Ana içeriğe geç
Sözlük

harcama ile cümle

harcama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1998 yılında £5.000.000 ekstra bir harcama ile seyirci kapasitesi 35.100'e çıkartıldı.1998-ban plusz 5 millió fontért kibővítették és 35 100 fősre.
Şatoyu ve bahçesini yeniden dekore etmek için yaptığı harcamaların sonu gelmiyordu.Így a rárói kastély felújítására és fenntartására nem akartak pénzt költeni.
Artık Sun İngilizce olarak herkesle konuşmakta ve Jin'in de öğrenmesi için çaba harcamaktadır.Mindenki megdöbben rajta, hogy Sun beszél angolul – beleértve Jin-t is.
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.Lettország 2008-ig a katonai költségvetést a GDP 2%-ra kívánja emelni.
Birçok kimse Eisenhower'ı askeri harcamaları kısıtlamak ve bir uzay programı geliştirememekle suçladı.Eisenhower csökkentette a katonai kiadásokat, és kevesebb pénzt szánt az űrkutatásra.
Ayrıca, çocukların harcamalarını ebeveynler kendi aygıtılarından onaylar.A fiatalok kikérték szüleik beleegyezését is.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Itt döntötte el, hogy megtanul spanyolul.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın."Ne gyűjtsetek magatoknak kincseket a földön!"
Yerel halk ve samurai yardımcıları devletten onarım harcamaları için kaynak aldılar.A tulajdonos és az önkormányzat együtt kereste az anyagi forrásokat a rekonstrukcióhoz.
Kalite değerleri yükselecek, harcamalar azalacaktır.Az emelések hozzáadódnak, a csökkentések levonódnak.
Bu harcamalar kısıntısı ona çok düşman kazandırdı.De a terhek, melyeket ezáltal a lakosságra rótt, sok ellenséget szereztek neki.
Çok uzak mesafelerdeki hedeflere ateş edildiğinde gereksiz mermi harcamaktan başka bir işe yaramaz.A fegyver lőtávolsága korlátos, messze lévő célok ellen hatástalan.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Budjettileikkaukset kuitenkin siirtänevät hanketta.
Başkan Clinton döneminde askeri harcamaların kısıtlanmaya gidilmesinde devam edilmiştir.Presidentti Bill Clintonin kaudella puolustusmenojen kutistaminen jatkui edelleen.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Euroopan unioni käyttää noin miljardi euroa vuosittain tupakan tuotannon tukemiseen.
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.Valtionvelan korkoihin käytettiin vuonna 1998 noin 25 % valtion verotuloista.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Sotilasmenot ovat 1,75 % bruttokansantuotteesta.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.Sinun pitäisi viettää enemmän aikaa ulkona ja vähemmän sisällä.
Japonya'nın yollardaki harcamaları fazla kabul edildi.Οι δαπάνες για τους δρόμους της Ιαπωνίας υπήρξαν εκτεταμένες.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Οι Αμερικανοί δαπανούν 2,9 δισεκατομμύρια δολάρια σε μη συνταγογραφούμενα φάρμακα.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Η κυβέρνηση σήμερα χρησιμοποιεί περίπου 1.8% του ΑΕΠ για στρατιωτικές δαπάνες.
Devlet, kayda değer hükümet harcamalarıyla ekonomiyi bir ölçüde kontrol eder.Το κράτος ελέγχει μέρος της οικονομίας με σημαντικές δημόσιες δαπάνες.
Şaklabanlara harcama.Μη μασάς το παραμύθι.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Οι δαπάνες του όμως ζημίωσαν το δημόσιο θησαυροφυλάκιο.
Bu da bol para harcamak demektir.Αυτό είναι πλατιά εκμεταλλεύσιμο.
Pek çok insana mutfakta daha fazla zaman harcama ve daha fazla keyif alma ilhamını vermiştir.Ως αποτέλεσμα περισσότεροι άνθρωποι είχαν χρήματα και χρόνο γα να ταξιδεύουν.
Bu da saray harcamalarının artmasına yol açtı.Ο Φραγκίσκος περιόρισε τα έξοδα της Αυλής.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Το κόστος κατασκευής υπερέβη τον προϋπολογισμό.
Kendi servetini kültür yatırımlarına harcamak istiyordu.Havde tjent sin formue på sit skønhedsprodukt.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Det mindskede kravene til ledningernes kvalitet.
Tüketim harcamaları öncelikle, o ekonomideki harcanabilir gelire bağlıdır.Men først må man altså have noget at spare op af – heraf opsparingens indkomstafhængighed.
