Dün gece harikulade bir vakit geçirdim.I had a marvelous time last night.
Bu abartmasız ve mecazi olarak harikulade.This is literally and figuratively out of this world.
Tom harikulade bir iş yaptı.Tom has done a superb job.
O bana en harikulade hediyeyi verdi.He gave me the most wonderful present.
Kitap, çoğu Joseph Dinkel tarafından yapılan harikulade resimlerle bezenmiştir.They were magnificently illustrated, chiefly by Joseph Dinkel.
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.Joseph Bell was an extraordinary teacher by all accounts.
Posta için harikulade, mesaja odaklanmak istiyorsunuz, yapabilirsiniz.Phenominal for mail, you want to focus in on a message, you can do that.
(Kahkahalar) Ve bence bu harikulade.Which I think is just fascinating.
Bunu yaparak harikulade bir iş başarmış gibi hissetmezsiniz.You don't feel a glorious feeling doing that.
Harikulade bir blog kuruldu.A phenomenal blog that's been built up.
Sağa sola bakınırken bu harikulade resmi buldum.And I was looking around and I found this wonderful picture.
Gerçekten de kendine harikulade dürüst.Just wonderfully true to itself.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.When you are there you are just immersed in this wonderful environment.
"Dünyadaki en harikulade şey nedir, Yudhisthira?""What is the most wondrous thing in the world, Yudhisthira?"
Harikulade olduklarından bahsetmiş miydim?Did I mention they're gorgeous?
Yani, benim tamamen tarafsız, öznel görüşüme göre bu harikulade.So, in my completely unbiased, subjective opinion, it's brilliant.
Yemekler harikulade.The food is incredible.
Tepe örtüsüne müzisyenleri getirdik, ve müziklerini yaptılar -- harikuladeydi --We brought musicians to the canopy, and they made their music -- and it's fantastic music.
Bu harikulade birşey.This is a pretty spectacular thing.
Çünkü reçel kavanozları değiliz, biz olağanüstü, değişik, harikulade insanlarız.Losing of labels, because we are not jam jars. We are extraordinary, different, wonderful people.
Şimdi düşünün beyin nasıl harikulade esnekliğe ve uyuma sahiptir.So think about how wonderfully convenient and lazy the brain is.
Özellikle söz konusu yeni fikirler olduğunda. Mesela, Sirena dün gece harikuladeydi. Öyle değil mi?I mean, Sirena last night was a marvel, wasn't she?
Sana harikulade bir şey oluyor. Ve bunu takdir ediyor musun?Such an excellent thing is happening to you and do you appreciate?
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.He painted a beautiful Vermeer.
(Anderson Cooper) Krister Linder,sırası gelmişken.Bu harikuladeydi.[Cheers and applause] (I WAS HERE - WORLD HUMANlTARlAN DAY AUGUST 19 WHD-IWASHERE.ORG)
Şükran Günü, Noel -- (Alkışlar) -- dünyanın dört bir tarafında birçok ülkeden. Harikuladeydi.All during the holidays, Thanksgiving, Christmas, in different countries around the world.
Ve bu kadın harikulade.And she's so marvelous.
Ve sunu da itiraf edeyim, muzeleri harikulade.And I will say, though, the museum is gorgeous.
Harikulade bir soruIt is a marvellous question.
Ve Drew Barrymore da, sahip olduğu harikulade büyüye rağmen, cazibeli değil.And Drew Barrymore, for all her wonderful charm, is not glamorous either.
Bunu büyüterek size göstermek istediğim bu nöronun harikulade şekilde karmaşık olmasıdır.Bunu büyüterek size göstermek istediğim bu nöronun harikulade şekilde karmaşık olmasıdır.
Burada çiğneme eylemini gerçekten harikulade yapan yengeçler hakkında konuşuyorum.Burada çiğneme eylemini gerçekten harikulade yapan yengeçler hakkında konuşuyorum.
(Cennettekiler) Yeşil yastıklara ve harikulade güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.Reclining on green cushions and rich carpets excellent.
Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar.Reclining on green cushions and rich carpets excellent.
Yeşil yastıklara ve harikulade güzel döşemelere yaslanırlar.Reclining on green cushions and rich carpets excellent.
