Hobin için o kadar çok para harcamamalısın.You ought not to have spent so much money on your hobby.
Hobin için bu kadar çok para harcamamalıydın.You ought not to have spent so much money on your hobby.
Bu kadar çok para harcamanız acayip.It is outrageous that you should spend so much money.
Ebeveynlerinin görüşü onun kazandıklarını aptal bir kıza harcamasıydı.His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
Eylül ayına kadar harcamadaki patlama azalmış gibi görünüyordu.By September the burst in spending seemed to be tapering off.
Tatilleri harcamak bana çok pahalıya mal oluyor.It's costing me a lot to spend the holidays.
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
Biz harcamaları kesme hakkında tüm olası yollarını araştırdık.We explored all possible ways of cutting expenditures.
Avustralya'dayken tüm harcamalarımızı takip ettik.We kept track of all our expenses while we were in Australia.
Temsilci harcamayı frenleyeceğini söyledi.The Representative said he will put a brake on spending.
Ucuz satın alın ve paranızı boşa harcamayın.Buy cheap and waste your money.
TV izlemek için fazla zaman harcama.Don't spend so much time watching TV.
Televizyon izleyerek çok fazla zaman harcama.Don't spend so much time watching TV.
Cep harçlığını yararsız şeylere harcama.Don't waste your allowance on useless things.
Önemsiz şeylerle vakit harcama.Don't waste time on trifles.
O, kızının erkek arkadaşını kabul etmek için hiçbir çaba harcamadı.He made no effort to accept his daughter's boyfriend.
Emlakçı, Ginza'daki harcamalarında savurgandı.The real estate broker was lavish in his spending in Ginza.
Emekli maaşı geçim harcamaları için yeterli değildir.The pension is not sufficient for living expenses.
Jack'in sorunu eşinin onun kazandığından daha fazla harcamasıdır.Jack's problem is that his wife spends more than he earns.
Aylığını boşa harcama.Don't fritter away your allowance.
Caroline tüm parasını kıyafetlere harcamayacak kadar mantıklıdır.Caroline knows better than to spend all her money on clothes.
Caroline tüm parasını kıyafetlere harcamayacak kadar akıllıdır.Caroline knows better than to spend all her money on clothes.
Para harcamak çok kolay.Spending money is as easy as pie.
Paranı boşa harcamasan iyi olur.You had better not waste your money.
Amcam para harcamada cömerttir.My uncle is generous with his money.
Keşke o kadar çok para harcamasaydım.I wish I hadn't spent so much money.
Keşke bu kadar çok para harcamasaydım.I wish I hadn't spent so much money.
Çok fazla para harcama.Don't spend too much money.
Tek bir yeni boşa harcamayı göze alamam.I can't afford to waste a single yen.
10 dolardan daha fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend more than $10.
Erkek kardeşim geçim harcamaları için hâlâ ebeveynlerimize bağlıdır.My brother still depends on our parents for his living expenses.
Bana sorarsan, çizgi roman okumak tamamen boşa zaman harcamaktır.If you ask me, reading comics is a complete waste of time.
Üç günlük tartışma zaman harcamaya değerdi.The three-day discussion was worthwhile.
Harcama 200.000 yen'i buldu.The expenditure totaled 200,000 yen.
Harcamalarımızı kısmalıyız.We must cut down our expenses.
Vaktimizi ve paramızı boşa harcamasak iyi olur.We had better save our time and money.
Bir pirinç tanesini bile harcamamamız gerekir.We shouldn't waste even one grain of rice.
Zamanı boşa harcamanı uygun bulmuyorum.I don't approve of your wasting time.
Ömrümün en iyi yıllarını senin için harcamak istemiyorum..I do not want to waste the best years of my life for you.
Paramı boşa harcamayacağım.I'm not going to waste my money.
Böyle bir şey yapmanın zaman harcamaya değeceğini sanmıyorum.I don't think it worthwhile doing such a thing.
Üç dolardan daha fazla harcamadım.I spent no more than three dollars.
Bir bulmacayı birleştirmeye çalışarak zaman harcamayı seviyorum.I love to spend time trying to put together a puzzle.
Elbiselere çok para harcamayı tercih etmiyorum.I'd rather not spend so much money on clothes.
Bu ay harcamalarımı azaltmak zorundayım.I have to reduce my expenses this month.
Bu ay harcamalarımı kısmam gerekiyor.I have to reduce my expenses this month.
Bu ay harcamalarımı düşürmem gerekiyor.I have to reduce my expenses this month.
Zamanını ve paranı boşa harcama.Don't waste your time and money.
Zamanı boşa harcamayı bırakalım ve bu işe devam edelim.Let's stop wasting time and get on with this work.
Zamanı boşa harcamamak için dikkatli olmalısın.You must be careful not to waste time.
Zamanı boşa harcamamak için acele edelim.Let's hurry so as not to waste time.
Zamanını boşa harcaman iyi değildir.Idling away your time is not good.
Bütün paralarını harcamak gülünç olurdu.It would be ridiculous to spend all their money.
Genç insanlar, boşa zaman harcamaya eğilimlidir.Young people are apt to waste time.
Ben ona tüm parasını yemeğe harcamamasını tavsiye ettim.I advised him not to spend all his money on food.
Gazeteciye göre, bu, hayatı zaman harcamaya değer yapar.According to the newspaperman, it makes life worthwhile, doesn't it?
Hükümet harcaması biraz çığırından çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
Hükümet harcaması biraz kontrolden çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
Japonya silahlara çok para harcamamalıdır.Japan should not spend much money on weapons.
Vergi mükellefleri savurgan hükümet harcamaları hakkında öfkeli.Taxpayers are angry about wasteful government spending.