Aynı zamanda Axl Rose yeni albümün kayıtları için 13 milyon dolar harcamıştı.Kaip visada, Cris Morena investavo milijonus dolerių į aukšto lygio pilną naujų technologijų koncertą.
Japonya'da harcanan elektriğin bir çeyreği nükleer enerjiden oluşur.Branduolinėse jėgainėse pagaminama ketvirtadalis visos elektros Japonijoje.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Didesnę reikšmę turi tiesioginės valstybės biudžeto išlaidos.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.Nefinansinės investicijos – tai investicijos į materialųjį turtą.
Bu konuda da Mesut Barzani hakimiyet için büyük çabalar harcamıştır.Persis Vizlis irgi narsiai kovojo prieš jį.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Būdamas 11-os, jis nusprendė išmokti visų pasaulio kalbų.
Can çekişen düşmanı, mermiyi harcamamak için idam edebilir.Tiesa, šis įprotis gali perspėti priešą, kad baigiasi šaulio šoviniai.
Son on yılda bu tankın dizaynı ve üretimi için 20 milyon USD harcanmıştır.Viimase kümne aasta jooksul on tootmise kaasajastamisesse ja laiendamisesse investeeritud 800 miljonit eurot.
Şaklabanlara harcama.Mitte segi ajada dioolidega.
Roosevelt’in devlet harcamaları politikası ise bir denge politikasıydı.Rousseau poliitiline ideaal oli rahvavõim.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Kalmetumäe paljandist kogus ta rikkaliku kogu kalafossiile.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Harvem esineb seda teistel loomadel.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Leppega oli ette nähtud omavalitsuse arendamine saarel.
Onu, Corinthians'tan almak için önemli paralar harcamıştık.Isa oli kõrvale pannud suure summa raha, et Francise varanduslikuks kindlustamiseks talle mõis osta.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.Puhkus ei möödunud kasutult.
Saniyede 2,7 ton yakıt harcar.Aasta jooksul kasutatakse 2,2 miljonit tonni põlevkivi.
Yatırım harcamasının sonucunda ortaya çıkan yatırım, orta ve uzun dönemde getiri sağlamaya devam eder.Oma päritolu teadmine aitas keskajal ja hiliskeskajal reguleerida õigus-varanduslikke suhteid.
Parasının çoğunu harcayan Tesla, New York'ta birçok otelde yaşadı ve ödenmemiş faturaları geride bıraktı.Tesla pillas raha, elades näiteks hotellides kõige kallimates tubades, kui tal raha oli ja isegi kui ei olnud.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Kuid sellest jäi riigikassa täitmiseks väheseks.
1988'e kadar proje için 300 milyon dolar harcanmıştır.1988. aastaks oli ettevõtte käive 80 miljonit rubla.
İnşaat 9 Ağustos'ta başladı ve Microsoft, 26 Şubat 1986'da 25 milyon dolar harcadı.Raja ehitus algas 3. juunil 1994 ja lõppes 28. detsembril 1996 ning läks maksma 25 miljonit USA dollarit.
Laboratuvarda çok fazla yetenekli insan bulunmaktaydı fakat ödeneği azdı ve boşa harcamak istemiyorlardı.Haiglas oleks rahast rohkem kasu ja keegi ei tea minu lubadusest.
Havalimanının yenilenmesi için 110 milyon TL harcanmıştır.Kohe otsustati lennujaama terminali uuendamiseks investeerida 24 miljonit Norra krooni.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Nendega pidevalt suheldes lootsin keelt üha enam ära õppida.
"1000 dolarımı harcamalıyım, binalarımı tamir ettiririm." der. Böylece harcamalarda bir artış yaşanır.Szóval van ez a fajta növekedés tölti meg, így a mezőgazdasági termelő azt mondja, fogom tölteni
"1000 dolarımı harcamalıyım, binalarımı tamir ettiririm." der.그리고 천 달러를 집을 고치는데 쓰기로 하죠.
10 joule.ü iş yapmak için harcadık. -Je to 10 joulů. Takže 10 joulů odchází ve formě práce.
10 joule.ü iş yapmak için harcadık. -היא עשתה 10 ג'אול. 10 ג'אול יצאו מהמערכת, בצורת עבודה.
