halkının ile cümle
halkının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Karena mereka menganggap ini berlawanan dengan kepentingan keamanan dari rakyat Inggris.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.왜냐구요? 그들은 이러한 기소가 대영제국의 국가 안보와 상반된다고 생각했기 때문입니다.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Miért? Azért mert ezt ellentétesnek érzik a brit állampolgárok biztonsági érdekeivel.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Parce qu'ils considèrent ceci comme allant contre l'intérêt de la sécurité des habitants du Royaume-Uni.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Pentru că ei consideră aceasta a fi împotriva intereselor securității oamenilor din Marea Britanie.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Perché? Perché credono che possa andare contro gli interessi di sicurezza dei cittadini britannici.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Porque ellos consideran esto contrario al interés de seguridad de la gente de la Gran Bretaña.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Proč? Protože by považovali že je v rozporu s bezpečnostními zájmy Velké Británie.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Tại sao ư? Bởi vị họ cho rằng nó đi ngược lại quyền lợi an toàn của người dân Anh.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Waarom? Omdat ze dit beschouwen als tegengesteld aan het veiligheidsbelang van de Britse bevolking.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Warum? Weil sie es betrachten als dem Sicherheitsinteresse des Volkes von Großbritannien widersprechend.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Γιατι; Επειδή την κρίνουν ως αντίθετη προς το συμφέρον της ασφάλειας των ανθρώπων της Μεγάλης Βρετανίας.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Защо? Понеже те смятат, че това е противоречащо на интересите за сигурността на населението на Великобритания.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.Почему? Потому что они считают, что это, наоборот, в интересах безопасности Великобритании.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.מדוע? מפני שבעיניהם זה נוגד את האינטרס הבטחוני של העם הבריטי.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.لماذا؟ لأنهم إعتبروا ذلك ليس في مصلحة الأمن العام لشعب بريطانيا العظمى.
Çünkü bunun, Büyük Britanya halkının güvenlik çıkarlarıyla ters düştüğünü düşünüyorlar.訴追は 英国民の安全を 脅かすとみなされたのです 民間団体は追及を続けています
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Da sagde jeg: Hør dog, I Jakobs Høvdinger, I Dommere af Israels Hus!. Kan Kendskab til Ret ej ventes af eder,
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Dengarlah, hai kamu penguasa-penguasa Israel! Seharusnya kamu tahu apa yang adil
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?In rekel sem: Čujte, prosim, glave Jakobove in knezi hiše Izraelove! Ni li vam dolžnost, da znate pravico?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Ja minä sanoin: Kuulkaa, Jaakobin päämiehet ja Israelin heimon ruhtinaat! Eikö teidän tulisi tuntea oikeus,
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Je dis: Écoutez, chefs de Jacob, Et princes de la maison d`Israël! N`est-ce pas à vous à connaître la justice?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?내가 또 이르노니 야곱의 두령들과 이스라엘 족속의 치리자들아 청컨대 들으라 공의는 너희의 알 것이 아니냐
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Luister, leiders van Israël. U zou het verschil tussen recht en onrecht moeten kennen.
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Og jeg sa: Hør, I Jakobs høvdinger og I dommere for Israels hus! Er det ikke eders sak å vite hvad rett er?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?И сказал я: слушайте, главы Иакова и князья дома Израилева: не вам ли должно знать правду?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?ואמר שמעו נא ראשי יעקב וקציני בית ישראל הלוא לכם לדעת את המשפט׃
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?وقلت اسمعوا يا رؤساء يعقوب وقضاة بيت اسرائيل. أليس لكم ان تعرفوا الحق.
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?我 說 、 雅 各 的 首 領 、 以 色 列 家 的 官 長 阿 、 你 們 要 聽 。 你 們 不 當 知 道 公 平 麼
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?我說 、 雅各 的 首領 、 以色列 家 的 官長阿 、 你 們要聽 。 你 們 不 當 知道 公平 麼
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A drugo soboto se je skoro vse mesto zbralo, da bi slišali besedo Božjo.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A következõ szombaton aztán majdnem az egész város egybegyûle az Isten ígéjének hallgatására,
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Am folgenden Sabbat aber kam zusammen fast die ganze Stadt, das Wort Gottes zu hören.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A nasledujúcu sobotu sa shromaždilo skoro celé mesto počuť slovo Božie.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A w drugi sabat niemal wszystko miasto się zgromadziło na słuchanie słowa Bożego.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.De volgende sabbat liep bijna de hele stad te hoop om te horen wat er over Jezus Christus zou worden gezegd.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.El sábado siguiente se reunió casi toda la ciudad para oír la palabra de Dios
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Följande sabbat kom nästan hela staden tillsammans för att höra Guds ord.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Il sabato seguente quasi tutta la città si radunò per ascoltare la parola di Dio
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.În Sabatul viitor, aproape toată cetatea s'a adunat ca să audă Cuvîntul lui Dumnezeu.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.그 다음 안식일에는 온 성이 거의 다 하나님 말씀을 듣고자 하여 모이니
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Le sabbat suivant, presque toute la ville se rassembla pour entendre la parole de Dieu.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Men på den følgende Sabbat forsamledes næsten hele Byen for at høre Guds Ord.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Ngày Sa-bát sau, gần hết cả thành đều nhóm lại để nghe đạo Chúa.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Ngày_Sa - bát sau , gần hết cả thành đều nhóm lại để nghe đạo Chúa .
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.No sábado seguinte reuniu-se quase toda a cidade para ouvir a palavra de Deus.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Pada hari Sabat berikutnya, hampir semua orang di kota itu datang mendengar perkataan Tuhan
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.På den næste sabbat samlet da næsten hele byen sig for å høre Herrens ord.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Seuraavana sapattina kokoontui lähes koko kaupunki kuulemaan Jumalan sanaa.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.V druhou pak sobotu téměř všecko město sešlo se k slyšení slova Božího.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.το δε ερχομενον σαββατον σχεδον ολη η πολις συνηχθη δια να ακουσωσι τον λογον του Θεου.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.А другої суботи мало не ввесь город зібрав ся слухати слово Боже.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.А юдеите като видяха множествата, изпълниха се със завист, опровергаваха това, което говореше Павел, и хулеха.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.В следующую субботу почти весь город собрался слушать слово Божие.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.ובשבת השנית נקהלה כמעט כל העיר לשמע את דבר יהוה׃
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.وفي السبت التالي اجتمعت كل المدينة تقريبا لتسمع كلمة الله.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.到 下 安 息 日 、 合 城 的 人 、 幾 乎 都 來 聚 集 、 要 聽 神 的 道
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.到下 安息日 、 合城 的 人 、 幾乎 都 來 聚集 、 要 聽神 的 道
Ev halkının işlerini yönetir, Tembellik nedir bilmez.Considera la marcha de su casa y no come pan de ociosidad
Ev halkının işlerini yönetir, Tembellik nedir bilmez.Dogląda rządu w domu swym, a chleba próżnując nie je.