.Народжує на початку літа.
Matematik bölümü gibi hala bombadan kalan hasar vardı.Від прямого попадання бомби була зруйнована частина акушерсько-гінекологічного відділення.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Має сильний і точний удар, може вистрелити і здалеку.
Anıt yangını hasar almadan atlatmıştır.Пам'ятник залишився без пошкоджень.
Rise ise beyninden hasar aldığı için ameliyata alındı.Він починає непокоїтись через те, що операція могла зашкодити його мозку.
Hasan Yıldız.Зоряний корсар.
Bu hasar etkilenen sinirlerde sinyallerin iletimini bozar.Це пошкодження погіршує провідність сигналів в уражених нервах.
Uzay mekiği iniş sırasında hasar görmüştür.Під час приземлення корабель зазнав пошкоджень.
Anadolu Ajansı'nın verilerine göre de 1113 bina hasar gördü.За відомостями П. Уварової, було виявлено 1113 статуй.
Bir süre sonra Hasan'ın öldüğü haberini duyarlar.Через кілька днів Асуна дізнається що він загинув.
Hasan Reis bunların yalnız 1.800'ünü kurtarabildi.Сам Рухомовський отримав лише 1 800 рублів.
Saldırı sonucunda, 2 rafine ağır hasar gördü.В результаті бою два з них отримали серйозні пошкодження.
Başkenti Hasankeyf, daha sonra da Diyarbakır olarak belirlenmiştir.Столицею було Гнєзно, потім Познань, а з серед.
Toplarda hasar yoktur.Лопати на рогах немає.
Bomba: Saldırgan askerlere hasar verir.Нападає на здорових солдатів.
Karayazıcı'nın ölümünden sonra ayaklanmacıların başına kardeşi Deli Hasan geçti.Після смерті Кара Язиджі повстання очолив його брат Делі Хасан.
27. Hasan Güngörmez.Олена Дем'яненко 26.
USS Pennsylvania - Hasar gördü.В. А. Стєклова РАН.
Okullarda patlama nedeniyle hasar oluştu.Він погрожує підірвати школу.
DNA bantlarına ciddi hasar verir.Вони здатні на пряме усунення пошкодження ДНК.
Çorum ili 2007 yılı hasat döneminde buğdayda % 40'lık bir artış yapmıştır.Станом на 2007 рік броварня утримувала на ринку пива Ізраїлю частку в 40 %.
Binanın çatısı 1990 yılında çıkan bir yangında ciddi hasar görmüştür.Дах будівлі був серйозно пошкоджений пожежею у 1990 році.
Feriköy'de, tiyatro binası olarak kullanılmaya pek elverişli olmayan bir yerde olan salon hasar görmüştü.У Ферікей зал, який був пошкоджений і знаходився на місці, не придатному для використання як будівля театру.
H341 Genetik hasara yol açma şüphesi var.H341: Podezření na genetické poškození.
10 Haziran 2014'te, beşinci uçan öncül üretim, T-50-5, indikten sonra ciddi bir motor yangınında hasar gördü.10. června 2014 byl pátý prototyp, letounT-50-5, vážně poškozen požárem motoru po přistání.
Hasan Sırrı.Chasidů tajemství.
(Üç Şaraday Han’lar): - Sagan Hasar, - Şara Hasar, - Hara Hasar.Vřeštidlo: napodobuje naříkání (vřeštění) poraněného zajíce.
En büyük ikinci T-34 üreticisi olan 112 No'lu Fabrika üretimine hasarsız devam etti.112, druhý největší výrobce silnějších tanků T-34, pokračovala nerušeně ve výrobě.
Antik çağda, tahıl hasadı yedi hafta sürerdi ve bu dönem memnuniyet zamanıydı.V biblických dobách trvala sklizeň obilí sedm týdnů a byla obdobím radosti a veselí.
Böylelikle yumruklar daha az hasar vermektedir.Otřes způsobil menší škody.
Mürettebatta bir yaralanma yoktu, fakat çarpışmada iki tekne de hasar gördü.Nikdo nebyl na palubě, ale dva lidé byli v důsledku nehody zraněni.
Ağır hasar verirler.Vydrží hodně poškození.
(Hasan yürüyor.) imperfectum: Geçmişte süregelen olayları belirtir.Minulý čas nedokonavý (imperfektum, imperfetto) vyjadřuje děje, které probíhaly v minulosti.
Annapurna Sanskritçede "Hasat Tanrıçası" anlamına gelir.Annapurna v překladu ze sanskrtu znamená „Bohyně sklizně“.
Hasankeyf ve yeni köprü.Plzeň, Starý most.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Nikdo naštěstí nepřišel o život, ale byly zde značné materialové škody.
1945'te heykel bir Amerikan topçu mermisi tarafından ağır hasara uğratılmıştı.Roku 1945 byla obec částečně poškozena ostřelováním amerického letectva.
Oysa Hasan babasını kandırıyordu.Kiara marně otce přemlouvala.