En az 30 gün boyunca harcanmamış olan paralar bir sonraki blok için yarışmaya başlar.少なくとも30日間使われていないコインは次のブロックへの競争を始める。
Sağlık ya da eğitim gibi sosyal harcamalar OECD ortalamasındadır.保健や教育への社会支出はおおよそOECDの中間程度である。
Harcama bir kaynağın belirli bir amaç için kullanılmasıdır.ある目的のために金を貯めている。
Kaliforniya'daki değiştirilemeyen anayasa kanuna göre; eyalet gelirlerinin %40'ı eğitim'e harcanmaktadır.カリフォルニア州の公共教育システムは、その特徴ある憲法修正条項により、州歳出の40%が教育に遣われるよう求められている。
Bir mücadeleye harcanan tüm o saatleri ve enerjiyi telafi eden bir varoluş hissini gördüm.戦いに費やした時間とエネルギーの全てを補って余りある、実存の感覚を見つけました。
Kuteybe hayatının geri kalan on yılını Orta Asya'da Müslüman egemenliğini tesis etmekle harcadı.クタイバは次の10年間中央アジアで過ごし、そこのムスリム支配を固め広げた。
Harcanabilir fırlatma araçları (İng:Expendable launch vehicle) tek-kullanımlık tasarlanmışlardır.使い捨て型ローンチ・ヴィークル (expendable launch vehicle) は一度きりの使用を目的に設計される。
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.ハーフライフ2の製作の間、数ヶ月間Steamのプロジェクトも手がけていた。
Böylece gereksiz zaman harcanmamış olur.時間を無駄にしたくない。
Ve aynı zamanda yapımında en çok para harcanan Oyundur.資金稼ぎの中では一番稼げるジャンルでもある。
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.2008年7月5日、ポートハーコートで弟のノルム・ヨボが武装集団に誘拐された。
Animatörler, birçok hayvanın yürüyüş döngülerinin yanı sıra kürk renklerinin incelemesinde sekiz ay harcadı.調査期間は合計8ヶ月におよび、様々な動物の歩き方から毛の色までも研究され、映画に登場する動物たちは80万通りもの動きを見せることになる。
Yaklaşık 1 milyar dolar bu görev için harcandı.10億ドル相当がこの計画の為に投入されている。
Bu beslenme amaçlı işlem sırasında ATP harcanır.このポンプは食物の存在下その消化を補助している。
Şirket yurtdışı ile yük taşımacılığını gerçekleştirmeye çaba harcadı.平時は海外からの重油輸送に従事した。
Tektip satılan oyuncaklar harcıalemdir.玩具では単品販売。
Enerji harcanmaz.電力を使わない。
Bir kahvaltılık gevreğin üretimi için yarım galon (1.8 litre) petrol harcanmaktadır.1リットルの水に食塩9gを溶かすことで作ることができる。
Pilotu Catherine Harcourt'tur.キャサリン・ハーコート(Catherine Harcourt) 女性のキャプテン。
Bu harcamaları finanse etmek için de devlet memuriyetleri için mansıp satmaya başladı.それの運営資金に充てるため本宅も売り払われた。
"Harcadığımız emeklerin boşa gitmemesi için birbirimize sarılmalıyız" demektedir.成る業を成らぬと捨つる人のはかなさ」を変えて言ったものとされる。
Yeni kraliçenin gayet yüksek saray harcamaları ortaya çıkarması İngiltere halkı tarafından iyi karşılanmadı.そのため、女王がドイツ系のアルブレヒトと結婚することは、イギリス国民からあまり歓迎されていなかったようである。
Rant, emek harcamadan elde edilen kazanım.主にレイド報酬で入手可能。
Almanya'nın bunun için fazlasıyla harcama yapması, çok güç sarf etmesi lazımdı.それを現実のものにするため、ドイツが注いだ力は凄まじいものだった。
Kalan para Irak hükümetine devrediliyor ve izin verilen malların satın alınması için harcanıyordu.残った大部分の金は、イラク政府が規制に合致した物資を買うために使うことができた。
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.これはコストを抑制するのが目的であった。
Yani hayatı hafife alan, para kazanmayan ama harcayan insanları betimler.その目的は、お金への依存度を下げ、お金のない人やお金を稼ぐのが苦手な人でも生きやすい社会にすることだという。