10 milyondan fazla harcayamam.Ich kann nicht mehr als 10 Millionen ausgeben.
10 milyondan fazla harcayamam.Je ne peux pas dépenser plus de 10 millions de dollars.
10 milyondan fazla harcayamam.Nemáme více než 10 miliónů USD.
10 milyondan fazla harcayamam.Nie możemy poświęcić więcej niż 10 milionów dolarów.
10 milyondan fazla harcayamam.Non posso spendere più di 10 milioni di dollari.
10 milyondan fazla harcayamam.No puedo gastar más de 10 millones.
10 milyondan fazla harcayamam.Nu pot cheltui mai mult de 10 milioane dolari.
10 milyondan fazla harcayamam.Я не могут потратить больше 10 миллионов долларов.
1.3 ve kıyafetlere harcayacağı paranın çarpımı, tatile harcayacağı paraya eşittir.1,3 krát čiastka utrarená za oblečenie. To to', čo utratí za dovolenku.
1.3 ve kıyafetlere harcayacağı paranın çarpımı, tatile harcayacağı paraya eşittir.1.3 szorozva az összeg, amit ruhákra költ. Ez lesz az az összeg amit nyaralásra költ.
1.3 ve kıyafetlere harcayacağı paranın çarpımı, tatile harcayacağı paraya eşittir.1.3 veces la cantidad que pasa de la ropa. Eso es cuánto va a gastar en las vacaciones.
1.3 ve kıyafetlere harcayacağı paranın çarpımı, tatile harcayacağı paraya eşittir.1.3 vezes a quantia que ela gastar na roupa. Isso é quanto ela vai gastar nas férias.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.제게는 강화시키는데 제가 15년간을 소비한 회사가 있었죠. 그건 "Future"라고 불렸습니다.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Aveam această companie în care mi-am investit 15 ani s-o clădesc. Se numea Future.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı. Dergi basımevi şirketiydi.Avevo questa azienda, la Future, un'editrice di periodici, che ho impiegato 15 anni a mettere in piedi.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı. Dergi basımevi şirketiydi.Pasé 15 años levantando mi empresa, que se llamaba Future, era una editorial de revistas.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Eu tinha uma empresa que levei 15 anos a construir. Chamava-se Future.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Ich hatte diese Firma, welche ich 15 Jahre lang aufgebaut hatte. Ihr Name war Future.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Ik had een bedrijf genaamd Future dat ik 15 jaar lang heb opgebouwd.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.J'avais cette société que j'avais mis quinze ans à bâtir. Elle s'appelait Future.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Miałem firmę, którą budowałem przez 15 lat - o nazwie Future [Przyszłość].
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Saya punya sebuah perusahaan yang saya bangun selama 15 tahun. Namanya Future.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Tôi có công ty mà tôi đã bỏ 15 năm xây dựng. Nó có tên là Future.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Είχα αυτήν την εταιρία που ξόδεψα 15 χρόνια για να τη χτίσω. Λεγόταν Φιούτσερ (Μέλλον).
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.Имах компания, която бях градил 15 години. Казваше се Future (бел. прев. Бъдеще).
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.У меня была компания, на создание которой ушло 15 лет. Ее звали Future.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı..הייתה לי את החברה הזו שהשקעתי 15 שנים לבנות אותה. היא נקראה פיוצ'ר (עתיד)
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.لديّ هذه الشركة التي قضيت 15 عاماً في بنائها، كان أسمها المستقبل.
15 senemi harcayıp kurduğum Future adlı şirketim vardı.雑誌の出版社です
1930'larda çıkarmak için harcadığımız her bir ünite için 100 ünite enerji elde ediyorduk.1930년대에는 우리가 1배럴에서 100유닛의 에너지를 추출해 낼 수 있었다면,
1930'larda çıkarmak için harcadığımız her bir ünite için 100 ünite enerji elde ediyorduk.Az 1930-as években 100 egységnyi energiát nyertünk minden kitermelésbe fektetett egységből.
1930'larda çıkarmak için harcadığımız her bir ünite için 100 ünite enerji elde ediyorduk.Dans les années 30, nous obtenions 100 unités d'énergie pour chaque unité consacrée à l'extraction du pétrole.