Enerji harcanmaz.Не требует энергии.
Havalimanının yenilenmesi için 110 milyon TL harcanmıştır.На обновление транспорта было выделено 163 млн рублей.
Bu sırada 2 molekül GTP harcanır.При этом затрачиваются две молекулы ATФ.
Saat içeren cihazlar arttıkça, bunları ayarlamak için harcanan zaman artmaktadır.Соответственно, чем дольше игрок тратит на расшифровку, тем больше проходит времени в игре.
Chaplin filme tam 650.000 dolar harcamıştı.Ньюман получил за съёмки 750 тыс. долл.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.ينفق الألبان سنويا أكثر من 300 مليون يورو على منتجات التبغ.
O yaşamının son otuz yılını uzak Asya ve Afrika'nın bir bölümünü gezmeye harcamıştır.أمضى آخر 30 عاما من حياته مسافرا إلى مناطق نائية في آسيا وأفريقيا.
Esmé'nin tırnakları yenmiştir ama konuşma boyunca saçlarını düzgün tutmak için çaba harcar.تغلبت أسماء على اظافرها ولكن طوال المحادثة كانت تبذل قصارى جهدها من أجل الحفاظ على شعرها مرتب .
Ancak transfere harcanan paraya rağmen alınan oyunucular Trabzonspor'da başarılı olamadı.علي الرغم من الاموال التي انفقت عليهم الا انهم لم يكونوا ناجحين في طرابزون سبور.
Bu kararla hükûmet kalkınma programları harcamalarına 10 milyar dolar fazladan para harcamıştı.وتسبب هذا في دهشة الكاتب لأن الحكومة استثمرت 3 مليارات دولار في تطوير أجهزة التصويت الفعالة.
Zaman Dolarları hizmet sağlayarak kazanılır, hizmet alınarak ise harcanır.في حال تم الدفع لهم بإستخدام المال، فإنهم يقومون بإنفاقه بأسرع وقت ممكن.
Vittoria parayı harcayabilmek için zaman bulamayacaktı.Heather لا تملك عمل لجلب المال.
Sağlık ya da eğitim gibi sosyal harcamalar OECD ortalamasındadır.كما أن مقر الجامعة الدولية للصحة والرعاية الاجتماعية يقع في أوتاوارا.
Kampanyası için haftada 2 milyon dolar harcayacağını açıkladı.وهو على استعداد لانفاق ملايين الدولارات على حملته الانتخابية.
Bu nedenle çok elektrik harcar.إلا أن ذلك يستهلك طاقة كبيرة .
Avrupa'da KOAH sağlık harcamalarının %3'ünü oluşturur.في أوروبا، يمثل مرض الانسداد الرئوي المزمن 3٪ من الإنفاق على الرعاية الصحية.
Parasının çoğunu harcayan Tesla, New York'ta birçok otelde yaşadı ve ödenmemiş faturaları geride bıraktı.عاش تسلا معظم حياته في سلسلة من فنادق نيويورك حتى تقاعده.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.مثال لتقسيم الدفع أثناء الخروج.
Bu göç yolları hava termallerinin kullanılmasını mümkün kılarak daha az enerji harcamalarını sağlar.حيث ان مسارات الهجرة تلك تجعلها تستخدم طاقة أقل بسبب وجود التيار الهوائي.
Devlet, kayda değer hükümet harcamalarıyla ekonomiyi bir ölçüde kontrol eder.وتسيطر الدولة على جزء من الاقتصاد، ويد الإنفاق الحكومي كبيراً.
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.خاصة أن لم يكن لديه وقت فراغ كاف.
En sonunda devlet, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yarısından fazlasını harcadı.وفي النهاية أنفقت الحكومة أكثر من نصف الناتج المحلي الإجمالي.
O, geçen yıl denizde üç ay harcadı.قضى ثلاثة شهور في البحر السنة الماضية.
Speer oldukça fazla kitap okumaya zaman harcamıştır.Speer gastava muito tempo com leituras.
Bazı sanatçılar yıllarını harcarlar.Alguns artistas levam anos.
Yaz eğitimini, adamlarının yeteneklerini ve kendi generalliğini geliştirmek için harcadı.Ele gastou o verão treinando para melhorar as habilidades de seus homens e seu próprio generalato.
Mezun olduktan sonra Einstein iki yılını sıkıntılı bir şekilde bir öğretmen işi bulmak için harcadı.Depois de formado, Einstein passou quase dois anos frustrantes procurando um cargo de professor.
Japonya'nın yollardaki harcamaları fazla kabul edildi.Os gastos do Japão com estradas têm sido grande.
