Ana içeriğe geç
Sözlük

harca ile cümle

harca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Być może jednak liczba stanów będzie musiała wzrosnąć wykładniczo.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Większe satelity mogłyby wytwarzać znacznie więcej energii.
Aynı şekilde insan da, çektiklerinden ders alıp aynı hataları tekrarlamama yolunda çaba harcamalıdır.Nie może być tolerancji dla marnotrawstwa i powtarzania ciągle tych samych błędów.
Çevresindeki canlı varlıkları kategorilemek için büyük zaman harcadı.Wokół jego postaci narosło wiele anegdot.
Nahit, İbiş olduğunu kabullenir ve bu karakteri geliştirmek üzere çaba harcayıp mesleğinde ilerler.Zawsze spokojny, zrównoważony, umie zorganizować pracę w dywizji podniósł wyszkolenie.
Tüm enerjisini etkili bir denizaltı filosu yaratmaya harcadı.Zajmował się energicznie tworzeniem silnej floty.
Eposta yazarken çok zaman harcar mısın?Ile czasu zajmuje ci napisanie maila?
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.I snitt spenderar den albanska befolkningen (tillsammans) mer än 300 miljoner euro årligen på tobakprodukter.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Under utvecklingen av Half-Life 2 tillbringade Newell flera månader med att fokusera på Steam-projektet.
Kırgız hükümeti oyunlar için 3 milyon dolar harcamıştır.Den svenska regeringen beviljar tre miljoner till beredskapsarbeten.
Yaklaşık 1 milyar dolar bu görev için harcandı.Det antas ha kostat 1 miljon dollar för detta uppdrag.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Löfling ville också passa på att lära sig spanska.
Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70'inden fazladır.Den sammanlagda militära budgeten för alla Natoländer utgör 69 procent av världens försvarsutgifter.
Şaklabanlara harcama.Tål inte klorblekning.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.Den kostade 4 miljarder US dollar att bygga.
Sonraki yaşamında on yılını sanatını öğrenmek için çıraklıkla harcadı.Istället tillbringade hon de nästa tio månaderna på jakt efter upplysningar om sonen.
Daha sonra uçak, 135 milyon $ harcanarak 18 ay sonrasında yeniden uçuşa başladı.Det tog 18 månader att bygga om flygplanet för ändamålet och det kostade ytterligare 15 miljoner dollar.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.En sådan ränteutgift är avdragsgill vid taxeringen.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Din skönhet gjorde dig högmodig, och du förödde din vishet och storhet.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Landet använder 0,5 % av BNP på militärutgifter.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Dessutom har det upprättats förbindelse med taxibåt förlagd till ön.
Bütçenin büyük kısmı teknik işlere harcandı.En stor del av konstbudgeten finansierades med tipsvinstmedel.
Kampanyası için haftada 2 milyon dolar harcayacağını açıkladı.Varje vecka skickade hon oss $5 att spendera.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Hon är känd för sitt stöd för indianernas rättigheter.
Ekonominin tüm alanlarında ve genel harcamalarda kullanılıp uluslararası ticarete de imkân sağlamıştır.På så sätt tjänar alla länder på handeln och världens resurser skulle användas på ett effektivare sätt.
Artan petrol fiyatları, silah harcamalarını da artırmış ve savaş tehlikesini yükseltmiştir.Rökaren påför sig själv kostnader av en förbrukad cigarett och ökad risk för hälsoproblem.
Saat içeren cihazlar arttıkça, bunları ayarlamak için harcanan zaman artmaktadır.Ju bättre låskonstruktionen är, desto längre tid tar det att forcera låset.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Teoretiskt finns det dock effektivare sätt att frigöra energi.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Den blir då följaktligen allt mer beroende av offentlig finansiering.
Elektrikli cihazların birim zamanda harcadığı enerji miktarı olarak da bilinir.Allt räknat i aktuella energikostnader.
Bunun için ayrıca gereksiz harcamalarda da kısma yoluna gidilmektedir.Överbehandling medför också onödiga kostnader.
Bu verginin amacı kişilerin harcamalarını vergilendirmektir.Organisationens ekonomiska tvingar fram personalnedskärningar.
Bu süreçte proje için 31 milyon İsveç Kronu harcanır.[1]Projektet hade då kostat koncernen 31 miljoner kronor.[2]
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Під час створення Half-Life 2, витратив кілька місяців на розробку проекту Steam.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Для цього він намагався зменшити витрати уряду.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Американці витрачають 2,9 млрд доларів на безрецептурні препарати.
1891 ile 1913 arasında demiryolu inşası için harcanan miktar 1.455.413.000 rubledir.Вартість будівництва Транссибу із 1891 по 1913 склала 1 455 413 тисяч карбованців.
Yani hayatımı oraya harcadım.Я закінчив своє життя.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.На виробництво було витрачено 4 мільйони євро.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Великі витрати спустошили державну скарбницю.
Speer oldukça fazla kitap okumaya zaman harcamıştır.Через астму багато часу проводив за читанням книжок.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Обсяг військового бюджету становить 10% бюджету країни.
Hücreler metabolik etkinliklerini azaltır ve gerekli olmayan hücresel proteinlerini harcarlar.Клітини скорочують свою метаболічну діяльність і споживають неістотні клітинні білки.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Всі гроші він витрачає на квіти для дружини.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Мало що відомо про звички цих тварин.
Dışarıda ek işlerde çalışıp harçlık kazanabilir ve dilediği gibi harcayabilirler.Прагне заробити і зекономити на чому завгодно.
Hep birlikte, milletimiz ve vatanımız uğrunda enerjimizi harcamalıyız.Вони не перестають думати про те, щоб нашкодити нашій країні і нашому народу.
Böylece toplamda 13 milyon Reichsmark harcandı.В цілому витрати склали близько 13 мільйонів рейхсмарок.
Bu ısı yalıtkanlığını sağlamak için ise toplam ürettikleri enerjinin % 80'ini harcarlar.Цього достатньо, щоб заповнити 80% запасу енергії.
Üyelerin savunma harcamalarının GSYİH'lerinin %2'si kadar olması gerekmektedir.Згідно з неофіційною домовленістю, члени Альянсу повинні витрачати на оборону не менше 2% ВВП.
"The Schizo", uzun zamandır harcananların ve takımının lideri.Більшість часу, проведеного у складі «Шалготар'яна», був лідером та основним гравцем команди.
Oğullarına çok para harcadılar.Вони витратили багато грошей на свого сина.
Allah kahretsin! Çok fazla para harcadım!Ой ні! Я щойно стільки грошей витратив!
Boşa zaman harcamıyorsun, değil mi?Ти не марнуєш часу, еге ж?
Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70'inden fazladır.Celkové armádní výdaje všech členů NATO tvoří přes 70 % celosvětových armádních výdajů.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Během produkce Half-Life 2 se Newell na několik měsíců zaměřil na nový projekt, distribuční systém Steam.
Medyayı oynat Filler problemler üzerinede önemli miktarda zaman harcayabilmektedir.Přehrát média Sloni jsou schopni strávit značný čas řešením problémů.
Bazı sanatçılar yıllarını harcarlar.Někteří umělci na to potřebují roky.
Reformdan sonra fiyatlar aşırı artmış, devlet harcamaları azaltılmış ve ağır vergiler yürürlüğe konmuştur.Protože prudce vzrostly ceny, vládní výdaje byly přísně omezeny a byly zavedeny tvrdé daně.
Bu harcamalar kısıntısı ona çok düşman kazandırdı.Jejich doprovod dolů ho potom stál mnoho sil.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod