3000'den fazla ev de hasar gördü.Více než 100 000 dalších budov poškodila.
Bağışıklık sistemi enfeksiyona cevap verdiğinde daha fazla akciğer hasarı meydana gelebilir.Když imunitní systém reaguje na infekci, může pak dojít k ještě většímu poškození plic.
Duman daha sonra yükseliyor, üstteki odaları ısıtıyor ve zemini haşaratlardan koruyordu.Kouř pak pronikal víceméně domem, ohřívaje tak horní podlaží a chráníc dřevo před napadením škůdců.
Ekim ile hasat arası 3 ile 6 ay arasında değişebilir.Kompletně se tak voda v jezeře vymění za tři až šest měsíců.
Lokomotifin ön tarafı şiddetli hasar gördü, hurdaya çıkma olasılığı var.Lokomotiva byla těžce poškozena, prakticky na sešrotování.
Uzun Hasan'ın büyük oğluydu.Zakladatelem byl Uzun Hasan.
Hastaneden bildirildiğine göre bu tür hasar aldıktan hiç kimse birkaç dakikadan fazla yaşayamazdı.Gross uvedl, že s takto těžkým zraněním nemůže nikdo přežít déle než několik minut.
(Hasan yürüdü.) plusquamperfectum: Geçmiş zamanda bir olaydan önce yaşanmış başka bir olayı belirtir.Indikativem plusquamperfekta se vyjadřoval minulý děj, který proběhl před jiným dějem minulým.
Bu yüzden toksinler ve mekaniksel hasarlara maruz kalabilir.Lze ji aplikovat na umírání organismů a na poruchy mechanických zařízení.
1960 yılında meydana gelen depremde birçok ev hasar görmüştür.V roce 1934 byla při velkém zemětřesení poškozena většina zdejších budov.
Sonunda Hasan ve Muaviye bir yerde bir araya geldiler ve anlaştılar.Chasidé i mitnagdim se vzájemně uvalovali do klatby a exkomunikovali.
Hasan onları yendi.Tuath Dé zvítězili.
Şehir, 12 Ocak 2010 da gerçekleşen 2010 Haiti Depremi ile büyük ölçüde yıkılıp ağır hasar gördü.Ničivé zemětřesení zasáhlo chudé Haiti 12. ledna 2010.
Sadece ciddi hasar durumunda beyinde etkinlik göstermeyen bölgeler oluşur.Jenom v případě vážného poškození má mozek „tiché“ oblasti.
Eski yerleşimi şu anki Hasan Uğurlu Barajı'nın altındadır.V současnosti jeho funkci přejímá určené místo uvnitř běžného Hoganu.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Dokážou daleko skákat a způsobovat vážná zranění.
Çakırcıbaşı Hasan Efendi'nin eşidir.Hrdinská oběť hejtmana Haška.
Diğer yandan Gaulois ve Charlemange de hasar almaktaydı.Duncan a Farenholt byly také vážně poškozeny.
Böylece 1816'da Yaz Yaşanmayan Yıl olarak bilinen küresel bir hasat kıtlığı oluştu.Rok 1816 bývá označován jako Rok bez léta.
Üç yaşında babasının yatak odasında babasının saraç iğnesiyle sol gözüne hasar verdi.Ve věku tří let si Louis poranil levé oko šídlem z otcovy dílny.
Çok sayıda bina ve araçta da hasar meydana geldi.Došlo také k poškození aut a domů.
Eğer oyuncu, hiçbir yüzüğü yokken hasar alırsa bir can eksilir.Pokud Sonic narazí, když nemá žádné prsteny, ztratí jeden život.
Kuleler belirli alandaki düşman birimlere hasar verir.Nukleární raketa Ničí část nepřátelského území a jednotek.
İyi hasatları ve kârı o getirirdi.Výnosné miesta a výnosné inscenácie.
Hasan Akar.Kinga myslel.
1897 yılındaki bir depremde büyük hasar görmüştür.V roce 1779 ji značně poškodilo zemětřesení.
Daha sonra Hasankeyf ilçesine atanmıştır.Později se přejmenovali na Kindness.
Çukurova'da Anavarza yakınlarında bir köyde yaşayan çocuk Hasan'ın babası Halil, Abbas tarafından öldürülür.Policií v libyjském hlavním městě Tripolis byl zatčen také mladší bratr, Hašim Abedi.
Gözlerde de hasara sebep olabilir.Ze stejných důvodů může dojít i k poruchám sluchu.
