hapishane ile cümle
hapishane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu, Bronx kasaba başkanında çektiğim bir fotoğraf- hapishanede değil evinde çocuklarıma hitap ederken.אלא תמונה שצילמתי, של נשיא רובע ברונקס מדבר עם הילדים שלי בביתו, ולא בבית הסוהר,
Bu, Bronx kasaba başkanında çektiğim bir fotoğraf- hapishanede değil evinde çocuklarıma hitap ederken.هذه صورة أخذتها لرئيس حي برونكس، يخاطب طلابي في منزله، وليس في السجن.
Bu, Bronx kasaba başkanında çektiğim bir fotoğraf- hapishanede değil evinde çocuklarıma hitap ederken.生徒達に話しているところだよ 刑務所じゃなく議会でね 誇らしいことだね
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.A on dostanúc taký príkaz, vsadil ich do vnútorného väzenia a pre bezpečnosť nohy im sovrel do klady.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Cuando éste recibió semejante orden, los metió en el calabozo de más adentro y sujetó sus pies en el cepo
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Da han hadde fått dette bud, kastet han dem i det innerste fangerum og satte deres føtter fast i stokken.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Da han havde fået sådan Befaling, kastede han dem i det inderste Fængsel og sluttede deres Fødder i Blokken.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Der, da er solches Gebot empfangen hatte, warf sie in das innerste Gefängnis und legte ihre Füße in den Stock.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ðược lịnh đó , đề_lao bỏ hai người vào ngục tối và tra chơn vào cùm .
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ðược lịnh đó, đề lao bỏ hai người vào ngục tối và tra chơn vào cùm.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Egli, ricevuto quest'ordine, li gettò nella cella più interna della prigione e strinse i loro piedi nei ceppi
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ele, tendo recebido tal ordem, os lançou na prisão interior e lhes segurou os pés no tronco.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ki ilyen parancsolatot vévén, veté õket a belsõ tömlöczbe, és lábaikat kalodába szorítá.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.그가 이러한 영을 받아 저희를 깊은 옥에 가두고 그 발을 착고에 든든히 채웠더니
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Który wziąwszy takie rozkazanie, wsadził je do najgłębszego więzienia, a nogi ich zamknął w kłodę.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Le geôlier, ayant reçu cet ordre, les jeta dans la prison intérieure, et leur mit les ceps aux pieds.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Prejemši tako zapoved, ju on vrže v notranjo ječi in jima dene noge v klado.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Sellaisen käskyn saatuaan tämä heitti heidät sisimpään vankihuoneeseen ja pani heidät jalkapuuhun.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Tedy on takové maje přikázání, vsadil je do nejhlubšího žaláře, a nohy jejich sevřel kladou.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Котрий прийнявши такий наказ, повкидав їх у саму середню темницю і позабивав ноги їх у колоду.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Получив такое приказание, он ввергнул их во внутреннюю темницу и ноги их забил в колоду.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.והוא כאשר צוה כן השליכם בחדר המשמר הפנימי וישם את רגליהם בסד׃
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.وهو اذ اخذ وصية مثل هذه القاهما في السجن الداخلي وضبط ارجلهما في المقطرة
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.禁 卒 領 了 這 樣 的 命 、 就 把 他 們 下 在 內 監 裡 、 兩 腳 上 了 木 狗
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.禁 卒領 了 這樣 的 命 、 就 把 他 們下 在 內監裡 、 兩腳 上 了 木狗
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Asta era o închisoare care era un mare bârlog de criminali.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Bol to brloh plný zločincov.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Byl to brloh plný zločinců.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.C'était une affectation dans une prison qui était un important repaire de criminels.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Das war ein Gefängniseinsatz in einem, das eine große Menge an Kriminellen hatte.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Deze gevangenis was één groot misdadigershol.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Era un'assegnazione in una prigione che era un enorme covo di criminali.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Era un trabajo penitenciario en una guarida de malvivientes.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Esta era uma prisão que era um grande covil de criminosos.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Ez a börtön megbízatás tulajdonképpen egy nagy bűnözők tanyája volt.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.교도소는 범죄자들이 우글거리는 커다란 소굴이었습니다.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Nhận việc ở một nhà tù - hang ổ của các loại phạm.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Penjara yang merupakan sarang besar bagi para penjahat.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Ήταν μια μετάθεση στη φυλακή που ήταν άντρο εγκληματιών.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Това беше назначение в затвор, който беше голямо свърталище на престъпници.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Це призначення до в'язниці було одним великим кублом злочинців.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.Я получила назначение в тюрьму, которая была одним огромным скопищем преступников.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.זאת היתה מאורת פושעים ענקית.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.وكان هذا التعيين في أكثر السجون إحتواء للمجرمين.
Bu büyük bir suçlu yuvası olan hapishane göreviydi.予想どうりです
Bu hapishane çalışması Milgrim'inkisi gibi, tipik bir sosyal psikoloji çalışması değil.El estudio de la prisión, como ningún otro, no es un estudio típico respecto a la psicología social
Bu hapishane çalışması Milgrim'inkisi gibi, tipik bir sosyal psikoloji çalışması değil.Gefängnis Studien wie das Milgram Experiment sind keine typischen Forschungen von Sozialpsychologen.
Bu hapishane çalışması Milgrim'inkisi gibi, tipik bir sosyal psikoloji çalışması değil.L'étude de la prison, comme l'expérience de Milgram, n'est pas typique de la recherche en psychologie sociale.
Bu hapishane çalışması Milgrim'inkisi gibi, tipik bir sosyal psikoloji çalışması değil.Lo studio della prigione,come l esperimento Milgram's,non sono tipici delle ricerche in psicologia sociale.
Bu hapishane çalışması Milgrim'inkisi gibi, tipik bir sosyal psikoloji çalışması değil.Studi penjara, seperti percobaan Milgram, tidak khas dalam penelitian dalam psikologi sosial.
Bu hapishane çalışması Milgrim'inkisi gibi, tipik bir sosyal psikoloji çalışması değil.Този експеримент не е традиционен за изследване в областта на социалната психология.
Bu hapishane çalışması Milgrim'inkisi gibi, tipik bir sosyal psikoloji çalışması değil.これは典型的なものではなく 心理学者たちはこの実験を不当と見なし
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.1,000명이 넘는 수감자들이 있는 교도소 내의 명상 프로그램입니다.
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.Asta a fost o meditaţie în închisoare cu peste o mie de prizonieri.
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.C'est un programme de méditation dans la prison comprenant plus d'un millier de prisonniers.
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.Dies war ein Meditationprogramm für über 1.000 Insassen in diesem Gefängnis.
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.Dit was een meditatieprogramma in de gevangenis, met meer dan duizend gevangenen.
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.Este era um programa de meditação dentro da prisão de mais de mil prisioneiros.
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.Este fue un programa de meditación dentro de la prisión de más de mil reclusos:
Bu hapishane içindeki bir meditasyon programıydı binin üzerinde mahkumun.Ez egy meditációs program a börtönben, több mint ezer rabbal.