Bu yıl benim için harikulade bir yıl oldu."This has been a spectacular year for me."
Allahın eserleri ne kadar da harikulade.Wie wunderbar ist Gottes Schöpfung.
Kitap, çoğu Joseph Dinkel tarafından yapılan harikulade resimlerle bezenmiştir.Questi volumi erano magnificamente illustrati, principalmente per mano di Joseph Dinkel.
Bu dünyada, her çağda harikulade bir savaş vermiş; bunu da elleri arkadan bağlı iken yapmıştır.За каждую поданную ему милостыню клал земные поклоны, поминая всех жертвователей поимённо.
Bu dünyada, her çağda harikulade bir savaş vermiş; bunu da elleri arkadan bağlı iken yapmıştır.Ele já se apresentou em todo o mundo e estabeleceu e quebrou vários recordes mundiais.
Kitap, çoğu Joseph Dinkel tarafından yapılan harikulade resimlerle bezenmiştir.A maior parte do álbum é composto por canções instrumentais escritas por Joseph Vitarelli.
Bu dünyada, her çağda harikulade bir savaş vermiş; bunu da elleri arkadan bağlı iken yapmıştır.阿含經與律藏都包含在其中,後世專用來指經藏部份。
Adam ona şimdilerin parasıyla 10 milyon dolar edebilecek bir fiyata harikulade bir Vermeer sattı.Dit was zijn favoriete kunstwerk.
Adam ona şimdilerin parasıyla 10 milyon dolar edebilecek bir fiyata harikulade bir Vermeer sattı.Et c'était son œuvre favorite entre toutes.
Adam ona şimdilerin parasıyla 10 milyon dolar edebilecek bir fiyata harikulade bir Vermeer sattı.훌륭한 베르메르의 작품을 천만달러에 팔고 있었습니다.
Adam ona şimdilerin parasıyla 10 milyon dolar edebilecek bir fiyata harikulade bir Vermeer sattı.la un preț echivalent a 10 milioane de dolari.
Adam ona şimdilerin parasıyla 10 milyon dolar edebilecek bir fiyata harikulade bir Vermeer sattı.שמכר לו יצירה נפלאה של ורמר עבור מה שכיום היה 10 מיליון דולר.
Adam ona şimdilerin parasıyla 10 milyon dolar edebilecek bir fiyata harikulade bir Vermeer sattı.وقد باعه لوحة مميزة للفنان " فيرمير " بما يوازي في ايامنا هذه 10 ملايين دولار
Adam ona şimdilerin parasıyla 10 milyon dolar edebilecek bir fiyata harikulade bir Vermeer sattı.今のお金に換算すると1千万ドルの値で売りました これはゲーリングの一番大切な絵となりました
Ağaçlar harikulade keşif sahalarıdır.Gli alberi sono magnifici teatri di scoperta per la loro altezza, la struttura complessa,
Ağaçlar harikulade keşif sahalarıdır.나무는 탐험에 있어 아주 멋진 장소에요.
Ağaçlar harikulade keşif sahalarıdır.Les arbres sont de merveilleux champs de découverte de par leur stature, leur structure complexe,
Ağaçlar harikulade keşif sahalarıdır.Los árboles son maravillosas zonas de descubrimiento a causa de su alta estatura, su estructura compleja,
Ağaçlar harikulade keşif sahalarıdır.העצים הם זירות נפלאות לגילוי תגליות
Ağaçlar harikulade keşif sahalarıdır.الأشجار حلبة رائعة للاستكتشاف
Ağaçlar harikulade keşif sahalarıdır.その背の高く、複雑な構造
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.A vzpoměnli jsi na muže, jednoho úžasného Němce, pokaždé, když se objevila nová metoda, jak vyprávět příběhy.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.En ze herinnerden zich één man, één verbluffende Duitser, telkens er een nieuw vertelmiddel kwam opduiken.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.또한 사람들은 한 남자, 한 대단한 독일인을 새로운 이야기 도구가 튀어나올때마다
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Och de kom ihåg en man, en otrolig Tysk, varje gång en ny berättarapparat poppade upp.