harem ile cümle
harem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çocukluğunu ve erken yetişkinliğini üst sınıf bir Mısır hareminde münzevi bir şekilde geçirdi.She spent her childhood and early adulthood secluded in an upper-class Egyptian harem.
Sarayın harem bölümü ise daha sade düzenlenmiştir.The head is paler than the underparts.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.He was, for many years, the prince's intimate companion.
Soylu erkekler arasında haremlerin yaygınlığı kayıtlardan bilinen bir şeydir.The popularity of harems amongst men of the royalty is well known from records.
Hareme annesi ile birlikte girmiş olan Sesto ona hücum eder.The groom laments this state of affairs to his mother, who goes to tax his bride with it.
Kum'da Fatıma Masume'nin hareminin yanına defnedildi.Goddamn, I near choked on my Adam's apple.
Harem, cariyelik sisteminin kurulup gelişmesinde ve rağbet görmesinde en büyük etken olmuştur.Indeed, Cord wanted the biggest, fastest, and most expensive car ever made.
Genellikle sosyal hayvanlar olan zebralar küçük haremler ya da büyük sürüler hâlinde yaşarlar.They are generally social animals that live in small harems to large herds.
Sarayın tarihi cariye olarak girdiği haremin en güçlü kadını olan nice kadınlarla doludur.Towards the end of the day the highest scoring batsman is presented with a set of horns.
Bu olaylardan sonra köşk kapatılmış, yalnızca harem gezilerinde birkaç saatliğine kullanılmıştır.For some years before closure it was only used for peak hour services.
Ramazanoğlu ailesinin yaşadığı yer Harem bölümüdür.This hall is the Harem section, where the Ramadanid family lived.
Bir erkek ve onun dişisi harem oluştururlar.A. He is picking his teeth with a fork.
Sümbül Ağa (Selim Bayraktar) — Haremin başağası.Frozen shoulder - PubMed Health.
Harem'in yanında, devlet dairelerinin bulunduğu Selamlık'ta dururdu.Next to the Harem, there used to stand the Selamlık, where the government offices were located.
Ca'fer es-Sâdık'tan nakledilen bir hadis şöyledir: "Allah’ın bir haremi vardır ve orası Mekke’dir.He summarizes, "human life, as a gift from God, is sacred and inviolable.
Prenses Leyla Açba-Ançabadze, Harem Hatıraları, İstanbul, 2004.Açba-Ançabadze, Leyla, Fürstin: Harem Hatıraları, Timaş Yayınları, Istanbul 2010.
Zaida, şaire bir Türk'ün hareminde yaşamış olduğunu söyler.Zaida tells Prosdocimo that she is from a Turkish harem.
Bu yüzden harem içinde namı 'büyücü'ye çıkmış.He was nicknamed The Wizard.
Abdullah kaçmış ve haremini geride bırakmıştır.Kathir leaves and forgets the bag.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Other travelling salesmen live like harem women.
When I missed the flight, I went to the Harem Bus Terminal.When I missed the flight, I went to the Harem Bus Terminal.
Çok popülermiş Harem ağalarını da seviyor mu?He is so popular, does he know how to serve the eunuchs' asses?
Bu (temettu' ve kurban), Harem bölgesinde (Mekke’de) ikamet etmeyenler içindir.This applies to him whose family does not live near the Holy Mosque.
Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar çarpılıp götürülürken Harem'i güven içinde tuttuk.Do they not see how We appointed a safe Sanctuary while all around them people are snatched away?
HAREMAĞASIConstellation name (optional)EUNUCH
Harem ile divanın toplandığı Kubbealtı arasında yer alır.It is located between the harem and Kubbealtı where the diva is gathered.
Yasak bir yer olan Harem, sürekli spekülasyon ve merak konusu olmuştur.The Harem, being a forbidden place, was constant topic of speculation and curiosity.
Harem içinde maddi olarak lüks ve rahat bir yaşam sürmüşlerdir.Inside the Harem, they led a materially luxurious and a comfortable life.
Karılarının yanı sıra haremlerinde çocuk sahibi olan çok sayıda cariyeleri de vardı.Besides their wives, they also had a number of concubines in their harem, who produced children.
Haremde, diğer seksen beş kadından daha üstündü.In the harem, she took precedence over all other eighty-five wives.
Harem ve hamamHarem and the bath
Han'ın hareminin iç duvarları rengarenk desenlerle mermerle kaplanmıştır.The inner walls of khan's harem were covered by marble, with colorful patterns.