Kumla karıştırılarak harç haline getirildiğinde bu malzeme, 5–15 dakika içerisinde sertleşir.これを砂と混ぜたものがモルタルとなり、5分から15分で固まった。
Geliştirme programı için yaklaşık 3 milyar Dolar harcanmıştır.約60億元の建設費を費やし建設された。
Başbakan olarak kral ile büyük oğlu William arasındaki çatışmada arabuluculuk yapmak için boşuna çaba harcadı.殷郊(いん こう) 商の太子で紂王と姜妃の間にできた長男。
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.2008年現在、軍事費はGDPの2.5%を占めている。
Ülkenin 2011 yılındaki askeri harcamaları $4,46 milyardır.2011年の軍事支出も467億ドルと低めに抑えられている。
Onu, Corinthians'tan almak için önemli paralar harcamıştık.多額の資金は、タウンゼントの遺産から出資された。
Capone, harcamalarını arttırdı.アダムズは残りの金を散財してしまった。
Şimdi NASA'nın elinde harcanması gereken üç adam vardır.そのうち4つはNASAが資金提供するものだった。
Oldukça fiziki efor harcatır ve tehlikelidir.人体に対しても非常に有害で危険。
"Piyeselere gidip çok zaman harcadım.」 「僕は多くの時間をNYで過ごした。
Yakıt kaynağı (örn;su) harcanmamış olur.性欲(ラガ)に等しい火はない。
En büyük ortak harcama ögesi bütçenin %45'lik bölümünün ayrılmış olduğu Ortak Tarım Politikası'dır.歳出の中で最も大きな割合を占めているのが共通農業政策関連の支出であり、予算全体の45%に達している。
Tasarruf toplam harcamaların toplam gelirden çıkarılması ile hesaplanır.経費をのぞいた収益は全額寄付される。
Yaklaşık 400.000 dolar harcanan bir proje başlatıldı.およそ3,000ドルが準備に費やされた。
Sürekli haksızlığa uğrayan, itilip kakılan, gençliğini hapislerde harcayan genç adamın her tövbesi bozulur.「申屠令堅の死を誓って国に報ずるが若し。
Düğün için yaptıkları harcamalar makuldu.彼らの結婚費用は相当なものだった。
Sağlık harcamaları ve yardımlarını azaltma planı konusunda belirleyici bir karar yok denebilir.医療費・年金給付の抑制策の決め手はないといえよう。
Amcam para harcamada cömerttir.おじは気前よく金を出す。
Ancak Alman savaş gemileri, ellerindeki mühimmatın %40'ını harcamıştı.然而,德国舰只已经消耗了超过40%的弹药供应。
Ancak eğitim harcamaları konusunda yine eşitsizlikler mevcuttur.它們在教育上的開支也同樣有所差異。
“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu!由兩個詞語:安拉和清真言中的「萬物非主,唯有真主」組成。
Bu yüzden orduya gider harcanmaz.因此他無法加入軍隊服務。
Reformdan sonra fiyatlar aşırı artmış, devlet harcamaları azaltılmış ve ağır vergiler yürürlüğe konmuştur.很快出现了物价飞涨的现象,政府支出锐减而税收沉重。
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.在戰慄時空2的创作过程中,他花了几个月的时间研究Steam项目。
Çok harcama yapılan bir yapımdı ve ticari olarak başarısız oldu.这是一部豪华的制作,但遭遇了商业上的失败。
Yaklaşık 400.000 dolar harcanan bir proje başlatıldı.我们损失了价值大约$4,000的财物。
Para harcamaktan hoşlanır.主喜歡花錢。
2,5 milyon £ harcandıktan sonra kolej, 1962 yılında erkek öğrencilere eğitim vermeye başlamıştır.在花掉了250萬英鎊之後,學院在1962年正式開張,只收男性學員。
Şaklabanlara harcama.不用套语烂调。
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.入境時需支付互惠費。
Parasını tıp çalışmaları için çeşitli kurumlara cömert bağışlarda bulunmaya harcadı.最終,他要遺棄他大部分的財產,以確保蘿絲能持續獲得醫療照顧。
Yakıt kaynağı (örn;su) harcanmamış olur.如實天孫之胤,火不能害。
Dışarıda ek işlerde çalışıp harçlık kazanabilir ve dilediği gibi harcayabilirler.所以你只能尽快走出来,并继续努力,而且应该感谢你拥有的一切。