Git Hasan!POSPĚCH, Tomáš.
Hasan Erbil, (d.Jan Herben (nár. dem.)
Öldüğünde patlar ve hasar verir.Při výstupu se zřítí a zemře.
Bu da mozaiğe önemli derecede hasar vermişti.Mnohem vážnější však byla ztráta Antiochie.
Ürünler Özellikle Eylül Ayında hasat edilir.Rostliny vykvétají v měsíci září.
Yaz başında hasat edilir.Kvete na začátku léta.
Hasan Yıldız.Muréna hvězdovitá .
Can Hasan 1 Kalkolitik Çağ, Can Hasan 2 Helenistik.Karel May: Old Surehand 1,2, pod pseudonymem Václav Hlouček.
1980 - Ebu'l-Hasan Beni Sadr, İran İslam Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.1980 – Abú al-Hasan Baní Sadr byl zvolen prvním prezidentem Íránu.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Maďarsko tak přišlo o třetinu svého území a o polovinu obyvatel.
Bu hasarları iyileştirir ve satılabilir.Tam se léčí a zotavuje.
Bina 1999 Gölcük depreminde kısmen hasar görmüştür.Na MS 2002 se při jednom utkání vážně zranil.
Willow büyü yaparken çok büyük bir hasar almış, kan reva içindedir.Kouzlo Draca těžce zraní, všude z něj stříká krev.
Hasat el ile günün erken saatlerde yapılır.Zevně je opatřena opěráky.
Kitzbühel, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'ndan yıkımsız-hasarsız olarak çıkmıştır.Během první a druhé světové války zůstal Kitzbühel daleko od válečného dění.
Sonuçta daha bol ve daha kolay hasat sağlandı, daha güvenle stoklanabildi.Rozhodně mu skýtá bezpečnější a pohodlnější útočiště, než kdyby musel přebývat ve svém malém stanu.
Üçüncü dönemde konakta hasara yol açar.Ve třetí etapě se vytvořilo náledí.
İkinci Dünya Savaşında Budapeşte büyük bir hasar görmüştü.Během druhé světové války byl Belfast intenzivně bombardován.
Gemide ciddi bir hasar meydana gelmediği, olağan şartlarda hizmete devam edeceği bildirildi.Postupně zjišťuje, že na palubě není vůbec nic v pořádku.
Balıkta uyuşukluk, beyin hasarı oluşmasına yol açabilir.Anestezie tak může vést k poškození mozku.
1789'da aldığı bir hasar sonucu, sol gözünün görme yetisini kaybetmiştir.V roce 1789 ztratil zrak v levém oku, což ho nakonec donutilo odpustit od malířství.
Ali Kul (seslendirme) - Hasan; Basê'nin gerillalara katılmış büyük oğludur.Je dcerou slavného nejvyššího vyvolávače Brasky, jenž porazil Sina před deseti lety.
Bakteriler ayrıca biyolojik haşare kontrolünde haşare ilaçlarının yerine kullanılabilirler.Bakterie se rovněž používají namísto pesticidů v biologickém boji proti škůdcům.
İç savaş Lübnan'da çok ağır maddi hasara ve can kaybına yol açtı.Přesto laviny způsobovaly velké škody materiální i na lidských životech.
Kuleler hasar alabilir veya düşman birimler tarafından yok edilebilir.Každá z těchto struktur může být poškozena a zničena po zásahu příslušnou municí.
İnme, beyindeki damarsal bir olayı sonucu meydana gelen hasar.Je subjektivně nepříjemný pocit vyvolaný údery srdce.
İngiliz donanması saldırıya geçerek İspanyolların üç gemisini batırdı sekiz gemisini hasara uğrattı.Během bitvy o Atlantik potopila 30 britských obchodních lodí a 8 dalších poškodila.
Sinir dokularının sıkışması genellikle geri döndürülemez beyin hasarı ile sonuçlanır.Následky po poškození mozku jsou většinou nevratné.
Hasan Rıza (Şehit olarak anılır. d.Hekem (známý později jako F.
Bu hasarları azaltmak ve sızdırmazlığı sağlamak için civataların dönme momenti kontrollü sıkılması gerekir.K vrácení a zpomalení času potřebujeme písečná políčka.
Maddi hasarın ise 1 milyar dolar seviyesinde olduğu hesaplanmıştır.Škoda se odhaduje v řádu miliard.