Hazinedar ağa harem baş saymanının unvanıydı. [2]Hazinedar agha was the title of the chief eunuch treasurer.[4]
Kadınefendi Osmanlı Haremi Osmanlı padişahlarının eşlerinin listesiKadın (title) Ottoman Imperial Harem List of consorts of the Ottoman sultans
Harem, evin ve ailenin kadın üyelerinin yaşadığı bölümdü.The harem was that part of the house where the female members of the family and household lived.
İkbal (unvan) Osmanlı İmparatorluk Haremi Osmanlı padişahlarının eşlerinin listesiIkbal (title) Ottoman Imperial Harem List of consorts of the Ottoman sultans
Bir harem 18 kadar dişiyi kapsayabilir, koloninin kıyısına doğru bu sayı azalır.Ein Harem kann bis zu 18 Weibchen umfassen, zum Rand der Kolonie hin werden es weniger.
Ayrıca hac yollarını tamir ettirmiş ve Haremeyn’de sağlık ocakları açtırmıştı.So ließ er die Heilquelle ("Gesundbrunnen") in Godelheim erschließen.
Ca'fer es-Sâdık'tan nakledilen bir hadis şöyledir: "Allah’ın bir haremi vardır ve orası Mekke’dir.In dem Gleichnis sagt darauf Gott zu ihm: "Du Narr!
Dilara, beklenmedik bir zamanda haremden bir kadın tarafından zehirlenerek ölür.Eine männliche Gerade ist unsterblich in einen weiblichen Punkt verliebt.
Haremlerdeki ilişkiler genellikle baskıyla karşılaşmaktadır.Die Harpactorinae sind meist in der Krautschicht anzutreffen.
Kızı sultanın hareminden dışlanmış ve her ikisi de Balıkesir'e sürgün gönderilmiştir.Sie rettet den Jungen wie auch das Kaninchen und schleppt beide nach draußen.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Diese waren über Jahrzehnte gute Freunde des Vaters des Entdeckers.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Ce dernier avait été pourtant un familier de l'empereur depuis de nombreuses années.
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.Les adorateurs de la divinité se travestissent, les hommes s'habillent en femme et les femmes en homme.
Camilerde bir dış avlu (harim), bir de iç avlu (harem) yapılır.Le fût (à huit faces) et le socle sont en granit de Serverette.
Şeyhülislam ve kızlar ağası tekrar hareme girdiler.Les têtes de l’Enfant et de la Vierge ont été refaites.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.La banda había sido amigo de Fair durante años.
Zaida, şaire bir Türk'ün hareminde yaşamış olduğunu söyler.Zaida le cuenta a Prosdocimo que procede de un harén turco.
İlk oyunu "Haremağası Ut Meşkediyor"' du.Primera aparición: "Jumping Mad".
Ca'fer es-Sâdık'tan nakledilen bir hadis şöyledir: "Allah’ın bir haremi vardır ve orası Mekke’dir.Come viene sottolineato dal Corano che afferma "Di': «Egli, Allah, è Unico, Allah è l'Assoluto.
Kızı sultanın hareminden dışlanmış ve her ikisi de Balıkesir'e sürgün gönderilmiştir.La principessa innamorata convoca il signore dei fiori?), furono entrambe eseguite da Chata.
Haremler birçok erkekten oluşur; bu grup içerisinde erkekler baskın bir hiyerarşiye sahiptirler.I maschi combattono spesso tra loro per il possesso di un harem di femmine.
Genellikle sosyal hayvanlar olan zebralar küçük haremler ya da büyük sürüler hâlinde yaşarlar.Sono generalmente animali sociali, vivendo in nuclei familiari o piccoli gruppi cooperativi.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Resterà uno degli amici più fidati del principe ereditario durante tutta la sua vita.
Sonunda Alemdar Bâbüssaâde Kapısı'nı kırdırıp hareme girdi.Ordinò l'apertura della porta del mastio e uscì.
Tacmas giysi edeğiştirerek bir tacir olarak Ali'nin haremine girmeyi başarmıştır.Переодевшись в клоуна, он проникает на арену.
Ramazanoğlu ailesinin yaşadığı yer Harem bölümüdür.والمكان الذي عاشت فيه عائلة رمضان أوغلو هو الجزء المخصص لبيت الحريم.
Sonunda Alemdar Bâbüssaâde Kapısı'nı kırdırıp hareme girdi.لذا لجأت البُندقية أخيراً للتفاوض مع الباب العالي.
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.فإن سمِّي العقد : وجب على الزوج ، وإن لم يسمَّ : وجب عليه مهر " المِثل " - أي مثيلاتها من النساء.