O aşırı para harcıyor.El cheltuie foarte mulți bani.
O aşırı para harcıyor.Ea cheltuie foarte mulți bani.
O, internette sörf yaparak çok fazla zaman harcar.Ea își petrece prea mult timp navigând pe internet.
Boşa harcayacak bir an bile yok.Nu e timp de pierdut.
Geri kalan giderler ise belediye hizmetlerinin bakımı ve diğer kültür, sanat ve spor harcamalarıdır.Restul cheltuielilor sunt repartizate pentru întreținerea aparatului primăriei, cultură, artă, sport.
Károlyi büyük tasarruf paketleriyle devlet harcamalarını azalttı.Károlyi nagyszabású takarékossági programmal akarta csökkenteni az állami kiadásokat.
EPSA 'nın kuruluşundan bu yana birçok öğrenci çoğu zamanını bu topluluk için çalışmaya harcıyor.Az EPSA megalapítása óta nagyon sok diák dolgozott már azon, hogy az Egyesület minél jobb legyen.
Kızıl Ordu, kent nüfusun gıda gereksinimini karşılamak için büyük bir çaba harcadı.A Vörös Hadsereg továbbá komoly erőfeszítéseket tett a lakosság élelmezése érdekében.
Aristagoras kış boyunca ayaklanmayı alevlendirmek için çaba harcamıştır.A tél folyamán Arisztagorasz folytatta a felkelés terjesztését.
Ancak Alman savaş gemileri, ellerindeki mühimmatın %40'ını harcamıştı.A német cirkálók a csata során a lőszerkészletük mintegy felét ellőtték.
Yani hayatımı oraya harcadım.Azért éltem én.
Bu da bol para harcamak demektir.Talán ezért is szeretik annyira a pénzt.
1998 yılında £5.000.000 ekstra bir harcama ile seyirci kapasitesi 35.100'e çıkartıldı.1998-ban plusz 5 millió fontért kibővítették és 35 100 fősre.
Şatoyu ve bahçesini yeniden dekore etmek için yaptığı harcamaların sonu gelmiyordu.Így a rárói kastély felújítására és fenntartására nem akartak pénzt költeni.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.A Half-Life 2 fejlesztése közben a Steam projekten dolgozott.
Artık Sun İngilizce olarak herkesle konuşmakta ve Jin'in de öğrenmesi için çaba harcamaktadır.Mindenki megdöbben rajta, hogy Sun beszél angolul – beleértve Jin-t is.
Heinrich, sonraki pek çok yıllarını ve politik gücünü Alman sınırlarını sağlamlaştırma yönünde harcadı.Henrik a következő két évet hatalma és határai megszilárdításával töltötte.
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.Lettország 2008-ig a katonai költségvetést a GDP 2%-ra kívánja emelni.
Max üç sihirli kurşunu av için harcamış olup vurduğu kuşları av torbasından çıkartır.Max kénytelen utolsó megmaradt töltényét, a varázsgolyót puskájába tenni.
Finidi George (Doğumu 15 Nisan 1971, Port Harcourt) Nijeryalı futbolcudur.Finidi George (Port Harcourt, 1971. április 15. –) nigériai válogatott labdarúgó.
Birçok kimse Eisenhower'ı askeri harcamaları kısıtlamak ve bir uzay programı geliştirememekle suçladı.Eisenhower csökkentette a katonai kiadásokat, és kevesebb pénzt szánt az űrkutatásra.
Böylece toplamda 13 milyon Reichsmark harcandı.A munkálatok 30 millió birodalmi márkát emésztettek fel.
Tolkien 1946'da büyük bir çaba harcadı ve el yazmalarını 1947'de yayımcılarına gösterdi.1946-ban sokat haladt előre, és 1947-ben megmutatta a kéziratot a kiadónak.
Spor kariyerini sonlandırarak bütün gücünü tiyatroya harcadı.Építészeti tanulmányait abbahagyva teljes energiájával a színház felé fordult.
Ayrıca, çocukların harcamalarını ebeveynler kendi aygıtılarından onaylar.A fiatalok kikérték szüleik beleegyezését is.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Itt döntötte el, hogy megtanul spanyolul.
"Piyeselere gidip çok zaman harcadım.Nagyon sok időt szánt rám és ránk.
Film ile ilgili her şey için ceplerinden para harcadılar.Saját pénzen kell mindenkinek filmet készítenie.
Bu harç patlıcanların ortasındaki yarıklara doldurulur.Ezek a rojtok ráborulnak félkörívben a petefészekre.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın."Ne gyűjtsetek magatoknak kincseket a földön!"
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.A britek igyekeztek lebeszélni a mexikóiakat egy esetleges háborúról.
Bu kâr hemen borçların bir kısmını kapatmak için harcandı.A rabolt pénzek egy részéből tartozásait fizette ki.
Rusya Merkez Bankası, 2014 yılında rublenin düşüşünü durdurmak için $ 88 milyar dolar harcamıştır.2014-ben az orosz jegybank több, mint 75 milliárd dollárt költött a rubel árfolyamának támogatására.
Yerel halk ve samurai yardımcıları devletten onarım harcamaları için kaynak aldılar.A tulajdonos és az önkormányzat együtt kereste az anyagi forrásokat a rekonstrukcióhoz.
Dönemin parasıyla bunun için 10 milyon TL harcandı.Vételára ekkor már 30 millió font volt.
Kalite değerleri yükselecek, harcamalar azalacaktır.Az emelések hozzáadódnak, a csökkentések levonódnak.
Daha sonra, anılarını geliştirmenin yanı sıra araştırma yapmaya zaman harcadı.Tudtán kívül így akarták emlékét megörökíteni.
Kırgız hükümeti oyunlar için 3 milyon dolar harcamıştır.Az angol klub 2 millió fontot fizetett a játékjogáért.
Bu harcamalar kısıntısı ona çok düşman kazandırdı.De a terhek, melyeket ezáltal a lakosságra rótt, sok ellenséget szereztek neki.
Teşkilatın gözden çıkarttığı bu ikilinin görev için harcanması kimsenin umurunda olmayacaktır.Mindegy, hogy az adott feladatot melyik szál végzi el a készletből.
Çok uzak mesafelerdeki hedeflere ateş edildiğinde gereksiz mermi harcamaktan başka bir işe yaramaz.A fegyver lőtávolsága korlátos, messze lévő célok ellen hatástalan.
↑ Davies : Davies, Paul Harcourt.↑ Davies: Davies, Paul Harcourt.
Oldukça düşük bir bütçe ile yapılmış bir filmdi.£100.000 'in altında bir para harcanmıştı.Elokuva tehtiin varsin pienellä, alle 100 000 punnan budjetilla.
Hükümet buraya harcanan her peniye esef ettiğini belli etti.Me yritimme edelleen säästää jokaisen pennin.
Buna aşağı yukarı 5.000 dolar harcandı.Rahaa saatiin kokoon yli 5000 dollaria.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Budjettileikkaukset kuitenkin siirtänevät hanketta.
Başkan Clinton döneminde askeri harcamaların kısıtlanmaya gidilmesinde devam edilmiştir.Presidentti Bill Clintonin kaudella puolustusmenojen kutistaminen jatkui edelleen.
Harcourt — Edward William Vernon Harcourt (1825-1891), Britanyalı doğa tarihi bilgini.Edward William Vernon Harcourt (1825–1891) oli englantilainen luonnontieteilijä.
Geliri Kabe’nin gideri için harcanmaktaydı.Voittomaalin teki Kasperi Kapanen.
Yani aynı enerji için daha çok su harcanır.Ruoppaus kuluttaa myös suhteessa enemmän energiaa.
Dizayn çalışmaları esnasında uçuş personelinin konforu için oldukça zaman harcandı.Luokan alusten valmistus kesti erityisen pitkään kongressin vastustaessa rahoitusta.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Euroopan unioni käyttää noin miljardi euroa vuosittain tupakan tuotannon tukemiseen.
Kesimleri görünmez, dikkat çekmeyen yapmak için çok çaba harcanır.Näin se pyrkii näyttämään hyvin kapealta ja olemaan lähes näkymätön.
Askeri harcamalar, 2008 yılında GSYİH'nin yaklaşık %2'si olarak gerçekleşmiştir.Valtionvelan korkoihin käytettiin vuonna 1998 noin 25 % valtion verotuloista.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Sorkkaeläinten kimppuun se käy harvoin.
Ve aynı zamanda yapımında en çok para harcanan Oyundur.Se oli myös hänen paras sijoituksensa urallaan.
Eski Mısırlılar kil harcını piramitlerin yapımında kullanmışlardır.Hän ainoastaan väitti keksineensä, kuinka muinaiset egyptiläiset rakensivat pyramidinsa.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Sotilasmenot ovat 1,75 % bruttokansantuotteesta.
Maria giysiler için çok fazla para harcıyor.Maria käyttää paljon rahaa vaatteisiin.
Maaşını aldığı gibi hepsini harcadı.Heti kun oli saanut palkan, hän tuhlasi sen kaikki.