Lütfen bu konuda düşünerek birkaç dakika harcayın.Please spend a few minutes thinking about this.
Zayıflamaya çalışarak jimnastik salonunda saatler harcadı.She has spent hours at the gym trying to lose weight.
Profesyonel bir banjo oyuncusu olmak için pratik yapmaya binlerce saat harcamalısın.To become a professional banjo player, you need to spend thousands of hours practicing.
Evde mi yoksa işte mi daha fazla zaman harcarsın?Do you spend more time at home or at work?
O kadar önemli olmayan şeyler hakkında endişelenerek zamanının çoğunu harcar mısın?Do you spend most of your time worrying about things that don't matter so much?
Eposta yazarken çok zaman harcar mısın?Do you spend much time writing email?
Sınavda önce notlarını gözden geçirmek için biraz zaman harcamayı unutma.Don't forget to spend a little time looking over your notes before the exam.
Sana para kazandırmayan projelere ne kadar zaman ve enerji harcarsın?How much time and energy do you spend on projects that don't make you any money?
Yazmaya başlamadan önce araştırma yaparak ne kadar zaman harcadın.How much time did you spend doing research before you started writing?
Geleceği düşünerek gerçekten ne kadar zaman harcarsınız?How much time do you actually spend thinking about the future?
Evini temizleyerek ne kadar zaman harcıyorsun?How much time do you spend cleaning your house?
Facebook'ta ne kadar zaman harcıyorsun?How much time do you spend on Facebook?
Her gün tıraş olurken ne kadar zaman harcarsın?How much time do you spend shaving every day?
Eşinizle birlikte ne kadar zaman harcarsınız?How much time do you spend with your spouse?
Geçen hafta o sorunla ilgilenerek epeyce zaman harcadım.I spent a great deal of time dealing with that problem last week.
Sanırım ev ödevine biraz daha zaman harcamalısın.I think you need to spend a little more time on your homework.
Beni mutlu eden şeyleri yaparak daha çok zaman harcamak istiyorum.I want to spend more time doing things that make me happy.
Önemli olan şeyleri yaparak daha fazla zaman harcamak istiyorum.I want to spend more time doing things that matter.
Ev işleri yaparak daha az zaman harcayabilmeyi isterim.I'd love to be able to spend less time doing household chores.
Bu sorun hakkında düşünmeye çok çok fazla zaman harcadım.I've spent way too much time thinking about this problem.
Tartışarak daha az ve çalışarak daha çok zaman harcayalım.Let's spend less time arguing and more time working.
Birçok insan çocukların dışarıda oynayacak yeterli zamanı harcamadıklarını düşünüyorlar.Many people think that children don't spend enough time playing outside.
Çok sayıda insan çocukların TV izleyerek çok fazla zaman harcadıklarını düşünüyor.Many people think that children spend too much time watching TV.
Öğretmen bana konuşmamı hazırlamak için daha çok zaman harcamam gerektiğini söyledi.My teacher told me that I should have spent more time preparing my speech.
O, çocuklarının para ile alışveriş etmelerine yardım ederek çok zaman harcar.She spends a lot of time helping her children learn to deal with money.
O, zamanının çoğunluğunu çocuklarına bakarak harcar.She spends a majority of her time taking care of her children.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.She spends a pretty good chunk of time just sitting there and looking out the window.
O, işi yapmaktan daha çok işi düşünerek zaman harcar.She spends more time thinking about work than doing it.
O, internette sörf yaparak çok fazla zaman harcar.She spends way too much time surfing the web.
O, denemesini yazarak çok zaman harcadı.She spent a lot of time writing her essay.
Bazı insanlar cumhurbaşkanının seyahat ederek çok fazla zaman harcadığını düşünüyor.Some people think the president spends too much time traveling.
Zamanınızı akıllıca harcayın ve her zaman yeterli zamana sahip olursunuz.Spend your time wisely and you'll always have enough of it.
Trompet çalmak için harcadığın zamanın süresi sana kalmıştır.The amount of time you spend practicing the trumpet is up to you.
Kadınların ev işi yaparak harcadığı zaman şimdi eskisinden çok daha azdır.The time women spend doing housework is now a lot less than it used to be.
Mutlu olmak için, sevdiğin biriyle vakit harcamalısın.To be happy, you should spend time with someone you love.
Değiştiremediğin şeyler hakkında şikâyet ederek çok fazla zaman harcamaya çalışma.Try not to spend so much time complaining about things you can't change.
Hemşireler zamanlarının çoğunu ne yaparak harcarlar?What do nurses spend most of their time doing?
Çocukluğunda ne yaparak harcadığın zaman hayatının geriye kalanını etkiler.What you spend time doing in your childhood affects the rest of your life.
Niçin TV izleyerek çok zaman harcıyorsun?Why do you spend so much time watching TV?
Sen sık sık bir şey yaparak umduğundan daha fazla zaman harcamalısın.You often need to spend more time doing something than you anticipated.
Her gün kelimeleri gözden geçirerek biraz zaman harcamalısın.You should spend a little time each day reviewing vocabulary.
Şikâyet ederek daha az üretken bir şey yaparak daha fazla zaman harcamalısın.You should spend less time complaining and more time doing something productive.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Çalışarak harcadığından daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Çalışmaya, daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
O, boş zamanını oyuncak bebekler yaparak harcar.She spends her free time making dolls.
Getter Jaani ne kadar harika!How great Getter Jaani is!
Tüm akşamı birlikte dans etmek için harcadık.We spent all evening dancing together.
Birkaç harika fikrim var ama paraya ihtiyâcım var.I've got some great ideas but I need money.
Simina sigaraya çok para harcıyor.Simina spends a lot of money on cigarettes.
Andrina'nın işleri ciddiye almadığını bilirim ama kendisi harika bir arkadaş.I know Andrina doesn't take things seriously, but she is a wonderful friend.
Dün harika bir hikaye duydum.I heard an awesome story yesterday.
3 yaşındaki çocuğum harbiden sinirlerimi hoplatıyor.My 3-year-old is really getting on my nerves.
Bugünlerde Amerika ile ortak gerçekten her şeyimiz var, elbette dil hariç.We have really everything in common with America nowadays except, of course, language.
Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.We had to leave for America on short notice.
Sansür dört harfli kelimenin kendisinden daha çok kirli zihinleri besler.Censorship feeds the dirty mind more than the four-letter word itself.
Navarre dünya harikası olacak, dedi Shakespeare.Shakespeare said: "Navarre shall be the wonder of the world."
Atina harabelerini ziyaret etmek istiyorum.I want to visit the ruins of Athens.
"B" alfabenin ikinci harfidir."B" is the second letter of the alphabet.
Harvard'a başvurmayı hâlâ düşünüyor musun?Are you still thinking about applying to Harvard?