halkım ile cümle

halkım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››8:19 und will eine Erlösung setzen zwischen meinem und deinem Volk; morgen soll das Zeichen geschehen.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Aku akan membuat perbedaan antara umat-Ku dengan rakyatmu. Keajaiban itu akan terjadi besok.'
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Assim farei distinção entre o meu povo e o teu povo; amanhã se fará este milagre.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››A učiním rozdiel medzi svojím ľudom a medzi tvojím ľudom. Zajtra bude toto znamenie.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››A vysvobozením rozdíl učiním mezi lidem svým a lidem tvým. Zítra bude znamení toto.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Drogę trzech dni pójdziemy na puszczą, i ofiarować będziemy Panu Bogu naszemu, jako nam rozkaże.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››És különbséget tészek az én népem között és a te néped között. Holnap lészen e jelenség.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››For jeg vil frelse mitt folk og gjøre forskjell på mitt folk og ditt folk; imorgen skal dette tegn skje.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››In postavim znamenje rešitve med svojim ljudstvom in ljudstvom tvojim. Jutri se zgodi to znamenje.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››내가 내 백성과 네 백성 사이에 구별을 두리니 내일 이 표징이 있으리라 하셨다 하라 하시고
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Näin minä panen pelastuksen erottamaan oman kansani sinun kansastasi. Huomenna on tämä ihme tapahtuva.`"
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››og jeg vil sætte Skel mellem mit Folk og dit Folk; i Morgen skal dette Tegn ske!"
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Ta sẽ phân biệt dân ta cùng dân ngươi. Ðến mai, dấu lạ nầy tất sẽ có.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Ta sẽ phân_biệt dân ta cùng_dân ngươi . Ðến mai , dấu lạ nầy tất sẽ có .
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Voi face o deosebire între poporul Meu şi poporul tău. Semnul acesta va fi mîne.``
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Yo haré distinción entre mi pueblo y el tuyo. Mañana tendrá lugar esta señal.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››και θελω βαλει διαφοραν μεταξυ του λαου μου και του λαου σου αυριον θελει γεινει το σημειον τουτο.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Аз ще поставя преграда между Своите люде и твоите люде; утре ще стане това знамение.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››Я сделаю разделение между народом Моим и между народом твоим. Завтра будет сие знамение.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››ושמתי פדת בין עמי ובין עמך למחר יהיה האת הזה׃
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››واجعل فرقا بين شعبي وشعبك. غدا تكون هذه الآية.
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››我 要 將 我 的 百 姓 和 你 的 百 姓 分 別 出 來 . 明 天 必 有 這 神 蹟
Kendi halkımla senin halkın arasına fark koyacağım. Yarın bu belirti gerçekleşecek.› ››我 要 將 我 的 百姓 和 你 的 百姓 分 別出來 . 明天 必 有 這 神蹟
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››A budeť na tom místě, kdež řečeno bylo jim: Nejste vy lid můj, tuť nazváni budou synové Boha živého.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››a bude, že na mieste, kde im bolo povedané: Vy nie ste mojím ľudom, že tam budú nazvaní synmi živého Boha.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››E sucederá que no lugar em que lhes foi dito: Vós não sois meu povo; aí serão chamados filhos do Deus vivo.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››et là où on leur disait: Vous n`êtes pas mon peuple! ils seront appelés fils du Dieu vivant.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››너희는 내 백성이 아니라 한 그곳에서 저희가 살아 계신 하나님의 아들이라 부름을 얻으리라 함과 같으니라
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››Şi acolo unde li se zicea: ,Voi nu sînteţi poporul Meu`, vor fi numiţi fii ai Dumnezeului celui viu.``
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››και εν τω τοπω, οπου ερρεθη προς αυτους, δεν εισθε λαος μου, εκει θελουσι καλεσθη υιοι Θεου ζωντος.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››И на том месте, где сказано им: вы не Мой народ, там названы будут сынами Богаживаго.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››І буде на місцї, де сказано їм: не мій ви народ, там назвуть ся синами Бога живого.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››והיה במקום אשר יאמר להם לא עמי אתם יאמר להם בני אל חי׃
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››ويكون في الموضع الذي قيل لهم فيه لستم شعبي انه هناك يدعون ابناء الله الحي.
