Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Dette bliver gjort efter at sysselmanden i øen har givet sin tilladelse.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Det mindskede kravene til ledningernes kvalitet.
Bütçenin büyük kısmı teknik işlere harcandı.De fleste af hans penge gik til materialer.
Bu maliyet işlemcide kullandığı yer, harcadığı enerji vs. olabilir.Derved har de kunnet spare energi, som de kunne bruge på afkom.
Bu havuz için 163,000 TL harcandı.164.000 kroner blev bevilliget til bygningsværket.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Selv om han måtte bøje sig, så vedblev han at arbejde for indianernes rettigheder.
Tüketim harcamaları öncelikle, o ekonomideki harcanabilir gelire bağlıdır.Men først må man altså have noget at spare op af – heraf opsparingens indkomstafhængighed.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Det er det onde, som findes i mennesker, der vil gå fortabt.
Yaz eğitimini, adamlarının yeteneklerini ve kendi generalliğini geliştirmek için harcadı.Han opfordrede også sine studerende til at udvikle deres egne talenter og deres egen stil.
Orada bir senesini Fransızca öğrenimine harcadı.Han havde i de sidste dage af sit liv studeret fransk.
Ertesi iki yılını hazırlıklara harcayıp, 14 Nisan 1202 tarihinde sonunda yola çıktı.Han tilbrakte de neste to årene i forberedelser og dro endelig den 14. april 1202.
Bütün partiler ve hatta SPD bile savaş harcamalarını onayladı.Til slutt stemte alle partiene, unntatt SPD, for loven.
Heinrich, sonraki pek çok yıllarını ve politik gücünü Alman sınırlarını sağlamlaştırma yönünde harcadı.Henrik II tilbrakte flere år med å konsolidere sin politiske makt og rikets grenser.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Ingen må vilkårlig fratas sin eiendom.
Kesimleri görünmez, dikkat çekmeyen yapmak için çok çaba harcanır.Desperat ønske om å være usynlig.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.Man hadde ikke tid til unødig byråkrati.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Plikten til forsvare øya er fortsatt opprettholdt.
Böylece toplamda 13 milyon Reichsmark harcandı.Hun kostet 13,4 millioner Reichsmark å bygge.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Din skjønnhet gjorde deg hovmodig, og fordi du var så strålende, forspilte du din visdom.
Bu harcayacakları güç de kondansatörler tarafından sağlanabilir.Kapasiteten kan også være gitt med fargekoder.
Savunma harcamalarının 2022 yılına kadar 620 milyar dolara çıkması bekleniyor.Landets forsvarsutgifter vil være rundt 112 milliarder USD innen 2016.
TCP oturumu başarılı kurulmuş ise BGP bu durumda çok zaman harcamaz.Dette er nå bortgått, og BMW bruker nå en komplett lyktenhet i stedet.
Roosevelt’in devlet harcamaları politikası ise bir denge politikasıydı.Wallenius var tilhenger av randstatspolitikken og var politisk engasjert.
Binalar enerji harcar.Gruvetjenesteselskapet Energoremont.
Ancak parasını son zamanlarda vara yoka, gereksizce harcamaktadır.Ulik Parker har imidlertid Spenser nesten ikke blitt eldre.
Orada bir senesini Fransızca öğrenimine harcadı.I de påfølgende årene studerte han fransk i Tokyo.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Tyskerne gjennomførte kraftige forholdsregler for å forhindre den truende katastrofen.
Babası bütün parasını oğlu Horatius'un eğitimine harcamıştı ve ilköğretimini alması için onu Roma'ya gönderdi.Plinus' far tok ham med til Roma for at han skulle få en utdannelse.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Intensjonen var å redusere driftsutgiftene.
Pistin inşası 8 milyon dolar harcanarak, sadece 8 aya sonuclanmıştır.Prosjektet, med en anslått kostnad på åtte milliarder pund, vil ta minst ti år å fullføre.
Avrupa'da KOAH sağlık harcamalarının %3'ünü oluşturur.Di Eropa, COPD mewakili 3% dari pengeluaran kesehatan.
Bazı sanatçılar yıllarını harcarlar.Beberapa artis waktu bertahun-tahun.
Aristagoras kış boyunca ayaklanmayı alevlendirmek için çaba harcamıştır.Selama musim dingin, Aristagoras terus menggerakan pemberontakan.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Penduduk Amerika membelanjakan $2,9 juta untuk obat-obatan yang dijual bebas.
60 wattlık ampulu bin saat boyunca çalıştırırsak 60 kilowatt saat elektrik harcanır.Bila digunakan selama seribu jam memakan 60 kilowatt jam listrik.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Tidak ada seorang pun dari saudara boleh membawa harta benda.
Bir saatliğine 60 wattlık bir ampul kullanılırsa 0,06 kilowatt saatlık elektrik harcanır.Menggunakan bola lampu 60 watt selama satu jam memakan 0.06 kilowatt jam listrik.
Bu kararla hükûmet kalkınma programları harcamalarına 10 milyar dolar fazladan para harcamıştı.Keputusan tersebut memberikan US$10 miliar tambahan untuk pengeluaran bagi program pembangunan.
Şaklabanlara harcama.Tidak bercanda keterlaluan.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur."Ia bagaikan tak termakan waktu.
Bu ısı yalıtkanlığını sağlamak için ise toplam ürettikleri enerjinin % 80'ini harcarlar.Selama periode tersebut, hanya tersedia 80 persen tenaga yang dibutuhkan.
Bu bir düşman uçağı için ortalama 598 mermi harcandığını göstermektedir.Hitungannya, untuk menjatuhkan satu pesawat menghabiskan 598 peluru.
“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu!2) Dua karakter dari Allah yaitu dia menjadi seorang yang sattar (menutup aib) dan ghaffar (pemaaf).
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Tujuannya adalah untuk mendorong pembelajaran bahasa di seluruh Eropa.
Saat içeren cihazlar arttıkça, bunları ayarlamak için harcanan zaman artmaktadır.Semakin banyak foto di perangkat, semakin lama waktu yang diperlukan untuk memuatnya di tampilan Foto.
Kampanyası için haftada 2 milyon dolar harcayacağını açıkladı.Ia mengumumkan telah menyiapkan 2 juta euro untuk kampanyenya tersebut.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Kendaraan ini memiliki konsumsi bahan bakar 16 liter per 100 km.
Sonuç olarak, silahlı kuvvetlerdeki toplam harcamaların verilenden biraz daha yüksek olması muhtemeldir.Akibatnya, biaya mempertahankan keberadaan pasukan ekstensif mungkin terlalu banyak bagi masyarakat.
Yakıt kaynağı (örn;su) harcanmamış olur.Dengan demikian, tidak akan menderita kekeringan dalarn musim kemarau.
Albüm için 500.000 Euro harcadıkları söyleniyor.Semula mereka berinvestasi sekitar €500,000 untuk kontainer itu.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Spesies ini sangat jarang ada di kebun binatang.
Çocuk Oyunu 9,000,000 dolar bütçe harcanarak yapıldı.Film Child’s Play menganggarkan uang sekitar 9 juta dolar untuk biaya produksi.
Yani aynı enerji için daha çok su harcanır.Air juga digunakan untuk membangkitkan energi.
Daha doğrusu Themistokles'in görüşü buydu ve Atinalılara bunu empoze etmek için büyük çaba harcadı.Pada periode ini, Themistokles terus berupaya supaya Athena mengembangkan kekuatan lautnya.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Do đó tôi tự ép buộc mình phải dồn mọi khả năng để học cho được tiếng Việt.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Lúc này, quân đội bị xem như là một khoản chi phí không cần thiết và còn là một mối đe dọa chính trị.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Trong khoảng thời phát triển trò chơi Half-Life 2, ông đã dành vài tháng tập trung vào dự án Steam.
Ancak Alman savaş gemileri, ellerindeki mühimmatın %40'ını harcamıştı.Thiệt hại về phía Đức là nhẹ; tuy nhiên các con tàu Đức đã tiêu phí hết 40% lượng đạn dự trữ của chúng.
Speer oldukça fazla kitap okumaya zaman harcamıştır.Để làm việc, Lenin lúc nào cũng cần rất nhiều sách.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.Trong khi đó thì thời gian không trôi đi một cách vô ích.