Ana içeriğe geç
Sözlük

hara ile cümle

hara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kudüs'ün büyük bir kısmı ve Tapınak harabeye döndü.Gran parte della città di Gerusalemme e del Tempio giacevano in rovina.
Pencereleri harap olmuştur.Le finestre sono schermate.
80 yılında ise vebanın vurduğu Roma'yı büyük bir yangın harabeye çevirdi.Ad oltre ottanta anni, ha tradotto in russo Fuoco pallido.
Film açık seks sahneleri nedeniyle akademi üyeleri arasında hararetli tartışmalara yol açtı.Le esplicite scene di sesso scatenano accesi dibattiti tra i membri dell'Accademia.
Birçok Haradrim, Gondor'daki savaşta Sauron'un tarafındaydı.Questi uomini avevano giurato di combattere per Gondor contro Sauron.
Çocuğun hayati tehlike altına girdiğini düşünen bir hayvanat bahçesi çalışanı Harambe'yi vurarak öldürdü.Temendo per la vita del bambino, un lavoratore dello zoo ha sparato e ucciso Harambe.
AMBER ikinci takımı, Letonya kökenlerine bir haraç olarak 2018'de piyasaya sürülecek.Il secondo EP AMBER, sarà pubblicato nel 2018 come tributo alle sue radici lettoni.
Ancak Morgiana, haraminin yaptıklarını görür ve tüm komşularının kapısına aynı işareti koyar.Ma il cane si accorge del segno e fa una croce uguale su tutte le porte del paese.
Kilikya'ya gelince, "Her yıl krala 500 talent haraç öderler" dedi.Erodoto afferma che gli Armeni dovevano pagare 50 'talenti' e migliaia di cavalli all'anno ai Persiani.
(Harambee) yazmaktadır.Stemmen op Schrift (in olandese).
Haram, din kurallarına aykırı olan eylemleri tanımlayan bir İslam terimidir.È l'azione umana illecita cioè contraria a norme dell'ordinamento giuridico.
Olaf, Harald Hardrada ve Tora Torbergsdatter'ın oğluydu.Era figlio di Harald Hardråde (detto il Sanguinario) e di Tora Torbergsdatter.
The Karate Kid, Harald Zwart'ın yönettiği 2010 yapımı ABD filmi.The Karate Kid - La leggenda continua è un film del 2010 diretto da Harald Zwart.
Annúminas yavaş yavaş harabeleşti ve sonunda burada kimse kalmadı.Col trascorrere del tempo i ciuffi si dissolvono lentamente e rimangono solo queste ultime.
Bohemund’un teklifiyle halk hayatlarının bağışlanması karşılığında haraç ödemeyi kabul etti.La Boeing sperò di compensare le perdite con il settore civile.
Harald Hauptmann, Kayıp Zamanların Peşide.Marcel Proust, Alla ricerca del tempo perduto.
Sony CineAlta, haraketli resim üretime yönelmiş High definiton video kamera serisidir.Tutti i film futuri sarebbero stati filmati usando videocamere ad alta definizione Sony CineAlta.
29 Ocak 1996'de tiyatro binası bir kundakcılık sonucu yangın geçirip tümü ile harabeye döndü.Il 29 gennaio 1996 un devastante incendio doloso distrusse il teatro.
Üzerinde günümüzde harap durumda bir bağ evi bulunmaktadır.Oggi si trova al suo posto una casa di riposo.
Savaşın ardından harap olan ülkede yeniden yapılanmaya gidildi.Anche questa distrutta durante la guerra, venne successivamente ricostruita.
Afrika kıtasındaki en etkileyici Roma dönemi harabelerine sahiptir.Ospita alcune delle migliori rovine romane dell'Africa.
Savaş çıkış nedeni Bizanslıların Abbasilere ödemekte oldukları yıllık haracı tazminatını kesmeleri idi.Tali cessioni riscattarono parte delle indennità di guerra che Costantinopoli avrebbe dovuto pagare.
Burada eskiden harap bir kale vardı.Una volta c'era anche un castello.
Gizlenme işi bittikten sonra haberci yüksek sesle "harar!" diye bağırır.Se verrà tirato dietro lo spaventapasseri si potranno sentire delle voci che urleranno "Goal!".
Bu yüzdende harap durumdadir..È la finta perfida della situazione.
Harap durumdaydı, ayna taşı kırılmıştı ve musluğu koparılmıştı, su gelmemekteydi.Aveva finito la benzina perché l'indicatore era rotto e i box erano troppo lontani per spingere l'auto.
Harakiri: DYS ile aynı durumdur.Altro che animali!, con Diego Manca.
Şehrin sanayi üretim merkezleri ve çarşı merkezi harabeye dönmüştü.La nazionalizzazione delle fabbriche di guerra e del commercio estero fu abbandonata.
Bu güncel olarak paleoantropolojide hararetli tartışmaların sürmesine neden olan bir konudur.Questa teoria è ancora oggetto di dibattito tra i paleontologi.
Başrolde Maureen O'Hara yer almaktadır.Al primo posto appare suo nonno Man o' War.
Hastalık sinsice haraket eder.Заболевание ведет себя коварно.
Bu iş seni harap ediyor!Работа тебя разрывает!
Dağlar ve nehirler yer değiştirdi ve yollar harap oldu.Горы и реки изменили своё местонахождение, дороги были разрушены.
Eski adı , Yassı Viran 'dır(harabe anlamında).И (弈 — пиньинь yì) — древнее название игры Го.
Bu düşünce yüzünden geceleri uykunun bize haram olduğu Allah’ın mâlûmudur.В ночь Бараат желательно читать мольбу: «О, Аллах!
Sultan yıllık haraç ödedi.Султан выплачивал ежегодную дань.
Dağlara çıkar, harami olur.В горах говорят (реж.
''De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziynetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?"А если кто воспротивится и отступит от этой истины, то пусть сам держит ответ перед Богом, кто бы он ни был.»
Yahudilerin malları yağmalandı ve 900 Yahudi evi harabeye çevrildi.Имущество евреев было разграблено, и 900 еврейских домов было разрушено.
(Nur Suresi: Ayet 26) " Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.В Коране сказано: «Скажи верующим женщинам, чтобы они опускали свои взоры и оберегали свои половые органы.
Fakat haram değildir.Он не является (и никогда не был) законом.
İşte örenlerin (harabe ve viranelerin) en tehlikeli olanları da bunlardır.Они и есть самые несчастные.
Yahudilere ait dükkânlar yakıldı ve sinagog harabeye çevrildi.Были сожжены еврейские магазины, а синагога разрушена.
Ancak ondan da haraç alır.К нему допускается только Ширин, которая утешает его.
Gri kürklü Harald (II. Harald) (935-970): Norveç Kralı (961-970).Харальд II Серая Шкура (935—ок. 965/970) — король Норвегии (961—965/970).
Bunlardan dördü haram aylardır.Это один из четырёх запретных месяцев (раджаб, зуль-хиджа, зуль-када, мухаррам).
Bizans İmparatorluğu, Bulgaristan'a yıllık haraç ödemeye devam edecektir.Византийская империя обязалась платить ежегодную дань Болгарии.
(Harambee) yazmaktadır.Писании (Деян.
Chazelle harabe olmuş ya da belki de yıkılmış ''eski L.A.'' yerleri için keşfe çıktı.Шазелл выискивал для «старого Лос-Анджелеса» локации, которые были в руинах или вовсе в разрушенном состоянии.
Şehir harabeye döndürülmüştü.Город был заброшен и превратился в городище.
28 Mayıs 1998 tarihinde Pakistan Haran Çölünde ikinci nükleer denemesi olan Chagai-II'yi bu çölde yapmıştır.В пустыне Харан 28 мая 1998 года произошло второе ядерное испытание Пакистана.
Prof. Harald Haas tarafından icat edilmiştir.Термин был придуман Харальдом Хаасом.
Bu, müminlere haram kılınmıştır."Он исцелит груди верующих людей».
Kazerun şehrine 19 km mesafedeki Bişapur harabelerinden resimler211 км Фотографии окрестностей Кубинки
Birçok Haradrim, Gondor'daki savaşta Sauron'un tarafındaydı.Многие харадрим сражались в войсках Саурона в Гондоре.
Harambe, 27 Mayıs 1999 tarihinde Brownsville, Teksas'taki Gladys Porter Hayvanat Bahçesi'nde doğdu.Хара́мбе родился 27 мая 1999 в зоопарке Глэдис Портер в Браунсвилле (Техас).
Doktorasını bitiren Harari, 1967 yılında Weizmann Enstitüsü'nün en genç profesörü olarak işe başladı.После получения Ph.D в 1967 году он стал самым молодым профессором Института Вейцмана с момента его основания.
Helâl ve harama dikkat edilmez.Сколов и трещин не замечено.
Günümüze harap bir durumda gelebilmiştir.Он дошёл до наших дней в плохом состоянии.
Kimse de onunla alay etmez, onun önceki inatçı, kavgacı, Herik beyliğine de pek haram gelmezmiş.Нравом он совсем не походил на своего предшественника, так как был сребролюбив и несправедлив.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod