Tom bir inç hareket etmedi.Tom didn't move an inch.
Kapı hareket etmeyecek.The door won't budge.
Her hareketin kendi sonucu vardır.Every action has its consequence.
Sen hareket etme yoksa ben ateş edeceğim.Don't you move or I'll shoot.
İstediğim zaman hareket ederim.I can leave whenever I want.
O, harekette önemli bir rol oynadı.He played a key role in the movement.
O, harekette kilit bir rol oynadı.He played a key role in the movement.
Hareket edemedim.I couldn't move.
Herhangi birinin bu kadar hızlı hareket edebileceğini bilmiyordum.I didn't know anyone could move that fast.
Hemen hareket etmek zorunda kaldım.I had to act at once.
Çabuk hareket etmek zorunda kaldım.I had to act quickly.
Hareket etmeyi sürdürmek zorunda kaldım.I had to keep moving.
Hareket etmeyi sürdürmek zorundayım.I've got to keep moving.
Hareket edebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can move.
Sadece hareket eden bir şey gördüm.I just saw something moving.
Bir şeyin hareket ettiğini gördüğümü biliyorum.I know I saw something move.
Yavaş hareket etmem gerekiyor.I need to move slowly.
Başka bir hareket tarzı göremiyorum.I see no other course of action.
Başka nasıl hareket edilir bilmiyorum.I see no other course of action.
Hareket eden bir şey görüyorum.I see something moving.
Uçağım hareket etmeden önce hâlâ üç saatim var.I still have three hours before my plane leaves.
Tom ve Mary her ikisi de komik yüz göz hareketleri yapar.Tom and Mary both make faces.
O bir tuz direği gibi hareketsiz duruyordu.He stood motionless, like a pillar of salt.
Tom son zamanlarda garip hareket ediyor.Tom has been acting strange lately.
Biraz geriye doğru hareket edin.Move back a little.
Tom hareket ettikten sonra kendisini güvende hissetmeye başladı.Tom only began to feel safe after he moved.
O hareketli çizgi filmden ilham almış olacak.He will have gotten the inspiration from that animated cartoon.
Eğer bir çocuk gibi hareket edersen bir çocuk gibi davranılırsın.If you act like a child, you'll be treated like a child.
Tom sadece Boston'a hareket edeceğini anons etti.Tom just announced that he would be moving to Boston.
Bir şeyin hareket ettiğini gördüğüme eminim.I'm sure I saw something moving.
Sen geri hareket eder misin lütfen?Would you move back, please?
Ben yapabildiğim kadar hızlı hareket ediyorum.I'm moving as fast as I can.
Sağduyuyla hareket ediyorum.I'm using common sense.
Sana hareket etmemeni söylemiştim.I told you not to move.
Harekete geçsem iyi olur.I'd better get moving.
Programa göre hareket ediyoruz.We're on a schedule.
Tom hareket etmedi.Tom didn't move.
Çok masum hareket etme.Don't act so innocent.
Sen yanlış bir hareket yaptın.You have made a foul move.
Böyle çocukça bir şekilde hareket edersen, o zaman çocuk olarak muamele görürsün.If you act in such a childish way, then you will be treated as child.
Polisler Yamada hareketlerini izliyordu.The police were watching Yamada's movements.
Düşünmeden hareket etmek şeytandır.Impulsiveness is the devil.
Araba hareket etmeye başlar başlamaz kedim aşırı heyecanlandı.My cat became frantic as soon as the car began to move.
Hareket edelim.Let's move.
Tom, ilk trene yetişmek için erkenden hareket etti.Tom left early to catch the first train.
Tom tamamen hareketsiz kaldı.Tom remained perfectly still.
Tom girişe doğru hareket etti.Tom moved toward the doorway.
Bak, Tom, hareket etmek zorundayız.Look, Tom, we have to move.
Tom Mary'ye doğru hareket etti.Tom moved toward Mary.
Tom neredeyse hareket edemiyor.Tom can barely move.
Tom hareket etmeye başladı.Tom began to move.
Sola hareket et.Move to the left.
Tom'un hareket etmesine bak.Look at Tom move.
Hareket etmelisin.You need to act.
Hareket etmen gerekiyor.You need to act.
Boston'a tren ne zaman hareket ediyor?When does the train leave for Boston?
Tom gece gündüz hareket halinde.Tom is on the go day and night.
Marie ileriye doğru hareket ediyordu.Marie was moving forward.
Sadece hiçbir şey olmamış gibi hareket et.Just act like nothing happened.
Tom saksıyı sola doğru hareket ettirdi ve gizli kapıyı kaydırarak açtı.Tom moved the flower pot to the left and the secret door slid open.