Tasarruf toplam harcamaların toplam gelirden çıkarılması ile hesaplanır.Alle uitgaven moeten door de inkomsten worden gedekt.
Gün geçtikçe daha fazla para harcamaya başladı.Nu moest steeds meer baar geld worden aangevoerd.
Şaklabanlara harcama.Struiklaag Geen kensoorten.
Sana para veririm, ama hepsini harcamamalısın.Ik geef je geld, maar je moet niet alles opmaken.
Kazandığınızdan daha fazla para harcamamalısınız.Je moet niet meer geld uitgeven dan je verdient.
O, ayda ne kadar harcama yapıyor?Hoeveel geeft ze per maand uit?
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Armia była teraz postrzegana jednocześnie jako niepotrzebna rozrzutność i polityczne zagrożenie.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Wydatki na siły zbrojne stanowią około 30% budżetu Somalilandu.
Harcama bir kaynağın belirli bir amaç için kullanılmasıdır.Systematycznie oszczędzam pieniądze na określony cel.
1998 yılında £5.000.000 ekstra bir harcama ile seyirci kapasitesi 35.100'e çıkartıldı.W 1998 roku stadion został rozbudowany do pojemności 35 100 za cenę 5 milionów funtów.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.W związku z tym starał się, aby cały personel uczył się mówić po węgiersku.
West, albüm kayıtları için plak şirketi Def Jam'in kasasından 3 milyon doların üstünde harcama yaptı.Doniesiono, że West wydał ponad 3 miliony dolarów (na koszt jego wytwórni Def Jam) na nagranie płyty.
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.Obejmuje również wydatki wojskowe jako procent produktu krajowego brutto (PKB) w 2008 roku.
Sikkenin değerinin düşmesi, Bizans'ın düşen gelirler karşısında harcamalarını sürdürmesini sağlamıştır.W obliczu spadających przychodów psucie monety pozwoliło Bizancjum utrzymać niezbędne wydatki na obronę.
Belli bir miktar karşılığında 1000 kredi alıp bunu sunulan seçenekler arasında harcama imkanı mevcut.Dopiero gdy uzbiera się tysiąc szylingów, można wystąpić o pożyczkę.
Ancak eğitim harcamaları konusunda yine eşitsizlikler mevcuttur.Spotyka się także wyodrębnienie inwestytury szkolnej.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Jednocześnie wprowadzono ograniczenia wydatków budżetowych.
Roma Senatosu, savaş kazanıldığında bu harcamaları geri ödeyecekti.W razie klęski wojennej Rzymianie nie odzyskiwali pieniędzy.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Samochód średnio zużywa tylko 6,9 litra benzyny na 100 km.
Bundan dolayı Slackware kullanmayı düşünen acemiler Linux öğrenmek için zaman harcamaya hazır olmalıdırlar.Główną jest fakt, że potrzeba czasu, aby klienci przyzwyczaili się do idei washletu.
129 milyon harcama ile, 1992'de başlayan proje, 1998'de bitirilmiştir.260 mln. dolarów, a prace zakończono latem 2010 roku.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Być może jednak liczba stanów będzie musiała wzrosnąć wykładniczo.
Aynı şekilde insan da, çektiklerinden ders alıp aynı hataları tekrarlamama yolunda çaba harcamalıdır.Nie może być tolerancji dla marnotrawstwa i powtarzania ciągle tych samych błędów.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.I snitt spenderar den albanska befolkningen (tillsammans) mer än 300 miljoner euro årligen på tobakprodukter.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Löfling ville också passa på att lära sig spanska.
Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70'inden fazladır.Den sammanlagda militära budgeten för alla Natoländer utgör 69 procent av världens försvarsutgifter.
Şaklabanlara harcama.Tål inte klorblekning.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Landet använder 0,5 % av BNP på militärutgifter.
Ekonominin tüm alanlarında ve genel harcamalarda kullanılıp uluslararası ticarete de imkân sağlamıştır.På så sätt tjänar alla länder på handeln och världens resurser skulle användas på ett effektivare sätt.
