harun ile cümle
harun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Då kallade Farao Mose och Aron till sig och sade: »Gån åstad och offren åt eder Gud här i landet.»
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Da kalte Farao Moses og Aron til sig og sa: Gå og ofre til eders Gud her i landet!
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Da lod Farao Moses og Aron kalde og sagde: "Gå hen og bring eders Gud et Offer her i Landet!"
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Então chamou Faraó a Moisés e a Arão, e disse: Ide, e oferecei sacrifícios ao vosso Deus nesta terra.
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.És hívatá a Faraó Mózest és Áront és monda: Menjetek, áldozzatok a ti Istenteknek ezen a földön.
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.바로가 모세와 아론을 불러 이르되 너희는 가서 이 땅에서 너희 하나님께 희생을 드리라
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Niin farao kutsutti Mooseksen ja Aaronin ja sanoi: "Menkää ja uhratkaa Jumalallenne tässä maassa".
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Pha-ra-ôn bèn đòi Môi-se và A-rôn mà phán rằng : Hãy đi dâng tế_lễ cho Ðức_Chúa_Trời các ngươi trong xứ .
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Pha-ra-ôn bèn đòi Môi-se và A-rôn mà phán rằng: Hãy đi dâng tế lễ cho Ðức Chúa Trời các ngươi trong xứ.
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Povolal pak Farao Mojžíše a Arona, a řekl: Jděte, obětujte Bohu svému tu v zemi.
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Tedaj pokliče Faraon Mojzesa in Arona ter reče: Idite, darujte Bogu svojemu tu v deželi!
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.И призвал фараон Моисея и Аарона и сказал: пойдите, принесите жертву Богу вашему в сей земле.
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.Тогава Фараон повика Моисея и Аарона и рече: Идете, принесете жертва на вашия Бог в тая земя.
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.ויקרא פרעה אל משה ולאהרן ויאמר לכו זבחו לאלהיכם בארץ׃
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.فدعا فرعون موسى وهرون وقال اذهبوا اذبحوا لالهكم في هذه الارض.
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.法 老 召 了 摩 西 亞 倫 來 、 說 、 你 們 去 、 在 這 地 祭 祀 你 們 的 神 罷
Firavun Musayla Harunu çağırtıp, ‹‹Gidin, bu ülkede Tanrınıza kurban kesin›› dedi.法老 召 了 摩西亞 倫來 、 說 、 你 們去 、 在 這地 祭祀 你 們 的 神罷
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Ao saírem da presença de Faraó depararam com Moisés e Arão que vinham ao encontro deles,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.A stretli Mojžiša a Árona, ktorí im stáli oproti, keď vychádzali od faraona,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Cînd au ieşit dela Faraon, au întîlnit pe Moise şi pe Aaron, care îi aşteptau.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Cuando ellos salían del palacio del faraón, se encontraron con Moisés y Aarón, que estaban esperándolos
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.En sortant de chez Pharaon, ils rencontrèrent Moïse et Aaron qui les attendaient.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.És mikor kijövének a Faraótól, szembe találkozának Mózessel és Áronnal.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Ja kun he lähtivät faraon luota, kohtasivat he Mooseksen ja Aaronin, jotka odottivat heitä,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Ketika mereka keluar dari istana, mereka bertemu dengan Musa dan Harun yang sedang menunggu mereka
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Khi lui ra khỏi Pha-ra-ôn thì họ gặp Môi-se và A-rôn đợi tại đó ,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Khi lui ra khỏi Pha-ra-ôn thì họ gặp Môi-se và A-rôn đợi tại đó,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.그들이 바로를 떠나 나올 때에 모세와 아론이 길에 선 것을 만나
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Ko so se torej sešli z Mojzesom in Aronom, ki sta stala, da bi jih srečala na poti od Faraona,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.kwamen zij Mozes en Aäron tegen.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Och när de kommo ut ifrån Farao, träffade de Mose och Aron, som stodo där för att möta dem;
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Og da de kom ut fra Farao, møtte de Moses og Aron, som stod og ventet på dem.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Og da de ved deres Bortgang fra Farao traf Moses og Aron, som stod og ventede på dem,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Potkali se s Mojžíšem a Aronem, kteříž stáli, aby jim vstříc vyšli, když by se vraceli od Faraona.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Quando, uscendo dalla presenza del faraone, incontrarono Mosè e Aronne che stavano ad aspettarli
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Tedy oni zabieżeli Mojżeszowi i Aaronowi, którzy stali, aby się z nimi spotkali, gdy wychodzili od Faraona.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Und da sie von Pharao gingen, begegneten sie Mose und Aaron und traten ihnen entgegen
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.Εξερχομενοι δε απο του Φαραω, συνηντησαν τον Μωυσην και τον Ααρων, ερχομενους εις συναντησιν αυτων
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.И като излизаха от Фараоновото присъствие, срещнаха Моисея и Аарона, които се намираха на пътя;
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.И когда они вышли от фараона, то встретились с Моисеем и Аароном, которые стояли, ожидая их,
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.ויפגעו את משה ואת אהרן נצבים לקראתם בצאתם מאת פרעה׃
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.وصادفوا موسى وهرون واقفين للقائهم حين خرجوا من لدن فرعون.
