Tom abur cubura çok para harcıyor.Tom spends a lot of money on junk food.
Tom bu öğleden sonra piyano çalışarak bir sürü zaman harcadı.Tom spent a lot of time practicing the piano this afternoon.
Ne kadar az harcarsanız, o kadar çok biriktirirsiniz.The less you spend, the more you save.
Hiçbir şeyi harcamam.I don't waste anything.
Televizyon izlemeye çok fazla zaman harcama.Don't spend so much time watching television.
Ailesi çok fakirdi; bu sebepten, parayı rastgele harcayamıyorlardı.His family was very poor; consequently, they couldn't afford to spend money carelessly.
O, okumaya çok zaman harcadı.He spent a lot of his time reading.
Sorunu çözmek için özel bir çaba harcadı.He made a special effort to solve the problem.
Biz Noel arifesini bizim yetişkin kızın evinde harcıyoruz.We're spending Christmas Eve at our grown daughter's house.
Paramı boşa harcadım.I've wasted my money.
Mirasımı çoktan harcadım.I've already spent my inheritance.
Sen tüm yaşamını boşa harcıyorsun.You're throwing away your entire life.
Artık daha fazla zaman harcamayı göze alamam.I can't afford to waste any more time.
Tom özür dilemek için hiçbir çaba harcamadı.Tom made no effort to apologize.
Nefesini Tom'la boşa harcama.Don't waste your breath on Tom.
Bu senin büyük şansındı, Tom, ve sen onu harcadın.This was your big chance, Tom, and you blew it.
Bunu harcamak istemiyorum.I don't want to blow it.
Zamanımı seninle boşa harcadığıma inanamıyorum.I can't believe I've wasted my time with you.
Biz şimdi Tom ile zaman harcamak zorundayız.We have to spend time with Tom now.
Tom gereğinden daha fazla para harcamadı.Tom spent no more money than was necessary.
Tom işten kaçınmak için çok zaman harcıyor.Tom spends way too much time goofing off.
Tom asla çalışarak fazla zaman harcıyor gibi görünmüyor.Tom never seems to spend much time studying.
Sanırım işte çok fazla zaman harcıyorsun.I think you've been spending too much time at work.
Tom anahtarlarını aramak için üç saatten fazla harcadı ama onları hâlâ bulamadı.Tom spent over three hours looking for his keys, but still couldn't find them.
Boston'da çok zaman harcadığını düşünüyorum.I think you've been spending too much time in Boston.
Bunun için çok para harcamamalıydım.I shouldn't have paid so much money for this.
Bu kadar çok para harcamamalıydım.I shouldn't have spent so much money.
Paramı harcamayı bırak.Stop spending my money.
Nefesini boşa harcama.Don't waste your breathe.
Ben giysilere çok fazla harcıyor muyum?Am I spending too much on clothes?
Kazandığından daha fazla para harcamamalısın.You should not spend more money than you earn.
Kazandığınızdan daha fazla para harcamamalısınız.You shouldn't spend more money than you earn.
Kazandığından fazla harcamaman gerekir.You shouldn't spend more than you earn.
Arkanı toplayarak çok fazla zaman harcıyorum.I spend far too much time picking up after you.
Yaptığım şeyin zaman harcamaya değer olduğunu düşünüyorum.I think what I'm doing is worthwhile.
İşte daha çok zaman harcamam gerekiyor.I need to spend more time at work.
Paralarını iyi harcadılar.They've spent their money well.
Hiçbir şeyin boşa harcanmadığından emin olalım.Let's make sure nothing is wasted.
Tom ve Mary her zaman olduğu gibi boşa zaman harcıyordu.Tom and Mary were wasting time, as usual.
Günü Tom'la harcamaktan zevk alacağını biliyorum.I know you'll enjoy spending the day with Tom.
Tom çalışarak kütüphanede saatler harcar.Tom spends hours in the library studying.
O yerinde harcanmış paraydı.That was money well spent.
Her ay gıdaya ne kadar para harcarsın?How much do you spend on food every month?
Tom bütün parasını harcadı.Tom has spent all his money.
Her zaman paranı boşa harcıyorsun.You're always wasting your money.
Tom onun bütün parasını harcadığını öğrendiğinde Mary'nin ne söyleyeceğini merak ediyordu.Tom wondered what Mary would say when she found out he'd spent all their money.
Tom Mary ile konuşarak zamanını boşa harcamadı.Tom didn't waste his time talking to Mary.
Tom Mary ile çok zaman harcıyordu.Tom used to spend a lot of time with Mary.
Tom Mary ile daha fazla vakit harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend any more time with Mary.
Tom büyük annesiyle çok zaman harcardı.Tom used to spend a lot of time with his grandmother.
İşte daha az zaman ve ailemle daha çok zaman harcamam gerekiyor.I need to spend less time at work and more time with my family.
Tom Fransızca çalışırken benim harcadığımdan daha az zaman harcıyor.Tom spends less time studying French than I do.
Tom ve Mary birlikte çok zaman harcıyorlar. Ben onların aşık olduklarını düşünüyorum.Tom and Mary spend a lot of time together. I think they're in love.
O, ona verdiğim tüm parayı harcadı.She spent all the money I gave her.
Muhtemelen Tom'la biraz zaman harcamaya gitmeliyim.I should probably go and spend some time with Tom.
Muhtemelen Tom'la biraz zaman harcamalıyım.I should probably spend some time with Tom.
Kumarhanelerde çok zaman harcadım.I've spent a lot of time in casinos.
Tom'u ikna etmeye çalışarak zamanımı boşa harcadığımı biliyordum.I knew I was wasting my time trying to convince Tom.
Evi temizlerken harcamam gerekenden daha fazla zaman harcamak istemiyorum.I don't want to spend more time cleaning the house than I need to.
Erkek çocukları ev ödevleri için kız çocuklarından daha az zaman harcar.Boys spend less time on homework than girls.