Zamanı boşa harcamamak için acele edelim.Let's hurry so as not to waste time.
O, zamanını boşa harcar.He idles away his time.
Zamanını boşa harcaman iyi değildir.Idling away your time is not good.
Bütün paralarını harcamak gülünç olurdu.It would be ridiculous to spend all their money.
Bu parayı özgürce harcayabilirsin.You may spend this money freely.
Gerçek bütün parayı harcamış olmamdır.The fact is that I've spent all the money.
Genç insanlar, boşa zaman harcamaya eğilimlidir.Young people are apt to waste time.
Ne kadar çok kazanırsan, o kadar çok harcarsın.The more you earn, the more you spend.
Ben harçlıkta bir artış hakkında babamla görüştüm.I approached my father about an increase in allowance.
Üst düzey yöneticiler astlarına eğitim vermek için çok zaman harcıyorlar.Senior executives spend a lot of time training their subordinates.
Ben ona tüm parasını yemeğe harcamamasını tavsiye ettim.I advised him not to spend all his money on food.
Yeni bir CD için 3.000 yen harcadım.I spent 3,000 yen on a new CD.
Gazeteciye göre, bu, hayatı zaman harcamaya değer yapar.According to the newspaperman, it makes life worthwhile, doesn't it?
Biz onun ne olduğunu öğrenmeden önce Hayatın yarısı harcanmaktadır.Life is half spent before we know what it is.
Hayatımda geriye baktığımda, ben ne kadar çok zamanı boşa harcadığımın farkındayım.When I look back on my life, I realize how much time I wasted.
Hükümet harcaması biraz çığırından çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
Hükümet harcaması biraz kontrolden çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
O, bol para harcayarak eğleniyordu.She was kicking up her heels with delight.
Zamanımı sokaklarda dolaşarak harcadım.I spent my time strolling about the streets.
Japonya silahlara çok para harcamamalıdır.Japan should not spend much money on weapons.
Alır almaz parayı harcarım.I spend money as soon as I get it.
Vergi mükellefleri savurgan hükümet harcamaları hakkında öfkeli.Taxpayers are angry about wasteful government spending.
Her zaman yaptığı işte istediği kadar zaman harcar.He always takes his time in everything he does.
O parasını her zaman özgürce harcıyor.He always spends his money freely.
O, bu romanı yazarken üç yıl harcadı.He has spent three years writing this novel.
O böyle bir şeye para harcama konusunda isteksiz.He grudged spending money on such a thing.
İstasyona erken varmak için çaba harcadı.He made an effort to get to the station early.
Şirketin harcamasıyla gezi yaptı.He traveled at the expense of the company.
Bütün parasını at yarışına harcamayacak kadar akıllı.He knows better than to spend all his money on horse racing.
Ay sonuna kadar bütün parasını harcamış olacak.He will have spent all his money by the end of the month.
O, harcayabileceğinden daha çok para kazanıyor.He earns more money than he can spend.
Harcayabileceğinden daha çok parası var.He has more money than he can spend.
Onun harcanılabilecekten daha fazla parası var.He has more money than can be spent.
O, sınavı geçmek için bir çaba harcadı.He made an effort to pass the examination.
Zamanını boşa harcadığı için pişman.He regrets having wasted his time.
Parasını boşa harcadığına üzülüyor.He regrets his having wasted his money.
Bütün parasını arabaya harcadı.He spent all of his money on a car.
Genç olmasına rağmen vaktini boşa harcamaz.Though he is young, he never wastes time.
O, terfi şansını boşa harcadı.He threw away his chance of promotion.
O hayatının çoğunu düşmanlarıyla savaşarak harcamış cesur bir savaşçıydı.He was a brave warrior who had spent most of his life fighting his enemies.
Kitaplara çok para harcar.He spends a great deal of money on books.
Onların zamanının çoğu kısmi zamanlı işlerde harcanır.A lot of their time is spent on part-time jobs.
Onlar evi yapmak için altı ay harcadılar.They spent six months building the house.
Projeye çok para harcadılar.They spent a good deal of money on the project.
Planlarını tartışarak dört saat harcadılar.They spent four hours discussing their plan.
Oğullarına çok para harcadılar.They spent a lot of money on their son.
Onun yaşına göre harçlık vermelisin.You should make allowances for her age.
O, her zamankinden daha çok para harcadı.She spent more money than usual.
Piyano çalışmaya çok fazla zaman harcıyor.She spends a lot of time practicing the piano.
O, kazandığı kadar çok para harcar.She spends as much money as she earns.
Yurt dışına gittiğinde çok para harcar.She spends a lot of money when she goes abroad.
O, tatiline çok para harcadı.She spent a good deal of money on her vacation.
Aylığını alır almaz, onun hepsini harcadı.As soon as she got her salary, she spent it all.
Maaşını aldığı gibi hepsini harcadı.As soon as she got her salary, she spent it all.
O, ayakkabılara çok para harcar.She spends a lot of money on shoes.
Ayakkabıya çok para harcar.She spends a lot of money on shoes.
Ayakkabıya çok para harcıyor.She spends a lot of money on shoes.
O, gelirinin önemli bir bölümünü gıdaya harcıyor.She spends a major part of her income on food.
Bütün parasını elbiselere harcamayacak kadar akıllıdır.She knows better than to spend all her money on clothes.
O, öğle ve akşam yemeği için günde üç dolar harcar.She spends three dollars a day for lunch and dinner.