halkın ile cümle
halkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Halkın %20'si kırsal kesimde, %80'i kentsel kesimde yaşar.Il 20% della popolazione vive in zone rurali mentre l'80% in zone urbane.
44 metre uzunluğundaki stel, Ermeni halkının "yeniden doğuş"unu simgelemektedir.La stele, alta 44 metri, rappresenta la rinascita degli armeni.
542 yılında Veba, Ürdün halkının büyük bir kısmını yok etmişti.542, durante la quale il popolo della provincia soffrì molto.
Daha sonra Mussert, Alman işgaline karşı yerli halkın direnişini önlemeye çalıştı.Successivamente, Mussert si adoperò a contrastare la possibile resistenza interna ad una invasione tedesca.
Halkın büyük çoğunluğu Hıristiyandır.La maggioranza della popolazione è cristiana.
Senin halkın benim halkım, senin Tanrın benim Tanrım olacak.In mezzo a loro sarebbe stata la dimora di Dio, «io sarò il loro Dio ed essi saranno il mio popolo.
1986 yılında Sovyet Birliği'nin "Halkın sanatçısı" seçilmiştir.Nel 1986 è stato nominato Artista del popolo dell'Unione Sovietica.
Halkın %80'i köylerde yaşıyordu.L'80% della popolazione dello stato viveva in zone rurali.
Köy halkının %99'luk kısmı okuma-yazma bilmektedir.Il 94% della popolazione adulta è alfabetizzata.
Türkiye'nin ise henüz bir büyükelçisi olmaması iki soydaş halkın bağlantısında güçlükler çıkarmaktadır.Non è un caso che la Russia vi abbia aperto persino un consolato.
Entelektüelliğin hiçbir zaman fazla değeri olmayacak Halkın toplu yargısına göre.In nessun caso però la saggezza può essere valutata in termini di consenso popolare.
Pakistan'da devlet dini olan İslam, Pakistan halkının yaklaşık %96'sının inancıdır.L'Islam, dal canto suo, è la religione di oltre il 98% della popolazione del Punjab in Pakistan.
Halkın buradaki yerleşik tarihi yaklaşık 150 yıldır.La città moderna risale a circa 150 anni fa.
Kuzey İrlanda halkının yaklaşık % 100'ü tarafından günlük yaşamda kullanılmaktadır.Nel Nord America, il 90% degli adulti consuma caffeina giornalmente.
Alternatif isim olan Dauriya, Daur halkının kökeninden türetilmiştir.Il nome alternativo della regione, Dauria, deriva dal popolo dei Daur.
Ama tüm halk ozanlarımızın buluştuğu yer, halkın gönlüdür.Tutti gli arrangiamenti dei brani sono in chiave Folk.
Pankartlar asıldı ve bölge halkına kendilerine destek vermeleri için çağrıda bulunuldu.Altre persone erano intrappolate in quello stesso luogo e avevano bisogno del suo aiuto.
7. ve 8. sezonda Rick ve Alexandria halkının yanında Kurtarıcılar'a karşı yapılan mücadelelere katılmışlardır.Nella settima stagione lei e William vivono sotto protezione testimoni.
Halkın sözlü edebiyatının bütün çalışmalarını toplamıştır.Di questi è circondata tutta la sua attività letteraria.
Halkın büyük çoğunluğunu Kosova'dan göç eden Arnavutlar oluşturur.In estate la spiaggia si popola di molti albanesi provenienti dal Kosovo.
Halkın isteklerinin hiçbir önemi yoktur.La dimensione della folla non importa.
Halkın çoğunluğu Ortodoks mezhebine bağlıdır.La maggior parte della popolazione è ortodossa.
Belde halkının çoğu tarım işçisi olarak başka yerlere mevsimlik olarak gitmektedir.La maggior parte dei membri della tribù vive altrove per trovare lavoro.
Böylece Halkın Haçlı Seferi sona erdirildi.Lascio ai popoli il Crocifisso.
Halkın, radyasyonla çalışanların ve çevrenin radyasyondan korunmasını sağlamak.Il suo scopo è quello di proteggere le persone e l'ambiente dai pericoli delle radiazioni.
Ağır vergiler halkın toprakları işlemesini de olumsuz etkiliyordu.Il cattivo utilizzo dei capitali ebbe inevitabili ripercussioni in tutto il paese.
Kuşatma sırasında ordu dışındaki nüfusun şehirden çıkartılması da muhtemelen şehir halkının zoruna gitmişti.Per essere cacciato dalla città, il capro espiatorio doveva essere già stato dentro la città.
Ne var ki bu durum halkının gözünde bu bir kaçıştı.Questa era un’onta agli occhi dei suoi famigliari.
Bugün onlar Arap halkının savaşa hazır olduğunu bilecek.Politicamente oggi gli arabi si riuniscono nella Lega Araba.
Etnik olarak halkın %85'i Avrupa kökenlidir.Complessivamente, l'85% degli immigrati proviene dall'Europa.
