Ben bu proje üzerinde çalışarak daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time working on that project.
Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French.
Tom'la tartışarak daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time arguing with Tom.
Tom ile daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time with Tom.
Anahtarlarımı aramaya daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time looking for my keys.
Hapishanede daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time in jail.
Mutfak zeminini temizlemek için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time cleaning the kitchen floor.
Tom o kadar çok para harcamamış olmayı diledi.Tom wished he hadn't spent so much money.
Tom kaç para harcamak zorunda olduğumuzu tam olarak bilmeli.Tom should know exactly how much money we have to spend.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom kullanılmış bir motorsiklet için 300 dolardan daha fazla harcamak istemiyor.Tom doesn't want to spend more than $300 for a used motorcycle.
Tom para hakkında düşünerek çok zaman harcamaz.Tom doesn't spend much time thinking about money.
Tom eğitim için fazla zaman harcamaz.Tom doesn't spend much time studying.
Tom Boston'da fazla zaman harcamaz.Tom doesn't spend much time in Boston.
Tom onu tartışarak çok fazla zaman harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend too much time discussing that.
Klava harcamalarını kesiyor.Klava cuts her expenditures.
Bütün geceyi kendini hazırlarken harcama.Don't spend the whole night preparing yourself.
Sadece bir saat harcamak için televizyon izledim.I watched TV only to waste an hour.
Sözünü kesmek ve zamanını boşa harcamak isteyen insanlar var.There are people who just want to interrupt and waste your time.
O, noeli hastanede harcamak zorunda kalmak hakkında çok kaygılıydı.He was very worried about having to spend Christmas in the hospital.
Babam zamanını boşa harcamaz.My father doesn't waste his time.
Tom'un fikrini değiştirmesini ikna etmeye çalışarak zamanımı boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time trying to convince Tom to change his mind.
O filmi izleyerek vaktimi boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time watching that movie.
Bütün paranı çizgi romanlara harcama!Don't spend all your money on comic books.
Zamanımı boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time.
Zamanımı boşa harcama.Don't waste my time.
Amaçlarımıza ulaşmak için her zaman çaba harcamak zorundayız.We always have to make efforts to reach our goals.
Tatoeba ile benimle harcadığından daha fazla zaman harcamayı tercih edersin.Why do you spend most of your spare time with Tatoeba?
O, ayda ne kadar harcama yapıyor?How much does she spend per month?
Cep harçlığınızı boşa harcamayın.Don't waste your pocket money.
Zamanını boşa harcama.Don't waste your time.
Onu yaparak zamanını boşa harcama.Don't waste your time doing that.
Tom'un zamanını boşa harcama.Don't waste Tom's time.
Harcamaları paylaşalım.Let's share the expenses.
Oğlunla daha fazla zaman harcamak zorundasın.You have to spend more time with your son.
Daha fazla mühimmatı boşa harcamayı göze alamayız.We can't afford to waste any more ammunition.
Vaktimiz dar, boşa harcamayalım.Let's not waste what little time we have.
Çok az zamanımız var, onu da boşa harcamayalım.Let's not waste what little time we have.
Bu fırsatı boşa harcamayalım.Let's not waste this opportunity.
Daha fazla parayı boşa harcamayalım.Let's not waste any more money.
Bu şansı boşa harcamayalım.Let's not waste this chance.
Zamanımızı boşa harcamayalım.Let's not waste our time.
Boşa vakit harcamayı durduralım.Let's stop wasting time.
Onu harcamak istemedim.I didn't want to waste it.
Ne kadar harcamak istiyorsun?How much do you want to spend?
Bu kadar zamanı boşa harcamak istemedim.I didn't want to waste so much time.
Tom'la konuşarak vakit harcamak istemiyorum.I don't want to waste time talking to Tom.
Tom muhtemelen o kadar para harcamak istemez.Tom probably doesn't want to spend that much money.
Bunu tekrar yapmaya çalışmak için zamanımı harcamak istemiyorum.I don't want to waste my time trying to do this again.
Zamanını harcamak istemiyorum.I don't want to waste your time.
Hainan'da daha fazla zaman harcaması mümkündür.It's possible he will spend more time in Hainan.
Zaman harcamaya değer bir şey yapacağımızı umuyorum.I hope we're going to do something worthwhile.
Mary ona zamanını boşa harcamamasını söyledi.Mary told him not to waste her time.
Harcama konusundaki tartışma bekliyor.The debate on spending is pending.
Tom'la yalnız başıma biraz zaman harcamayı gerçekten istiyorum.I really want to spend some time alone with Tom.
Belki Tom'la yalnız başıma birkaç dakika harcamam gerekir.Maybe I should spend a few minutes with Tom alone.
Tom zamanının çoğunu yalnız harcamayı tercih ediyor gibi görünüyor.Tom seems to prefer spending most of his time alone.
O, özür dilemek için hiçbir çaba harcamadı.She made no effort to apologize.
Şu andan itibaren, biz daha az para harcamak zorunda kalacağız.From now on, we'll have to spend less money.
Zamanımı boşa harcamak istemedim.I didn't want to waste my time.