İngilizce derslerine hazırlanmak için fazla vakit harcamıyorum.I don't spend much time preparing for English classes.
Bunun zaman harcamaya değer olduğunu düşünüyor musun? Öyle olduğunu sanmıyorum.Do you think it's worthwhile? I don't think so.
Para sorunumuz olursa her zaman tasarruflarımızdan bir kısmını harcayabiliriz.If we have money problems we can always dip into our savings.
O harcadığından daha fazla para kazanıyor.She earns more than she spends.
Arkadaşının ona ödünç verdiği tüm parayı harcadı.He spent all the money that his friend had lent him.
Bir günde 500 dolar harcadım.I've spent 500 dollars in one day.
O, kitaplara çok para harcar.She spends a lot of money on books.
O, çaba harcamadan ağaca tırmandı.He climbed up the tree without effort.
Ben sadece üç dolar harcadım.I only spent three dollars.
Bir kitap için on dolar harcadım.I spent ten dollars on a book.
Biz içeceklere toplam yedi bin dolar harcadık.We spent seven thousand dollars on drinks in total.
Bütün bu noel hediyelerini paketlemek için en azından iki saatimi harcayacağım.I'll spend at least two hours wrapping all these Christmas presents.
O bütün zamanını erdemlerini övmek için harcar.He spends all his time extolling her virtues.
Üniversiteye gidersen harcadığından daha fazlasını kazanırsın.You gain more than you spend when you go to college.
Kitaplara para harcadığım için mutluyum.I am happy to spend money on books.
Kızım onun daha az para harcamasını istediğimde makul değildi.My daughter was not reasonable when I asked her to spend less money.
Biz durgunluk döneminde harcamayı azalttık.We reduced our spending during the recession.
Kazandığından daha fazla harcama.Don't spend more than you earn.
Burada suyu boşa harcamak yasal değildir.It's illegal to waste water here.
Annem bana parayı boşa harcamamamı öğretti.My mother taught me not to waste money.
Başkan hükümet harcamalarını kısmak için söz verdi.The president promised to ax government spending.
Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending.
Hayatımı burada harcamazdım.I wouldn't spend my life here.
Onun hakkında konuşarak çok zaman harcamak istemediler.They did not want to spend much time talking about it.
Gereğinden daha fazla para harcamadı.He spent no more money than was necessary.
Müttefikler hiç boşa zaman harcamadı.The Allies wasted no time.
İnsanların yeni mallara harcamak için daha fazla parası vardı.People had more money to spend on new goods.
McClellan zamanı boşa harcamadı.McClellan wasted no time.
McKinley, üç buçuk milyon dolar harcadı.McKinley spent three-and-a-half-million dollars.
İşte 50.000 yen. Önemsiz şeylere para harcama lütfen.Here is ¥50,000. Please do not spend the money on unimportant things.
Allah kahretsin! Çok fazla para harcadım!Oh no! I just spent so much money!
Para harca ve hayatın tadını çıkar!Spend money and enjoy life!
Para harca ve hayattan zevk al!Spend money and enjoy life!
O, ona tüm parasını kız arkadaşına harcamamasını tavsiye etti.She advised him not to spend all his money on his girlfriend.
Boston'da en sevdiğin zaman harcama şeklin nedir?What's your favorite way to spend time in Boston?
Amerikalılar vergilerini hesaplamak için saatlerini harcarlar.Americans have to spend hours figuring out their taxes.
Dün o kırık radyoyu tamir etmeye çalışarak iki saat harcadım.I spent two hours yesterday trying to fix that broken radio.
Lütfen bu konuda düşünerek birkaç dakika harcayın.Please spend a few minutes thinking about this.
Zayıflamaya çalışarak jimnastik salonunda saatler harcadı.She has spent hours at the gym trying to lose weight.
Profesyonel bir banjo oyuncusu olmak için pratik yapmaya binlerce saat harcamalısın.To become a professional banjo player, you need to spend thousands of hours practicing.
Evde mi yoksa işte mi daha fazla zaman harcarsın?Do you spend more time at home or at work?
O kadar önemli olmayan şeyler hakkında endişelenerek zamanının çoğunu harcar mısın?Do you spend most of your time worrying about things that don't matter so much?
Eposta yazarken çok zaman harcar mısın?Do you spend much time writing email?
Sınavda önce notlarını gözden geçirmek için biraz zaman harcamayı unutma.Don't forget to spend a little time looking over your notes before the exam.
Sana para kazandırmayan projelere ne kadar zaman ve enerji harcarsın?How much time and energy do you spend on projects that don't make you any money?
Yazmaya başlamadan önce araştırma yaparak ne kadar zaman harcadın.How much time did you spend doing research before you started writing?
Geleceği düşünerek gerçekten ne kadar zaman harcarsınız?How much time do you actually spend thinking about the future?
Her gün tıraş olurken ne kadar zaman harcarsın?How much time do you spend shaving every day?
Eşinizle birlikte ne kadar zaman harcarsınız?How much time do you spend with your spouse?
Geçen hafta o sorunla ilgilenerek epeyce zaman harcadım.I spent a great deal of time dealing with that problem last week.
Sanırım ev ödevine biraz daha zaman harcamalısın.I think you need to spend a little more time on your homework.
Beni mutlu eden şeyleri yaparak daha çok zaman harcamak istiyorum.I want to spend more time doing things that make me happy.
Önemli olan şeyleri yaparak daha fazla zaman harcamak istiyorum.I want to spend more time doing things that matter.
Ev işleri yaparak daha az zaman harcayabilmeyi isterim.I'd love to be able to spend less time doing household chores.
Bu sorun hakkında düşünmeye çok çok fazla zaman harcadım.I've spent way too much time thinking about this problem.
Tartışarak daha az ve çalışarak daha çok zaman harcayalım.Let's spend less time arguing and more time working.
Birçok insan çocukların dışarıda oynayacak yeterli zamanı harcamadıklarını düşünüyorlar.Many people think that children don't spend enough time playing outside.
Çok sayıda insan çocukların TV izleyerek çok fazla zaman harcadıklarını düşünüyor.Many people think that children spend too much time watching TV.
Öğretmen bana konuşmamı hazırlamak için daha çok zaman harcamam gerektiğini söyledi.My teacher told me that I should have spent more time preparing my speech.
O, çocuklarının para ile alışveriş etmelerine yardım ederek çok zaman harcar.She spends a lot of time helping her children learn to deal with money.