Belde halkının %99 bu işle geçimini sağlar.Il 39% della popolazione la parla correttamente.
Halkın geneli eğitime çok önem vermektedir.Si preoccupa molto del giudizio delle persone.
Köy halkından soy adı üner olanlar bingöl-kiği den bir kısmınında çüngüşten göç etmiştir.Fra essi si distinguono gli abitanti della città di Firmum Picenum (ora Fermo).
Doğrudan demokrasi ya da saf demokrasi, halkın doğrudan yönetime katıldıkları demokrasi türüdür.Una democrazia che permette la partecipazione solo di una classe, quella favorevole al governo.
Halkını perişan ettiler ve toprakları hiç varolmamışa döndü.La città venne rasa al suolo e non fu mai più abitata.
Düğün sahibi cuma akşamı köy halkına yemek verir.Così invita i due fidanzati alla cena del venerdì.
Vodvil Fransızca da 'halkın sesi' olarak da bilinir.Ma per la coproduzione francese è indispensabile avere anche un nome francese fra gli autori.»
2006 nüfus sayımına göre halkın %55,6'sı kendisini Hristiyan olarak tanımlamaktadır.Il 53,6% della popolazione dello Stato si definisce cristiana.
Halkın katılımı ile gerçekleştiği için "halk tabanlı bilimsel araştırma" olarak da adlandırılır.La citizen science è talvolta chiamata "partecipazione del pubblico nella ricerca scientifica".
Çok ağır ve karmaşık bilim dili, halkın diline yakın bir duruma indirgenir.La loro forma stretta ed allungata ricorda la lingua di un gatto.
1 Şubat - Ayasofya müze olarak halkın ziyaretine açıldı.Sabato prossimo in programma l'inaugurazione del percorso museale.
Halkın istek ve şikayetlerini sultana iletir, halka sonuçlar hakkında bilgi verirler.L'INSEE organizza ed esegue i censimenti della popolazione e pubblica i dati della popolazione in Francia.
Özellikle bu olay halkın FBI'a güvenini ve desteğini oldukça arttırmıştır.Questo atto gli diede un'enorme popolarità e supporto del popolo.
Yaşanan karmaşa, halkın hoşnutsuzluğuna ve itirazlarına yol açtı.Il malcontento prodotto da quest'ultima condizione causò dei problemi e rivolte tra la popolazione.
Şehri yakıp yıktı ve şehir halkını katliama uğrattı.La città fu saccheggiata e la popolazione fuggì.
Egemenlik ise Japon halkına ait olup güç Başbakan ve Diet'in diğer seçilmiş üyeleri tarafından esas tutulur.Il potere è principalmente detenuto dal primo ministro e dagli altri membri eletti nella Dieta.
Dili halkın diline yakındır.Il linguaggio paradigma della comunità a-venire.
Bölge halkının gündelik hayatına dair ilgi göstermesi yöre halkı tarafından sevilmesine yol açacaktır.Questa volta la sua omologazione alla vita del Villaggio viene forzata attraverso una storia d'amore.
Mahallede yapılan tarım işletmeleri köy ve ilçe halkına iş imkânı sağlamaktadır.La facile raggiungibilità del quartiere rappresenta un plus per aziende e pubblico.
Bu durum halkın devlete katılımını olanaksız hale getirdi.Questo ha portato alla incertezza sul ruolo del Consiglio.
Bu sayede halkın güvenini kazandılar.Ha abusato della fiducia della gente.
Dileklerimiz ve dualarımız tüm Japonya halkının yanında.Tutte le nostre preghiere e i nostri pensieri sono con tutte le vittime e con le loro famiglie.
Atinalılar sağ kalan tüm kent halkını köle olarak aldılar.Gli Ateniesi quindi presero la città e ridussero in schiavitù la popolazione rimanente.
Bundan dolayı bu üç yerleşimdeki halkın geniş bir akrabalık bağları da mevcuttur.Proprio per questo nel territorio trovano spazio una trentina di associazioni .
Halkın 40% Özbekler oluşturmaktadır.Il principe possiede il 40% delle azioni.
Fakat babası Venedik halkının geleneksel olarak kalıtsal düklük sisteminden nefret ettiğini de bilmekteydi.Bisogna notare che Brandt stesso era stato sempre un fiero oppositore del regime nazista.
Nakarat: Ve tek bir gece birleştirdi bütün bir halkın hikayesini.Un'ora di live che unisce una volta ancora tutto il popolo nomade.
Köy halkının en önemli geçim kaynağı seracılıktır.Il prezzo più caro lo pagano però le popolazioni locali.
Ayrıca halkın büyük bir kısmı da sosyalist sendikalara üye oldu.Inoltre, la grande maggioranza dei membri delle commissioni proviene da ambienti militari.
Köy halkının en önemli geliri fındıktır.Come risultato la città ha il più alto livello di reddito.
İlgili Sayfalar