harem ile cümle

harem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şahrbaraz, yalnızca harem, yük ve askerlerini kaybetmiş olarak neredeyse çıplak ve yalnız olarak kaçtı.Sarbaro escapou por pouco, nu e sozinho, tendo perdido seu harém, carga e homens.
Genellikle sosyal hayvanlar olan zebralar küçük haremler ya da büyük sürüler hâlinde yaşarlar.São geralmente animais sociais que vivem desde pequenos harém a grandes manadas.
Tacmas giysi edeğiştirerek bir tacir olarak Ali'nin haremine girmeyi başarmıştır.E isso ajuda o fato de Stan ser realmente atraente nas telas.
Çocukluğunu ve erken yetişkinliğini üst sınıf bir Mısır hareminde münzevi bir şekilde geçirdi.Huda passou sua infância e adolescência enclausurada em um harém da classe alta egípcia.
"Enver Paşa 'Namus elden gidiyor' deyince, park harem-selámlık oldu".«Com Paulo Gustavo como ex-palhaço, 'A Vila' leva comédia para a rua».
Sarayın harem bölümü ise daha sade düzenlenmiştir.De zetel van het arrondissement is Nisporeni.
Sofia hareme girerek hem Yağı-Sayan hem de Oronte'nin öldürüldüğü bildirir.Sofia stormt binnen en vertelt dat zowel Acciano als Oronte zijn gedood.
Validesi de oğlunun devlet işinden elini çektiği müddetce haremine karışmıyordu.Evenmin is duidelijk of hij nog leefde in de tijd dat zijn zoon het bestuur over Egypte had.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Daar kwam de prins al jaren als vriend over de vloer.
İlk oyunu "Haremağası Ut Meşkediyor"' du.Ale już pierwszego dnia czuje się "przerażony smakiem Indii".
Sarayın harem bölümü ise daha sade düzenlenmiştir.Nasada przedplecza jest wyraźnie węższa od pokryw.
Yavru erkekler büyüdüklerinde klandan ayrılarak diğer klanlara katılır ve kendi haremlerini kurarlar.Młode samice po osiągnięciu dojrzałości porzucają macierzyste stado i poszukują innych haremów.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Han var befälhavare och nära vän till kejsaren under många år.
Harem içerisindeki dişiler kendi aralarında güçlü sosyal bağlara sahiptirler.За володіння гаремом між самцями відбуваються жорсткі поєдинки.
Şahrbaraz, yalnızca harem, yük ve askerlerini kaybetmiş olarak neredeyse çıplak ve yalnız olarak kaçtı.Шахрбараз дивом врятувався, втративши весь обоз, гарем і солдат.
Şeyhülislam ve kızlar ağası tekrar hareme girdiler.Це знову зробило королеву і Мазаріні більш поступливими.
Abdullah kaçmış ve haremini geride bırakmıştır.Раніше Абдула втік з фортеці і залишив там своїх дружин.
Bir efsaneye göre tatlı kökenini Caltanissetta hareminden almaktadır.Jedna legenda klade jejich původ do harému ve městě Caltanissetta.
Zaida, şaire bir Türk'ün hareminde yaşamış olduğunu söyler.Zaida îi spune lui Prosdocimo că ea este dintr-un harem turcesc.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Soția sa este pentru o perioadă sedusă de prinț.
Haremdeki ve devlet içindeki entrikalara hakim biridir.El este cercetător la Centrul pentru probleme publice și de stat din Ierusalim.
Kızlar ağası tekrar içeri girdi ve akağalar harem kapılarını kapadılar.A kaerek kapuját bezárták és thérai védőrúnákkal pecsételtek le.
Sofia hareme girerek hem Yağı-Sayan hem de Oronte'nin öldürüldüğü bildirir.Η Σοφία ορμά μέσα για να αναγγείλει ότι τόσο ο Αξιανός όσο και ο Ορόντης έχουν σκοτωθεί.
