Zamanını boşa harcamayı kes.Stop wasting your time.
Tom zamanını harcamak istemedi.Tom didn't want to waste his time.
Bu kadar da fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend that much.
Bu kadar fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend that much.
İşte biraz para. Hepsini bir anda harcama.Here's some money. Don't spend it all in the same place.
Elinde olmayan parayı harcama.Don't spend money that you don't have.
Para kazanmak için para harcamalısın.You have to spend money to make money.
Tom su gibi para harcamakta.Tom has been spending money like there's no tomorrow.
Bilgisayar oyunlarına daha fazla para harcamayacağın konusunda bana söz vermiştin.You promised me that you wouldn't spend any more money on computer games.
Zamanını harcamak için daha kötü yollar var.There are worse ways to spend your time.
Bunun hakkında düşünerek biraz zaman harcamalısın.You should spend some time thinking about that.
Tom buna harcaması gerektiğinden daha fazla para harcadı.Tom spent more money on that than he should've.
Tom o tabloya harcaması gerektiğinden daha fazla para harcadı.Tom spent more money on that painting than he should've.
İşte biraz para. Bunu yararlı şeylere harcamaya çalış.Here's some money. Try to spend it on something useful.
Paranı harcaman gereken yer burası.That's where you should spend your money.
İşte burada paranı harcamalısın.That's where you should spend your money.
Üç yüz dolara kadar para harcamaya iznin var.You're allowed to spend up to three hundred dollars.
Burada daha fazla zaman harcamayalım.Let's not spend any more time here.
Bunun hakkında konuşarak daha fazla zaman harcamayalım.Let's not spend any more time talking about this.
Patronuna hediye almak için bu kadar para harcamak gerçekten doğru mu?Is it really OK to spend that much money on a gift for your boss?
Anne-babam bana gereksiz para harcamamayı öğretti.My parents taught me not to waste money.
Saçma şeylere zaman harcamayı kes.Stop spending time on stupid things.
Sağlık ya da eğitim gibi sosyal harcamalar OECD ortalamasındadır.Social spending such as health or education is around OECD median.
Modern aviyonik askerî uçak harcamalarının önemli bir kısmıdır.Modern avionics is a substantial portion of military aircraft spending.
Yerel yönetimlerin harcamaları Çin'in mali sisteminde kritik bir rol oynamaktadır.Local government's spending plays a critical role in China's fiscal system.
Diğer ticaret şirketlerinin aksine, Würth araştırma ve geliştirmelere çok para harcamaktadır.Unlike other trading companies, Würth spends much on research and development.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.The army was now seen as both an unnecessary expense and a political threat.
Çin İKB'leri %50 üzeri hızla büyümek için kullanıldı ve sermaye harcamak istemiyorlardı.Chinese CEOs has been used to growing at 50%+ speed and do not want to spend capital.
Avrupa'da KOAH sağlık harcamalarının %3'ünü oluşturur.In Europe, COPD represents 3% of healthcare spending.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.I shall not waste my days in trying to prolong them.
Dönemin harcamaları büyüktü, ancak Hazine tarafından yönetilebiliyordu.The expenditures of the period were large, but manageable by the treasury.
Savunma harcamalarının 2022 yılına kadar 620 milyar dolara çıkması bekleniyor.Defence spending is expected to rise to US$62 billion by 2022.
GAA üyeleri kendi enerjilerini sadece gey hakları sorunlarına harcamak istediler.GAA members wanted to concentrate their energies exclusively on gay rights issues.
Dünyanın toplam gerçek ve nominal değer Ar-Ge harcaması 2010'da yaklaşık bir trilyon dolardı. ^The world's total nominal R&D spending was approximately one trillion dollars in 2010.
Ancak eğitim harcamaları konusunda yine eşitsizlikler mevcuttur.However, there remains an inequality in education spending.
Hanehalkı harcamaları prim payı %1.39 yükselmiştir.The share of premiums in household spending increased to 1.39%.
Şehri 2011'de ziyaret eden 1,8 milyon turist 1,3 milyar dolardan fazla harcama yapmıştır.Roughly 1.8 million tourists visited Amman in 2011 and spent over $1.3 billion in the city.
Dönemin harcamaları, yıllık cirolara kıyasla oldukça büyüktü.The expenditures of the period were quite large when compared to the annual revenues.
Ben harcamam.I don't fuck.
İnsanların içine girerek veya musallat olarak tüm servetini harcamasına neden olurlar.People came to him seeking blessings or cures for their illness, in distress or just to meet him.
Birlerşik devletlerde, sağlık harcamaları iflas nedenlerinin başında gelmektedir.In the United States, community health is rooted within primary healthcare achievements.
Károlyi büyük tasarruf paketleriyle devlet harcamalarını azalttı.Károlyi reduced state expenses with large-scale economies.
TCP oturumu başarılı kurulmuş ise BGP bu durumda çok zaman harcamaz.BGP does not spend much time in this state if the TCP session has been successfully established.
Sadece yılda 100 milyon doların üzerinde harcama yapmış ülkeler dahil edilmiştir.Only those nations which annually spend more than 50 million dollars have been included.
Japonya'nın yollardaki harcamaları fazla kabul edildi.Japan's road spending has been extensive.
Bu hesaplarda kayıp ücretler, verimlilik ve diğer harcamalar dikkate alınmamıştır.None of these figures take into account lost wages and productivity or other costs.
Yapılan harcamalar bakımından da Avrupa üçüncüsü."Uyuşturucudan kurtulup Avrupa üçüncüsü oldular".
Bunun %46 seviyesindeki 712 milyar doları ABD tarafından yapılan harcamadır.46.5% of this total, roughly $712 billion U.S. dollars, was spent by the United States.
Gün geçtikçe daha fazla para harcamaya başladı.During this time he began spending money excessively.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.None have succeeded in finding the treasure.
Bu uygulamalar, askeri harcamaların terk edilmesine ek olarak olağanüstü bir şekilde çalıştı.These policies, in addition to an abandonment of military spending, worked phenomenally well.
Askeri harcamalarda yapılacak kısıtlamayla sağlanacak kaynaklar sivil ekonomiye aktarılabilincekti.He said money saved on education spending could instead be spent on the people's economy.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Syrians collectively spend about $600 million per year on tobacco consumption.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Since then government expenditures has shown an increasing trend.
HAARP'ın 2008 yılı itibarıyla vergi ile finanse edilmiş 250 milyon $ harcaması gerçekleşmiştir.As of 2008, HAARP had incurred around $250 million in tax-funded construction and operating costs.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.The cost constraint refers to the budgeted amount available for the project.
Piyasayı canlandırmak için vergileri düşürmeyi ya da kamu harcamalarını artırmayı reddetti.However, he refused to raise income tax or to cut defense spending.
Soruşturmada bulunan harcama miktarı tartışmalıdır.What is the amount of the claim in dispute.
Kasım 2008’den beri banka borcu harcamaları devlet tarafından garanti altına alınmaktadır.Since January 2008, the political parties have been directly funded by the state.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.However, this article focuses specifically on investment in financial assets.