Söylenelere göre “kim bir Korsikalı satın alırsa parasını boşa harcadığına üzülürmüş”.Dizia-se que "...quem comprou um corso se arrepende pelo desperdício de dinheiro".
O yaşamının son otuz yılını uzak Asya ve Afrika'nın bir bölümünü gezmeye harcamıştır.Passou os últimos trinta anos da sua vida em expedições em partes remotas da Ásia e de África.
Avrupa'da KOAH sağlık harcamalarının %3'ünü oluşturur.Na Europa, a DPOC é responsável por 3% das despesas de saúde.
2011 yılında Hint hükümeti, harcamalarının çoğunun hedeflenen alıcılara ulaşamayacağı sonucuna vardı.O atual governo concluiu que a maioria dos seus gastos não consegue chegar a seus destinatários.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Durante a produção de Half-Life, ele passou vários meses se concentrando no projeto chamado Steam.
Üyelerin savunma harcamalarının GSYİH'lerinin %2'si kadar olması gerekmektedir.Os gastos de defesa dos países membros devem ser superiores a 2% do PIB.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Desde a sua criação, Israel tem gasto uma parcela significativa do seu produto interno bruto em defesa.
Aristagoras kış boyunca ayaklanmayı alevlendirmek için çaba harcamıştır.Raisman continuou trinando por todo o inverno.
Bir kahvaltılık gevreğin üretimi için yarım galon (1.8 litre) petrol harcanmaktadır.Para a produção de um litro de vodca são utilizados 06 litros de água.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Eles se comprometeram a reduzir os gastos governamentais.
Bu yüzden orduya gider harcanmaz.Ele não poderia alcançar isso no exército.
Çeyrek milyonum var ve sermayemin faizlerinin yarısını bile harcamıyorum.Há menos de cinco que possuem metade de minha realização.
Bu harcamalar kısıntısı ona çok düşman kazandırdı.Este seu mau feitio criou-lhe um grande número de inimigos.
Binalar enerji harcar.Os prédios usam energia renovável.
Sonrasında Bill Mechanic, hakları geri alabilmek için yıllar harcadı.Goldman subsequentemente comprou de volta os direitos com seus próprios recursos .
Harcamaları federal devletin maddi kaynaklarından karşılanmaktadır.É mantida com recursos financeiros do Governo Federal.
Onların yegâne görevi, halka açık gösterilere ya da kamu çalışmalarına para harcamaktı.A única função deles era gerenciar como gastar o dinheiro em jogos ou obras públicas.
Tahmini 168.8 milyon lita (yaklaşık 50 milyon Euro) harcandı.O valor girou em torno de 8,5 milhões de libras esterlinas (cerca de doze milhões de euros).
Müttefikler, büyük miktarda cephane harcamakla bu ateşlere karşılık verdiler.Os rebeldes responderam com fogo pesado de metralhadoras.
Albümün yapımı için otuz milyon dolar harcandığı bilinmektedir.Trist foi autorizado a fazer um pagamento de até trinta milhões de dólares por essas concessões.
Kampanyası için haftada 2 milyon dolar harcayacağını açıkladı.Ele acabou gastando 12 milhões durante toda campanha.
Dokuz ayda tamamlanan tasarım ve geliştirme süresinde birkaç milyon dolar harcandı.O processo de projeto e desenvolvimento demorou nove meses e custou vários milhões de dólares.
Gün geçtikçe daha fazla para harcamaya başladı.Mas era cada vez mais difícil ganhar dinheiro.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Het leger werd nu als een onnodige onkostenpost en een politieke bedreiging gezien.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Wij verheugen ons, omdat Gij ons met Uwe gnosis verlicht heeft.
Bu da bol para harcamak demektir.Dit bespaart ook veel geld.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Amerikanen besteden 2,9 miljard dollar aan vrij verkrijgbare medicijnen.
Medyayı oynat Filler problemler üzerinede önemli miktarda zaman harcayabilmektedir.Olifanten besteden veel tijd aan het oplossen van problemen.
1 saniyede 1 joule enerji harcayan elektrikli alet 1 watt gücündedir.Een lamp met een elektrisch vermogen van 1 watt verbruikt in 1 seconde 1 joule aan elektrische energie.
Huo Guang'ınn naipliği altında Zhao, hükümetin harcamalarını düşürmenin yanı sıra vergileri de düşürdü.Zhaodi verlaagde met de hulp van Huo Guang, de belastingen en ook de overheidsuitgaven.
Ülkenin 2011 yılındaki askeri harcamaları $4,46 milyardır.Het defensiebudget van Azerbeidzjan voor 2011 bedraagt 4,46 miljard USD.
“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu!Beiden noemden zij zich Gods dienaar, Gods slaaf, Gods toegewijde, fakir en zelfs God zelf.