Harrison'un sadece bir oyu olduğunu söyledi.He said Harrison had only one vote.
O, Amerika'nın Deniz Harp Okulunun başkanıydı.He was head of America's Naval War College.
Gereğinden daha fazla para harcamadı.He spent no more money than was necessary.
Müttefikler hiç boşa zaman harcamadı.The Allies wasted no time.
Müttefikler daha sonra doğuya Belçika'ya doğru hareket etti.The Allies then moved east into Belgium.
Japonlar Pearl Harbor'ı tahrip etti.The Japanese destroyed Pearl Harbor.
O yılın yaz aylarında daha fazla Japon askeri Çin'e hareket etti.In the summer of that year, more Japanese troops moved into China.
Tyler, William Henry Harrison gibi Virginia'nın aynı kısmında doğdu ve büyüdü.Tyler was born and grew up in the same part of Virginia as William Henry Harrison.
İnsanların yeni mallara harcamak için daha fazla parası vardı.People had more money to spend on new goods.
Kamuoyu baskısı orduyu hareket etmesi için zorladı.Public pressure forced the army to act.
Ordunun Harpers Ferry yakınında hiç adamı yoktu.The army had no men near Harpers Ferry.
McClellan zamanı boşa harcamadı.McClellan wasted no time.
Harrison'ın sağlığı kötüleşti.Harrison's health grew worse.
Güneş hareketsiz duruyor gibi görünüyordu.The sun seemed to stand still.
Warren Harding seçimi kazandı.Warren Harding won the election.
Warren Harding dürüst bir adamdı.Warren Harding was an honest man.
Hollywood için harika bir zamandı.It was a great time for Hollywood.
Binlerce bina harabelerde yatıyordu.One thousand buildings lay in ruins.
Tokyo harekete geçmede boşa zaman geçirmedi.Tokyo wasted no time in taking action.
Harrison'nun adamları düşmanı kovalamaya devam etti.Harrison's men continued to chase the enemy.
Benjamin Harrison'un kampanyası iyi organize edilmişti.Benjamin Harrison's campaign was well-organized.
McKinley, üç buçuk milyon dolar harcadı.McKinley spent three-and-a-half-million dollars.
İşte 50.000 yen. Önemsiz şeylere para harcama lütfen.Here is ¥50,000. Please do not spend the money on unimportant things.
Dansçının her hareketi mükemmeldi.The dancer's every move was perfect.
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
Az önce gördüğün adam harika bir müzisyendir.The man you just saw is a great musician.
Eski güzel günler ne kadar harikaydı.How wonderful were the good old days.
Allah kahretsin! Çok fazla para harcadım!Oh no! I just spent so much money!
Harika hikaye, dostum.Cool story, bro.
Harekât alanındaki mevcut askerler görevden alınmayacak.Soldiers currently in theatre will not be made redundant.
Para harca ve hayatın tadını çıkar!Spend money and enjoy life!
Para harca ve hayattan zevk al!Spend money and enjoy life!
Daha önce böyle harika bir film izlediniz mi?Have you seen such a wonderful movie before?
Ayrılıkçı hareket ülke içinde çatışma yaratıyor.The separatist movement is creating conflict within the country.
Bu kuşlar iyi uçmaz ama harika koşuculardır.These birds don’t fly well but they are excellent runners.
Sahile gidelim, dışarıda harika bir gün var.Let's go to the beach; it's a great day out.
Güç harika afrodizyaktır.Power is the great aphrodisiac.
"A", alfabenin ilk harfidir."A" is the first letter of the alphabet.
Ben, Machu Picchu harabelerini ziyaret etmek isterim.I want to visit the ruins of Machu Picchu.
Bana haritadan onu göster.Show it to me on the map.
İşte, haritaya sahibim.Here I have the map.
Taze yapılmış kahveyi koklamak çok harika!It's so wonderful to smell freshly made coffee!
İspanya'nın başkenti Madrit harika bir şehirdir.Madrid, the capital of Spain, is a marvelous city.
Harita duvarda.The map is on the wall.
Finlandiya haritada.Finland is on the map.
Şarkıcı Carla'nın harika bir sesi var.Carla, the singer, has a great voice.
O, ona tüm parasını kız arkadaşına harcamamasını tavsiye etti.She advised him not to spend all his money on his girlfriend.
O, ne kadar harika olduğunu söylemek için ona yazdı.She wrote to him to tell him how wonderful he was.
Sessizce hareket et.Move quietly.
Vegemite harikadır.Vegemite is awesome.
Ben topal olmak istemiyorum, ben harika olmak istiyorum!I don't want to be lame, I want to be cool!!
O beyaz mendil üzerine kendi baş harflerini işledi.She embroidered her own initials on the white handkerchief.
Rüzgar bugün harika hissettiriyor.The wind feels great today.
İki ya da üç yazım hatası hariç onun kompozisyonu çok iyi.Her composition is very good except for two or three spelling errors.
Sanırım benim için harekete geçme zamanıdır.I think it's time for me to move on.
Favori Harry Potter kitabın hangisidir?What's your favorite Harry Potter book?
Boston'da en sevdiğin zaman harcama şeklin nedir?What's your favorite way to spend time in Boston?
Onlara harika bir hayat yaşadığımı söyle.Tell them I've had a wonderful life.
Amerikalılar vergilerini hesaplamak için saatlerini harcarlar.Americans have to spend hours figuring out their taxes.
Dün o kırık radyoyu tamir etmeye çalışarak iki saat harcadım.I spent two hours yesterday trying to fix that broken radio.