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››從 前 在 甚 麼 地 方 對 他 們 說 、 你 們 不 是 我 的 子 民 、 將 來 就 在 那 裡 稱 他 們 為 永 生 神 的 兒 子 。
‹‹Kendilerine, ‹Siz halkım değilsiniz› denilen yerde, Yaşayan Tanrının çocukları diye adlandırılacaklar.››從前 在 甚麼 地方 對 他 們說 、 你 們 不 是 我 的 子民 、 將來 就 在 那 裡稱 他 們為 永生 神 的 兒子 。
Keşke başım bir pınar, Gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için Ağlasam gece gündüz!Ak, var mit Hoved Vand, mine Øjne en Tårekilde! Så græd jeg Dag og Nat over mit Folks Datters slagne.
Keşke başım bir pınar, Gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için Ağlasam gece gündüz!어찌하면 내 머리는 물이 되고 내 눈은 눈물 근원이 될꼬 그렇게되면 살륙 당한 딸 내 백성을 위하여 주야로 곡읍하리로다
Keşke başım bir pınar, Gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için Ağlasam gece gündüz!מי יתן ראשי מים ועיני מקור דמעה ואבכה יומם ולילה את חללי בת עמי׃
Keşke başım bir pınar, Gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için Ağlasam gece gündüz!يا ليت راسي ماء وعينيّ ينبوع دموع فابكي نهارا وليلا قتلى بنت شعبي.
Keşke başım bir pınar, Gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için Ağlasam gece gündüz!但 願 我 的 頭 為 水 、 我 的 眼 為 淚 的 泉 源 、 我 好 為 我 百 姓 〔 原 文 作 民 女 七 節 同 〕 中 被 殺 的 人 、 晝 夜 哭 泣
Keşke başım bir pınar, Gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için Ağlasam gece gündüz!但 願 我 的 頭為 水 、 我 的 眼為淚 的 泉源 、 我 好為 我 百姓 〔 原文 作 民女 七節同 〕 中 被 殺 的 人 、 晝夜 哭泣
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!(80:14) О, если бы народ Мой слушал Меня и Израиль ходил Моими путями!
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!(81:14) Oh! si mon peuple m`écoutait, Si Israël marchait dans mes voies!
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Ah, sekiranya umat-Ku mau mendengarkan Aku, sekiranya mereka mau taat kepada-Ku
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Ak, vilde mit Folk dog høre mig, Israel gå mine Veje!
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!A preto som ho pustil, aby robili podľa námyslu svojho srdca, aby chodili podľa svojich rád.
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!A protož pustil jsem je v žádost srdce jejich, i chodili po radách svých.
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Då lät jag dem gå i deras hjärtans hårdhet, det fingo vandra efter sina egna rådslag.
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!내 백성이 나를 청종하며 이스라엘이 내 도 행하기를 원하노라
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!L'ho abbandonato alla durezza del suo cuore, che seguisse il proprio consiglio
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Niin minä annoin heidän mennä pois sydämensä paatumuksessa, he saivat vaeltaa omien neuvojensa mukaan.
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!O! de M'ar asculta poporul Meu, de ar umbla Israel în căile Mele!
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!¡Oh, si mi pueblo me hubiera escuchado; si Israel hubiera andado en mis caminos...
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Ôi ! chớ_chi dân ta khứng nghe ta ! Chớ_chi Y-sơ-ra-ên chịu đi trong đường_lối ta !
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Ôi! chớ chi dân ta khứng nghe ta! Chớ chi Y-sơ-ra-ên chịu đi trong đường lối ta!
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!O, ko bi me bilo poslušalo ljudstvo moje, ko bi bil Izrael hodil po mojih potih!
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Ott hagytam azért õt szívöknek keménységében, hogy járjanak a magok tanácsa szerint.
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Oxalá me escutasse o meu povo! oxalá Israel andasse nos meus caminhos!
Keşke halkım beni dinleseydi, İsrail yollarımda yürüseydi!Przetoż puściłem ich za żądzami serca ich, i chodzili za radami swemi.
İlgili Sayfalar