Bütün partiler ve hatta SPD bile savaş harcamalarını onayladı.Til slutt stemte alle partiene, unntatt SPD, for loven.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Ingen må vilkårlig fratas sin eiendom.
Savunma harcamalarının 2022 yılına kadar 620 milyar dolara çıkması bekleniyor.Landets forsvarsutgifter vil være rundt 112 milliarder USD innen 2016.
TCP oturumu başarılı kurulmuş ise BGP bu durumda çok zaman harcamaz.Dette er nå bortgått, og BMW bruker nå en komplett lyktenhet i stedet.
Roosevelt’in devlet harcamaları politikası ise bir denge politikasıydı.Wallenius var tilhenger av randstatspolitikken og var politisk engasjert.
Ancak parasını son zamanlarda vara yoka, gereksizce harcamaktadır.Ulik Parker har imidlertid Spenser nesten ikke blitt eldre.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Intensjonen var å redusere driftsutgiftene.
Avrupa'da KOAH sağlık harcamalarının %3'ünü oluşturur.Di Eropa, COPD mewakili 3% dari pengeluaran kesehatan.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Penduduk Amerika membelanjakan $2,9 juta untuk obat-obatan yang dijual bebas.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Tidak ada seorang pun dari saudara boleh membawa harta benda.
Bu kararla hükûmet kalkınma programları harcamalarına 10 milyar dolar fazladan para harcamıştı.Keputusan tersebut memberikan US$10 miliar tambahan untuk pengeluaran bagi program pembangunan.
Şaklabanlara harcama.Tidak bercanda keterlaluan.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Tujuannya adalah untuk mendorong pembelajaran bahasa di seluruh Eropa.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Kendaraan ini memiliki konsumsi bahan bakar 16 liter per 100 km.
Sonuç olarak, silahlı kuvvetlerdeki toplam harcamaların verilenden biraz daha yüksek olması muhtemeldir.Akibatnya, biaya mempertahankan keberadaan pasukan ekstensif mungkin terlalu banyak bagi masyarakat.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Do đó tôi tự ép buộc mình phải dồn mọi khả năng để học cho được tiếng Việt.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Lúc này, quân đội bị xem như là một khoản chi phí không cần thiết và còn là một mối đe dọa chính trị.
Yaşlanan nüfus ve yeni sağlık teknolojileri ile sağlık harcamaları muhtemelen artmaya devam edecektir.Do dân số đang lão hóa và các kỹ thuật y tế mới, chi tiêu cho y tế dường như sẽ tiếp tục tăng lên.
Proje maliyetinin ₺290.000.000 olması beklenirken ₺300.000.000 civarında harcama yapılmıştır.Tổng chi phí của dự án được ước tính là khoảng $ 2,063 triệu (290 triệu USD) của chính phủ.
Bu önemli bir ayarlama ve mükemmel yapmak için çok zaman harcamak gerekiyor.Cách thức xử lý này tốn nhiều thời gian và đòi hỏi mức độ tỉ mỉ rất cao.
Birlerşik devletlerde, sağlık harcamaları iflas nedenlerinin başında gelmektedir.Tại Hoa Kỳ, sức khỏe cộng đồng được bắt nguồn từ những thành tựu chăm sóc sức khỏe ban đầu.
Yalnız, çoğu transseksüel birey de bu tür cerrahi müdahaleleri uygulatmak için çaba harcamaktalar.Hầu hết các thành phần của mạng đều cố gắng tránh để xảy ra tình trạng đó.
Sağlık ya da eğitim gibi sosyal harcamalar OECD ortalamasındadır.保健や教育への社会支出はおおよそOECDの中間程度である。
Harcama bir kaynağın belirli bir amaç için kullanılmasıdır.ある目的のために金を貯めている。
Bu harcamaları finanse etmek için de devlet memuriyetleri için mansıp satmaya başladı.それの運営資金に充てるため本宅も売り払われた。
Yeni kraliçenin gayet yüksek saray harcamaları ortaya çıkarması İngiltere halkı tarafından iyi karşılanmadı.そのため、女王がドイツ系のアルブレヒトと結婚することは、イギリス国民からあまり歓迎されていなかったようである。
Rant, emek harcamadan elde edilen kazanım.主にレイド報酬で入手可能。
Almanya'nın bunun için fazlasıyla harcama yapması, çok güç sarf etmesi lazımdı.それを現実のものにするため、ドイツが注いだ力は凄まじいものだった。
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.これはコストを抑制するのが目的であった。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod