Ana içeriğe geç
Sözlük

harca ile cümle

harca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Спечелените пари изпива с приятели.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Състояния с по-голяма сума имат по-висока енергия.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.В случая думата „инвестиция“ се отнася за закупуването на нефинансови продукти.
Ancak, tutucu kesimler bu ihlalleri, insan hakları kapsamı dışında bırakmak için yoğun çabalar harcadılar.Но той решава да преустанови опитите си да запази властта, струващи толкова много човешки жертви.
Bunlar uygun öğretmen bulma yoluyla harcanmaktadır.Справят се с напътствията от учителя си Боудай.
Bu tür bağışlar binlerce işsiz genci beslemeye harcanmış görünmektedir.За целта милиони селяни трябва да бъдат превърнати в работници на нищожна цена.
Kullanılmayan parçalar gereksiz yere yaratılarak kaynak harcamaz.Невзривените боеприпаси правят огромни части от обработваемите земи неизползваеми.
İnsanları bu amaç uğruna harcanabilir birer hedef olarak görürler.Хората са особено подходящи за целта.
HAARP'ın 2008 yılı itibarıyla vergi ile finanse edilmiş 250 milyon $ harcaması gerçekleşmiştir.Стойността на ХААРП към 2008 г. е $250 милиона за конструирането на съоръжението и оперативните разходи.
Restorasyon için harcanan tutar 430,000 Euro'dur. ^Приложена е програма за нейното възстановяване на стойност 450 000 евро.
Kumarhanelerde çok zaman harcadım.Изгубих много време в казината.
İlk filmin çekimleri için 250,000 dolar harcamışlardı.Potrošili su 250 tisuća dolara kako bi rezervirali setove iz prvog filma.
1891 ile 1913 arasında demiryolu inşası için harcanan miktar 1.455.413.000 rubledir.Troškovi izgradnje u razdoblju od 1891. do 1913. iznosili su 1 455 413 tisuća rubalja.
Elektrifikasyonun pek çok avantajı vardır, ancak ciddi yatırım harcaması gerektirir.Elektrifikacija željeznice ima puno prednosti, ali zahtjeva velika ulaganja u instalaciju.
Projenin bitişine kadar toplam yapılan harcama 280 milyon $'dır.Istaknuto da se u projekte u Hrvatskoj uložilo 280 milijuna dolara.
Kuvvet kolu ne kadar büyükse, yükü kaldırmak için harcanacak kuvvet o kadar az olur.Što je ručica ključa dulja, manja je sila koju moramo upotrijebiti.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Potrošnja vozila iznosi 16 litara na 100 km.
Oldukça düşük bir bütçe ile yapılmış bir filmdi.£100.000 'in altında bir para harcanmıştı.Film je snimljen s vrlo malim budžetom od samo 80.000 funti.
Buna aşağı yukarı 5.000 dolar harcandı.Tu je bio plaćen manje od 500 dolara na tjedan.
1965'ten bu yana tarımda verimliliği sağlamak için özel bir çaba harcanırdı.Tek od 1935. godine uspjeli su nešto konkretno poduzeti.
Bildt ayrıca, Avrupa Birliği'nin İsrail'e ortak tepki göstermesi için çaba harcandıklarını söyledi.Demonstranti su izvikivali da prosvjeduju i protiv šutnje Europske unije i Francuske na izraelsku akciju.
Davada müfettişlerin yaptığı incelemelerle paranın sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği anlaşılmıştır.To je omogućavalo i otkrivanje krivotvoritelja, što se vidi iz sačuvane sudske dokumentacije.
Zaman harcamayacağım.Neću gubiti vrijeme.
Zaman harcamayacağım.Neću tratiti vrijeme.
Mezun olduktan sonra Einstein iki yılını sıkıntılı bir şekilde bir öğretmen işi bulmak için harcadı.Po absolvovaní štúdia mal Einstein problémy s nájdením učiteľského miesta.
Ancak, oyun için veya oyun içi yapılan harcamaların, kişiyi diğer oyunculardan daha iyi yapmaması gerekir.Inak povedané, zisk jedného hráča nemusí pre iného hráča nutne znamenať stratu.
Harun Reşid, Mekke için büyük harcamalar yapmıştı.A. Hlinka poskytol nemalé finančné prostriedky na stavbu.
Daha doğrusu Themistokles'in görüşü buydu ve Atinalılara bunu empoze etmek için büyük çaba harcadı.Themistokles bol ale svojou myšlienkou priam posadnutý a musel Aténčanov presvedčiť.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Cestovný ruch vytvára približne 300 000 000€ ročne na Biskajskej HDP.
Tasarruf toplam harcamaların toplam gelirden çıkarılması ile hesaplanır."Následne je vypočítaná tak, že sa odčíta celkový príjem od minimálnych nákladov na život.
Böylece toplamda 13 milyon Reichsmark harcandı.Na parašutistov vypísali odmenu milión ríšskych mariek.
Dizayn çalışmaları esnasında uçuş personelinin konforu için oldukça zaman harcandı.Pri vycvičených posádkach lietadiel bolo riadenie prevádzky pomocou zameriavačov pomerne rýchle.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Od svojho založenia vynakladá Izrael na svoju obranu významný podiel hrubého domáceho produktu (HDP).
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Vláda Čiernej Hory ponúka 30 % akcií.
O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar.Intuisti radi robia veci zakaždým inak, skúma, čo sa prečo a ako deje, a ako by sa to dalo robiť lepšie.
Albümün yapımı için otuz milyon dolar harcandığı bilinmektedir.Na nahrávanie albumu skupina použila 13 miliónov dolárov.
Ancak dört ay geçtiğinde, Aristagoras'ın harcamalarıyla da eldeki para ve erzak tükenmişti.Po štyroch mesiacoch boja minuli Peržania a Aristagoras všetko zlato, ktoré si so sebou priviezli.
Geriye kalan, zamanın% 80'i harcanmıştı, mesajlar çekirdeğin ek görevleri nedeniyle gerçekleşiyordu.Preplácalo sa najviac 80% ceny, zvyšok zostal ako záruka za prípadné závady.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Na vojsko se je začelo gledati kot na nepotreben strošek in politično grožnjo.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Vse od ustanovitve dalje, je Izrael vlagal znaten delež bruto domačega proizvoda v namen obrambe.
Devam eden Girit Savaşı için büyük harcamaları karşılaması gerekmekte idi.Nujno je namreč potreboval denar za načrtovan pobeg.
Roma'yı Nero'nun aşırı harcamaları ve iç savaşlar yüzünden oluşan malî yükten kurtardı.Vespazijan je Rim osvobodil finančnih bremen, ki so bila posledica Neronovih ekscesov in državljanskih vojn.
Dışarıda ek işlerde çalışıp harçlık kazanabilir ve dilediği gibi harcayabilirler.Lahko so poročeni in lahko živijo, kjerkoli hočejo.
Müttefikler, büyük miktarda cephane harcamakla bu ateşlere karşılık verdiler.To nenatančnost so skušali nadomestiti z velikim številom strelcev.
Kampanyası için haftada 2 milyon dolar harcayacağını açıkladı.Za svoje delo prejme 2 milijona $ letno.
Halife Memun'un büyük paralar harcayarak çevirilerini yaptırdığı Yunanların eserlerinden bahseder.Mesapi so po grškem zgledu kovali svoj denar.
İnsanları bu amaç uğruna harcanabilir birer hedef olarak görürler.Ali kaj razmišljaš o tem, da te ljudje izkoriščajo s svojo korist?
Yiyecek aramaya ayrılan zamanın yaklaşık yarısı dalış için harcanır.Približno polovica se ga porabi za obdelavo vode.
Yoksa bu kadar parayı harcamamamız gerekir, çünkü ben uzayla ilgilenmiyorum.Nesmemo preveč časa porabiti, da skrbimo za stvari, saj potem ni dovolj časa, da bi skrbeli za dušo.
Chaplin filme tam 650.000 dolar harcamıştı."Salingerjeva pisma prinesla 156.000 $".
Bazı sanatçılar yıllarını harcarlar.Nekateri ustvarjalci za to potrebujejo več let.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Į armiją buvo žiūrima kaip į nereikalingas išlaidas ir politinę grėsmę.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Kubos Vyriausybė karinėms išlaidoms išleidžia ~1,8 % BVP.
Gün geçtikçe daha fazla para harcamaya başladı.Su vienu iš jų Ona praleidžia vis daugiau laiko.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Visą turtą jis išleido įvairiausiems valgiams.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Tačiau šie gyvūnai retai laikosi vienoje grupėje ilgesnį laiko tarpą.
Speer oldukça fazla kitap okumaya zaman harcamıştır.Daug laiko praleisdavo skaitydamas knygas.
Elindeki parayı çabucak harcayan sanatçı yoksul düşmüştür.Tačiau jo palikuonys sukauptas lėšas greit iššvaistė.
Katma Değer Vergisi (kısaca KDV), harcamalar üzerinden alınan bir vergi türüdür.Pelno mokestis (įmonių pelno mokestis) – mokestis, renkamas nuo juridinių asmenų pelno.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Šis gyvenimo faktas vėliau paskatino ją ginti nesantuokinių vaikų teises.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod