Ana içeriğe geç
Sözlük

harca ile cümle

harca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece toplamda 13 milyon Reichsmark harcandı.A munkálatok 30 millió birodalmi márkát emésztettek fel.
Tolkien 1946'da büyük bir çaba harcadı ve el yazmalarını 1947'de yayımcılarına gösterdi.1946-ban sokat haladt előre, és 1947-ben megmutatta a kéziratot a kiadónak.
Spor kariyerini sonlandırarak bütün gücünü tiyatroya harcadı.Építészeti tanulmányait abbahagyva teljes energiájával a színház felé fordult.
Ayrıca, çocukların harcamalarını ebeveynler kendi aygıtılarından onaylar.A fiatalok kikérték szüleik beleegyezését is.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Itt döntötte el, hogy megtanul spanyolul.
"Piyeselere gidip çok zaman harcadım.Nagyon sok időt szánt rám és ránk.
Film ile ilgili her şey için ceplerinden para harcadılar.Saját pénzen kell mindenkinek filmet készítenie.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın."Ne gyűjtsetek magatoknak kincseket a földön!"
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.A britek igyekeztek lebeszélni a mexikóiakat egy esetleges háborúról.
Bu kâr hemen borçların bir kısmını kapatmak için harcandı.A rabolt pénzek egy részéből tartozásait fizette ki.
Rusya Merkez Bankası, 2014 yılında rublenin düşüşünü durdurmak için $ 88 milyar dolar harcamıştır.2014-ben az orosz jegybank több, mint 75 milliárd dollárt költött a rubel árfolyamának támogatására.
Yerel halk ve samurai yardımcıları devletten onarım harcamaları için kaynak aldılar.A tulajdonos és az önkormányzat együtt kereste az anyagi forrásokat a rekonstrukcióhoz.
Dönemin parasıyla bunun için 10 milyon TL harcandı.Vételára ekkor már 30 millió font volt.
Kalite değerleri yükselecek, harcamalar azalacaktır.Az emelések hozzáadódnak, a csökkentések levonódnak.
Daha sonra, anılarını geliştirmenin yanı sıra araştırma yapmaya zaman harcadı.Tudtán kívül így akarták emlékét megörökíteni.
Kırgız hükümeti oyunlar için 3 milyon dolar harcamıştır.Az angol klub 2 millió fontot fizetett a játékjogáért.
Bu harcamalar kısıntısı ona çok düşman kazandırdı.De a terhek, melyeket ezáltal a lakosságra rótt, sok ellenséget szereztek neki.
Teşkilatın gözden çıkarttığı bu ikilinin görev için harcanması kimsenin umurunda olmayacaktır.Mindegy, hogy az adott feladatot melyik szál végzi el a készletből.
Çok uzak mesafelerdeki hedeflere ateş edildiğinde gereksiz mermi harcamaktan başka bir işe yaramaz.A fegyver lőtávolsága korlátos, messze lévő célok ellen hatástalan.
Oldukça düşük bir bütçe ile yapılmış bir filmdi.£100.000 'in altında bir para harcanmıştı.Elokuva tehtiin varsin pienellä, alle 100 000 punnan budjetilla.
Hükümet buraya harcanan her peniye esef ettiğini belli etti.Me yritimme edelleen säästää jokaisen pennin.
Buna aşağı yukarı 5.000 dolar harcandı.Rahaa saatiin kokoon yli 5000 dollaria.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Budjettileikkaukset kuitenkin siirtänevät hanketta.
Başkan Clinton döneminde askeri harcamaların kısıtlanmaya gidilmesinde devam edilmiştir.Presidentti Bill Clintonin kaudella puolustusmenojen kutistaminen jatkui edelleen.
Geliri Kabe’nin gideri için harcanmaktaydı.Voittomaalin teki Kasperi Kapanen.
Yani aynı enerji için daha çok su harcanır.Ruoppaus kuluttaa myös suhteessa enemmän energiaa.
Dizayn çalışmaları esnasında uçuş personelinin konforu için oldukça zaman harcandı.Luokan alusten valmistus kesti erityisen pitkään kongressin vastustaessa rahoitusta.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Euroopan unioni käyttää noin miljardi euroa vuosittain tupakan tuotannon tukemiseen.
Kesimleri görünmez, dikkat çekmeyen yapmak için çok çaba harcanır.Näin se pyrkii näyttämään hyvin kapealta ja olemaan lähes näkymätön.
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.Valtionvelan korkoihin käytettiin vuonna 1998 noin 25 % valtion verotuloista.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Sorkkaeläinten kimppuun se käy harvoin.
Ve aynı zamanda yapımında en çok para harcanan Oyundur.Se oli myös hänen paras sijoituksensa urallaan.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Sotilasmenot ovat 1,75 % bruttokansantuotteesta.
Maaşını aldığı gibi hepsini harcadı.Heti kun oli saanut palkan, hän tuhlasi sen kaikki.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.Sinun pitäisi viettää enemmän aikaa ulkona ja vähemmän sisällä.
Japonya'nın yollardaki harcamaları fazla kabul edildi.Οι δαπάνες για τους δρόμους της Ιαπωνίας υπήρξαν εκτεταμένες.
İlk filmin çekimleri için 250,000 dolar harcamışlardı.Ξόδεψαν 250.000 δολάρια για την αποθήκευση των σκηνικών της πρώτης ταινίας.
NOS, projeye yalnızca 725.000 ABD Doları harcamıştır.Το κανάλι NOS ξόδεψε μόνο 725.000 δολάρια ΗΠΑ.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Οι Αμερικανοί δαπανούν 2,9 δισεκατομμύρια δολάρια σε μη συνταγογραφούμενα φάρμακα.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Η κυβέρνηση σήμερα χρησιμοποιεί περίπου 1.8% του ΑΕΠ για στρατιωτικές δαπάνες.
Devlet, kayda değer hükümet harcamalarıyla ekonomiyi bir ölçüde kontrol eder.Το κράτος ελέγχει μέρος της οικονομίας με σημαντικές δημόσιες δαπάνες.
Binalar enerji harcar.Άρα, τα έπιπλα ενέχουν ενέργεια.
Bu yüzden orduya gider harcanmaz.Για την ίδια αιτία δεν πήγε στο στρατό.
Okaliptus ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları kurutmada faydalıdırlar.Οι Καταριανοί καταναλώνουν μεγάλες ποσότητες νερού την ημέρα, χρησιμοποιώντας περίπου 400 λίτρα.
Şaklabanlara harcama.Μη μασάς το παραμύθι.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Υπάρχουν πολλά σπάνια ζώα σε αυτό.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Οι δαπάνες του όμως ζημίωσαν το δημόσιο θησαυροφυλάκιο.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Το σφουγγάρι έφερνε πλούτο στα νησιά.
Bu da bol para harcamak demektir.Αυτό είναι πλατιά εκμεταλλεύσιμο.
Başka bir ifadeyle, gıdaya harcanan gelirin talep esnekliği 0 ile 1 arasında bir değer alır.Συνοψίζοντας, η ελαστικότητα εισοδήματος για ένα αναγκαίο αγαθό είναι μεταξύ μηδέν και ένα.
(Bir dallanmanın çalışırken harcayacağı güç, diğer bir dallanmanın güç tüketiminden fazla olabilir.)(Οτι δε σε σκοτώνει, σε κάνει πιο δυνατό) There are a thousand ways to raise your adrenaline.
Pek çok insana mutfakta daha fazla zaman harcama ve daha fazla keyif alma ilhamını vermiştir.Ως αποτέλεσμα περισσότεροι άνθρωποι είχαν χρήματα και χρόνο γα να ταξιδεύουν.
Onu, Corinthians'tan almak için önemli paralar harcamıştık.Διέθεσε μεγάλα ποσά για τον αγώνα του Έθνους.
Bu da saray harcamalarının artmasına yol açtı.Ο Φραγκίσκος περιόρισε τα έξοδα της Αυλής.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Το κόστος κατασκευής υπερέβη τον προϋπολογισμό.
Günde 500 dolar harcarım.Ξοδεύω 500 δολάρια την ημέρα.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Helt fra statens oprettelse har Israel måtte investere en betydelig del af sit BNP i forsvaret.
5. sezon boyunca Lucifer'ın ve kıyametin durdurulması için çaba harcamıştır.Den femte sæson kredser om kampen for at stoppe Lucifer og redde verden fra Dommedagen.
Kendi servetini kültür yatırımlarına harcamak istiyordu.Havde tjent sin formue på sit skønhedsprodukt.
Onu, Corinthians'tan almak için önemli paralar harcamıştık.Han forsøgte at indkræve ubetalt kopskat i Brentwood.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
harca ile cümle - Sayfa 38 - harca kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App