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.他 們 離 了 法 老 出 來 、 正 遇 見 摩 西 亞 倫 站 在 對 面
Firavunun yanından ayrılınca, kendilerini bekleyen Musayla Haruna çıkıştılar.他 們離 了 法老 出來 、 正 遇 見 摩西 亞倫 站在 對面
Harunu kutsal kılmak için başına yağ dökerek meshetti.Em seguida derramou do óleo da unção sobre a cabeça de Arão, e ungiu-o, para santificá-lo.
Harunu kutsal kılmak için başına yağ dökerek meshetti.또 관유로 아론의 머리에 부어 발라 거룩하게 하고
Harunu kutsal kılmak için başına yağ dökerek meshetti.Il répandit de l`huile d`onction sur la tête d`Aaron, et l`oignit, afin de la sanctifier.
Haruna, ‹Bize öncülük edecek ilahlar yap› dediler. ‹Çünkü bizi Mısırdan çıkaran o Musaya ne oldu bilmiyoruz!›아론더러 이르되 우리를 인도할 신들을 우리를 위하여 만들라 애굽 땅에서 우리를 인도하던 이 모세는 어떻게 되었는지 알지 못하노라 하고
Haruna, ‹Bize öncülük edecek ilahlar yap› dediler. ‹Çünkü bizi Mısırdan çıkaran o Musaya ne oldu bilmiyoruz!›ויאמרו אל אהרן עשה לנו אלהים אשר ילכו לפנינו כי זה משה אשר העלנו מארץ מצרים לא ידענו מה היה לו׃
Haruna, ‹Bize öncülük edecek ilahlar yap› dediler. ‹Çünkü bizi Mısırdan çıkaran o Musaya ne oldu bilmiyoruz!›قائلين لهرون اعمل لنا آلهة تتقدم امامنا. لان هذا موسى الذي اخرجنا من ارض مصر لا نعلم ماذا اصابه.
Haruna, ‹Bize öncülük edecek ilahlar yap› dediler. ‹Çünkü bizi Mısırdan çıkaran o Musaya ne oldu bilmiyoruz!›對 亞 倫 說 、 『 你 且 為 我 們 造 些 神 像 、 在 我 們 前 面 引 路 . 因 為 領 我 們 出 埃 及 地 的 那 個 摩 西 、 我 們 不 知 道 他 遭 了 甚 麼 事 。
Haruna, ‹Bize öncülük edecek ilahlar yap› dediler. ‹Çünkü bizi Mısırdan çıkaran o Musaya ne oldu bilmiyoruz!›對亞 倫說 、 『 你 且 為 我 們造 些 神像 、 在 我 們 前面 引路 . 因 為領 我 們出 埃及 地的 那 個 摩西 、 我們 不知道 他 遭 了 甚 麼事 。
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.A Mojžiš povedal Áronovi: Čo ti urobil tento ľud, že si naň uviedol veľký hriech?
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.A řekl Mojžíš Aronovi: Coť učinil lid tento, že jsi uvedl na něj hřích veliký?
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.E perguntou Moisés a Arão: Que te fez este povo, que sobre ele trouxeste tamanho pecado?.
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.És monda Mózes Áronnak: Mit tett néked e nép, hogy ilyen nagy bûnbe keverted?
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.Ia berkata kepada Harun, "Apa yang mereka buat kepadamu sehingga kaubiarkan mereka berdosa besar?
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.In Mojzes reče Aronu: Kaj ti je storilo to ljudstvo, da si nadnje pripravil velik greh?
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.I rzekł Mojżesz do Aarona: Cóż ci ten lud uczynił, żeś wprowadził nań grzech wielki?
Haruna, ‹‹Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?›› dedi.모세가 아론에게 이르되 이 백성이 네게 어떻게 하였기에 네가 그들로 중죄에 빠지게 하였느뇨