Artan petrol fiyatları, silah harcamalarını da artırmış ve savaş tehlikesini yükseltmiştir.Rökaren påför sig själv kostnader av en förbrukad cigarett och ökad risk för hälsoproblem.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Den blir då följaktligen allt mer beroende av offentlig finansiering.
Bunun için ayrıca gereksiz harcamalarda da kısma yoluna gidilmektedir.Överbehandling medför också onödiga kostnader.
Bu verginin amacı kişilerin harcamalarını vergilendirmektir.Organisationens ekonomiska tvingar fram personalnedskärningar.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Для цього він намагався зменшити витрати уряду.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Американці витрачають 2,9 млрд доларів на безрецептурні препарати.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Великі витрати спустошили державну скарбницю.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Обсяг військового бюджету становить 10% бюджету країни.
Hep birlikte, milletimiz ve vatanımız uğrunda enerjimizi harcamalıyız.Вони не перестають думати про те, щоб нашкодити нашій країні і нашому народу.
Üyelerin savunma harcamalarının GSYİH'lerinin %2'si kadar olması gerekmektedir.Згідно з неофіційною домовленістю, члени Альянсу повинні витрачати на оборону не менше 2% ВВП.
Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70'inden fazladır.Celkové armádní výdaje všech členů NATO tvoří přes 70 % celosvětových armádních výdajů.
Reformdan sonra fiyatlar aşırı artmış, devlet harcamaları azaltılmış ve ağır vergiler yürürlüğe konmuştur.Protože prudce vzrostly ceny, vládní výdaje byly přísně omezeny a byly zavedeny tvrdé daně.
Bu harcamalar kısıntısı ona çok düşman kazandırdı.Jejich doprovod dolů ho potom stál mnoho sil.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Během této cesty měla možnost plně uplatnit znalost španělského jazyka.
Ya vergileri artırması ya da harcamaları kesmesi gerekti.Musel však udržet stávající výši příjmů nebo ji dokonce zvednout.
Amerika obeziteyle savaşta yıllık 250.000.000 $ para harcamaktadır.Američany válka proti terorismu stojí 250 milionů dolarů denně.
Kalite değerleri yükselecek, harcamalar azalacaktır.Dlouhodobý majetek se zvýší a peníze se sníží.
Ancak eğitim harcamaları konusunda yine eşitsizlikler mevcuttur.Cu toate acestea, rămâne o inegalitate în cheltuielile pentru educație.
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.Cheltuielile militare au reprezentat circa 2,7% din PIB în 2008.
Kalite değerleri yükselecek, harcamalar azalacaktır.Resursele logistice se nivelează, costurile scad.
Şaklabanlara harcama.Nu confundați cu Gavojdia.
Üyelerin savunma harcamalarının GSYİH'lerinin %2'si kadar olması gerekmektedir.Cheltuielile totale cu apărarea se ridică la 2% din PIB.
Bu da saray harcamalarının artmasına yol açtı.El a început să reducă cheltuielile curții.
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Preferau să cheltuie puținii bani pe care îi câștigau din concertele în cluburi pe alcool.
Devlet, kayda değer hükümet harcamalarıyla ekonomiyi bir ölçüde kontrol eder.Statul controlează o parte din economie, având un nivel substanțial al cheltuielilor guvernamentale.
Bu verginin amacı kişilerin harcamalarını vergilendirmektir.Scopul taxei este de a descuraja deținerea de autovehicule.
Para harcamaktan hoşlanır.Adoră să câștige.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.O reducere în valoarea banilor cheltuiți este efectul dat de înghețarea bugetului.
Geri kalan giderler ise belediye hizmetlerinin bakımı ve diğer kültür, sanat ve spor harcamalarıdır.Restul cheltuielilor sunt repartizate pentru întreținerea aparatului primăriei, cultură, artă, sport.
Károlyi büyük tasarruf paketleriyle devlet harcamalarını azalttı.Károlyi nagyszabású takarékossági programmal akarta csökkenteni az állami kiadásokat.
Bu da bol para harcamak demektir.Talán ezért is szeretik annyira a pénzt.