Sonunda Alemdar Bâbüssaâde Kapısı'nı kırdırıp hareme girdi.Πραγματικά κατόρθωσαν να σπάσουν την κλειδωμένη πόρτα με δύναμη.
Soylu erkekler arasında haremlerin yaygınlığı kayıtlardan bilinen bir şeydir.Populariteten til haremer blant kongelige menn er velkjent fra nedtegnelsene.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Dette var begynnelsen på deres vennskap gjennom mange år.
Yapı,selamlık ve harem olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı.Vandalene var delt inn i to stammegrupper, silingi og hasdingi.
Küçük yaşta hareme alınıp müzik ve dil eğitimi verilerek yetiştirilmiş.Masa kecilnya diisi denganmempelajari beberapa bahasa dan musik, serta melakukan banyak perjalanan.
Harem'in yanında, devlet dairelerinin bulunduğu Selamlık'ta dururdu.Dia berlindung di rumah Liem yang ketika itu masih berdomisili di Kudus.
Harem Suare, 1999 İtalya - Fransa - Türkiye ortak yapımı tarihi dramatik filmdir.『ラスト・ハーレム』 (Harem Suare) は、1999年のイタリア・フランス・トルコの歴史映画。
Yavru erkekler büyüdüklerinde klandan ayrılarak diğer klanlara katılır ve kendi haremlerini kurarlar.雌性後代則會離開,加入別的氏族。
Orada hareme göndermiş olan Cordelia'yı kandırmaya çalışır.이때 해주에 은거 중이던 이이(李珥)와 교유했다.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.הייתה זו התחלה של ידידות חשובה רבת שנים.
Sofia hareme girerek hem Yağı-Sayan hem de Oronte'nin öldürüldüğü bildirir.סופיה נכנסת במרוצה ואומרת כי אצ'אנו ואורונטה נהרגו.
Haremeyn Vakıfları mahallesidir.הפרעות של הרמי שלי.
Daha sonra Abbasiye Sarayı'ndaki hareme taşındı.По-късно менуетът се пренася в дворците.
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.Например думата за морж звучи при мъжете rərkə, а при жените tsətsə.
Ortaçağ Arabistanı'nda, haremlerde kadınlar arası ilişkiler yaşandığına dair duyumlar bulunmaktadır.Iz perioda srednjeg vijeka postoje svjedočanstva iz Arabije o vezama između ženâ u haremima.
Türk Hareminden Bir Sahne, 17. yüzyıl.Kirikuaia paekiviristid 17. sajandist.
Hıll: Harem ile mikat arası.Agapetus, Olen ma sattunud haaremi?
1932 - Üsküdar ağaçlandırıldı, Harem-Salacak arasındaki sırta 1000 çam ağacı dikildi.1942 – algas metsaraie, mille käigus varuti üle miljoni tihumeetri puid.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Altri venditori ambulanti vivono come le donne dell'harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andere handelsreizigers leven als harem vrouwen.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andere Reisende leben wie Frauen Harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andra resande försäljare leva som harem kvinnor.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Andre omrejsende sælgere lever som harem kvinder.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Autres vendeurs itinérants vivent comme des femmes du harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Các nhân viên bán hàng đi du lịch sống như hậu cung phụ nữ.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Drugi potujejo prodajalcev živeti kot harem žensk.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Egyéb utazási ügynökök élni hárem a nők.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Inne komiwojażerowie żyć jak harem kobiet.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.여자를 하렘 같은 다른 여행 외판원이 살고 있습니다.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Muut kulkukauppiaat elää kuten haaremi naisia.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Ostatné obchodný cestujúci žiť ako hárem žien.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Ostatní obchodní cestující žít jako harém žen.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Otros viajantes viven como mujeres del harén.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Outros vendedores ambulantes viver como mulheres de harém.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Pedagang keliling lain hidup seperti harem.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Vânzatori Alte călătorie vii ca harem de femei.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Άλλοι πωλητές ταξιδεύουν ζουν σαν χαρέμι ​​γυναίκες.

İlgili Sayfalar