O böyle bir şeye para harcama konusunda isteksiz.He grudged spending money on such a thing.
Şirketin harcamasıyla gezi yaptı.He traveled at the expense of the company.
Bütün parasını at yarışına harcamayacak kadar akıllı.He knows better than to spend all his money on horse racing.
Genç olmasına rağmen vaktini boşa harcamaz.Though he is young, he never wastes time.
Bütün parasını elbiselere harcamayacak kadar akıllıdır.She knows better than to spend all her money on clothes.
O sosyal yaşantısını harcamada testi geçti.She passed the test at the expense of her social life.
Gerekenden daha fazla para harcamamaya çalışın.Try not to spend more money than is necessary.
Paranı boşa harcama.Don't waste your money.
Nefesinizi boşa harcamayın.Don't waste your breath.
Bütün paranı elbiselere harcamayacak kadar akıllı olmalısın.You should know better than to spend all your money on clothes.
Yaşlanan bir nüfus sağlık üzerinde daha fazla harcama gerektirecektir.An aging population will require more spending on health care.
Bunun zaman harcamaya değer olduğunu düşünüyor musun? Öyle olduğunu sanmıyorum.Do you think it's worthwhile? I don't think so.
O, çaba harcamadan ağaca tırmandı.He climbed up the tree without effort.
Kızım onun daha az para harcamasını istediğimde makul değildi.My daughter was not reasonable when I asked her to spend less money.
Biz durgunluk döneminde harcamayı azalttık.We reduced our spending during the recession.
Kazandığından daha fazla harcama.Don't spend more than you earn.
Burada suyu boşa harcamak yasal değildir.It's illegal to waste water here.
Annem bana parayı boşa harcamamamı öğretti.My mother taught me not to waste money.
Başkan hükümet harcamalarını kısmak için söz verdi.The president promised to ax government spending.
Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending.
Hayatımı burada harcamazdım.I wouldn't spend my life here.
Onun hakkında konuşarak çok zaman harcamak istemediler.They did not want to spend much time talking about it.
Gereğinden daha fazla para harcamadı.He spent no more money than was necessary.
Müttefikler hiç boşa zaman harcamadı.The Allies wasted no time.
İnsanların yeni mallara harcamak için daha fazla parası vardı.People had more money to spend on new goods.
McClellan zamanı boşa harcamadı.McClellan wasted no time.
İşte 50.000 yen. Önemsiz şeylere para harcama lütfen.Here is ¥50,000. Please do not spend the money on unimportant things.
O, ona tüm parasını kız arkadaşına harcamamasını tavsiye etti.She advised him not to spend all his money on his girlfriend.
Boston'da en sevdiğin zaman harcama şeklin nedir?What's your favorite way to spend time in Boston?
Profesyonel bir banjo oyuncusu olmak için pratik yapmaya binlerce saat harcamalısın.To become a professional banjo player, you need to spend thousands of hours practicing.
Sınavda önce notlarını gözden geçirmek için biraz zaman harcamayı unutma.Don't forget to spend a little time looking over your notes before the exam.
Sanırım ev ödevine biraz daha zaman harcamalısın.I think you need to spend a little more time on your homework.
Beni mutlu eden şeyleri yaparak daha çok zaman harcamak istiyorum.I want to spend more time doing things that make me happy.
Önemli olan şeyleri yaparak daha fazla zaman harcamak istiyorum.I want to spend more time doing things that matter.
Birçok insan çocukların dışarıda oynayacak yeterli zamanı harcamadıklarını düşünüyorlar.Many people think that children don't spend enough time playing outside.
Öğretmen bana konuşmamı hazırlamak için daha çok zaman harcamam gerektiğini söyledi.My teacher told me that I should have spent more time preparing my speech.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.She spends a pretty good chunk of time just sitting there and looking out the window.
Mutlu olmak için, sevdiğin biriyle vakit harcamalısın.To be happy, you should spend time with someone you love.
Değiştiremediğin şeyler hakkında şikâyet ederek çok fazla zaman harcamaya çalışma.Try not to spend so much time complaining about things you can't change.
Sen sık sık bir şey yaparak umduğundan daha fazla zaman harcamalısın.You often need to spend more time doing something than you anticipated.
Her gün kelimeleri gözden geçirerek biraz zaman harcamalısın.You should spend a little time each day reviewing vocabulary.
Şikâyet ederek daha az üretken bir şey yaparak daha fazla zaman harcamalısın.You should spend less time complaining and more time doing something productive.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Çalışarak harcadığından daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Çalışmaya, daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Onu okuyarak zamanımı boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time reading that.
Benim hakkımda bilmen gereken bir şey okuyarak çok zaman harcamamdır.Something you should know about me is that I spend a lot of time reading.
Harcamak için gereğinden fazla zamanımız var.We have more than enough time to spare.
Ne tür bir insan bir bisiklete bu kadar para harcamak ister?What kind of person would spend so much money on a bicycle?
Gençliğini boş harcama, aksi durumda daha sonra pişman olursun.Don't waste your youth, otherwise you'll regret it later.
Boşa zaman harcamayı durdurmalısın.You need to stop wasting time.
Tom eskisi kadar çok para harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend as much money as he did.
Tom çiti boyamak için çok fazla zaman harcamak niyetinde değildi.Tom didn't intend to spend so much time painting the fence.
Tom'un her hafta bu kadar çok para harcaması şaşırtıcı.It's amazing how much money Tom spends every week.
Tom'un çocuklarına bu kadar az zaman harcaması şaşırtıcı.It's amazing how little time Tom spends with his children.
Tom'un o proje üzerinde çok fazla zaman harcamayı planladığından şüpheliyim.I doubt that Tom planned to spend so much time on that project.
Tom Mary'ye parasını böyle bir şeye harcamamasını söyledi.Tom told Mary not to waste her money on such a thing.
Ben o sorun ile ilgili daha fazla zaman harcamak istemediğimi fark ettim.I realized that I didn't want to spend any more time dealing with that problem.
Evi temizlerken gereğinden daha fazla zaman harcamak istemiyorum.I don't want to spend any more time than necessary cleaning the house.
Aileme yemek pişirmek için gereğinden daha fazla zaman harcamayacağım.I didn't want to spend any more time than necessary cooking for my family.