O, zamanının çoğunluğunu çocuklarına bakarak harcar.She spends a majority of her time taking care of her children.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.She spends a pretty good chunk of time just sitting there and looking out the window.
O, işi yapmaktan daha çok işi düşünerek zaman harcar.She spends more time thinking about work than doing it.
O, internette sörf yaparak çok fazla zaman harcar.She spends way too much time surfing the web.
O, denemesini yazarak çok zaman harcadı.She spent a lot of time writing her essay.
Bazı insanlar cumhurbaşkanının seyahat ederek çok fazla zaman harcadığını düşünüyor.Some people think the president spends too much time traveling.
Zamanınızı akıllıca harcayın ve her zaman yeterli zamana sahip olursunuz.Spend your time wisely and you'll always have enough of it.
Trompet çalmak için harcadığın zamanın süresi sana kalmıştır.The amount of time you spend practicing the trumpet is up to you.
Kadınların ev işi yaparak harcadığı zaman şimdi eskisinden çok daha azdır.The time women spend doing housework is now a lot less than it used to be.
Mutlu olmak için, sevdiğin biriyle vakit harcamalısın.To be happy, you should spend time with someone you love.
Değiştiremediğin şeyler hakkında şikâyet ederek çok fazla zaman harcamaya çalışma.Try not to spend so much time complaining about things you can't change.
Hemşireler zamanlarının çoğunu ne yaparak harcarlar?What do nurses spend most of their time doing?
Çocukluğunda ne yaparak harcadığın zaman hayatının geriye kalanını etkiler.What you spend time doing in your childhood affects the rest of your life.
Sen sık sık bir şey yaparak umduğundan daha fazla zaman harcamalısın.You often need to spend more time doing something than you anticipated.
Her gün kelimeleri gözden geçirerek biraz zaman harcamalısın.You should spend a little time each day reviewing vocabulary.
Şikâyet ederek daha az üretken bir şey yaparak daha fazla zaman harcamalısın.You should spend less time complaining and more time doing something productive.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Çalışarak harcadığından daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Çalışmaya, daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
O, boş zamanını oyuncak bebekler yaparak harcar.She spends her free time making dolls.
Tüm akşamı birlikte dans etmek için harcadık.We spent all evening dancing together.
Geçen hafta kaç para harcadın?How much money did you spend last week?
Arabana kaç para harcadın?How much money did you spend on your car?
Son tatilinde kaç para harcadın?How much money did you spend on your last holiday?
Onu okuyarak zamanımı boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time reading that.
Sana on milyon dolar verilse, onu nasıl harcarsın?If you were given ten million dollars, how would you spend it?
Benim hakkımda bilmen gereken bir şey okuyarak çok zaman harcamamdır.Something you should know about me is that I spend a lot of time reading.
Şu çift güzel lokantalarda yemek yerken oldukça az para harcar.That couple spends quite a bit of money eating at nice restaurants.
Harcamak için gereğinden fazla zamanımız var.We have more than enough time to spare.
Ne tür bir insan bir bisiklete bu kadar para harcamak ister?What kind of person would spend so much money on a bicycle?
Gençliğini boş harcama, aksi durumda daha sonra pişman olursun.Don't waste your youth, otherwise you'll regret it later.
Bütün akşamı onlarla konuşarak harcadık.We spent the whole evening talking to them.
Boşa zaman harcamayı durdurmalısın.You need to stop wasting time.
Tom'un oyun oynayarak ne kadar çok zaman harcadığına şaşırırdın.You'd be amazed how much time Tom spends playing games.
Tom çoğu günleri turistik yerlerin önünde para istemek için harcadı.Tom spent most days begging for money in front of tourist attractions.
Tom Fransız kornosunu çalmayı öğrenmeyi denemek için çok zaman harcadı.Tom spent a lot of time trying to learn how to play the French horn.
Tom, öğle yemeğine sadece üç dolar harcadı.Tom only spent three dollars for his lunch.
Tom öğle yemeği için sadece üç dolar harcadı.Tom only spent three dollars for his lunch.
Tom'un boşa harcayacak zamanı yoktu.Tom had no time to waste.
Tom eskisi kadar çok para harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend as much money as he did.
Tom ne kadar para harcadığını söylemedi.Tom didn't say how much money he had spent.
Tom ne kadar harcadığını bilmiyordu.Tom didn't know how much he had spent.
Tom çiti boyamak için çok fazla zaman harcamak niyetinde değildi.Tom didn't intend to spend so much time painting the fence.
Tom'un her hafta bu kadar çok para harcaması şaşırtıcı.It's amazing how much money Tom spends every week.
Tom'un çocuklarına bu kadar az zaman harcaması şaşırtıcı.It's amazing how little time Tom spends with his children.
Geriye dönüp bakıldığında, Keşke Tom çalışarak daha fazla zaman harcasaydı.In retrospect, Tom wishes he had spent more time studying.
Tom'un o proje üzerinde çok fazla zaman harcamayı planladığından şüpheliyim.I doubt that Tom planned to spend so much time on that project.
Tom'un neredeyse bütün özgür zamanı bir golf kursunda harcanıyor.Almost all of Tom's free time is spent on a golf course.
Tom Mary'ye parasını böyle bir şeye harcamamasını söyledi.Tom told Mary not to waste her money on such a thing.
Tom Mary'ye bir Noel hediyesi almak zorunda olduğu tüm parayı harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom elindeki tüm parayı Meryem'e bir Noel hediyesi almak için harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom zamanının çoğunluğunu Mary'ye yardım ederek harcar.Tom spends a majority of his time helping Mary.
Tom Mary ile çok fazla zaman harcar.Tom spends a lot of time with Mary.
Tom her zaman Mary'nin ne kadar harcadığı hakkında şikayet ediyor.Tom is always complaining about how much Mary spends.
Mary Tom'un parasını biraz özgürce harcadığını söylüyor.Mary says that Tom spends his money a little too freely.
Onun için 10 dolar harcadım.I spent 10 dollars on it.
Ben o sorun ile ilgili daha fazla zaman harcamak istemediğimi fark ettim.I realized that I didn't want to spend any more time dealing with that problem.
Evi temizlerken gereğinden daha fazla zaman harcamak istemiyorum.I don't want to spend any more time than necessary cleaning the house.
Aileme yemek pişirmek için gereğinden daha fazla zaman harcamayacağım.I didn't want to spend any more time than necessary cooking for my family.
Ben bu proje üzerinde çalışarak daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time working on that project.