halkım ile cümle
halkım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Come polvere al vento li ho dispersi, calpestati come fango delle strade
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Du friede mig af Folkekampe, du satte mig til Folkeslags Høvding; nu tjener mig ukendte Folk;
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.És apróra törtem õket, a milyen a szél elé való por, és megtapodtam õket mint utcza sarát.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Ik heb hen vernietigd tot er niets van over was. Zij waren niet meer terug te vinden.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.I potarłem ich, jako proch od wiatru; jako błoto na ulicach podeptałem ich.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.I potřel jsem je jako prach u povětří, jako bláto na ulicích rozšlapal jsem je.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.주께서 나를 백성의 다툼에서 건지시고 열방의 으뜸을 삼으셨으니 내가 알지 못하는 백성이 나를 섬기리이다
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Livras-me das contendas do povo, e me fazes cabeça das nações; um povo que eu não conhecia se me sujeita.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Minä survon heidät tomuksi tuuleen, viskaan heidät niinkuin loan kadulle.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Och jag stötte dem sönder till stoft för vinden, jag kastade ut dem såsom orenlighet på gatan.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Og jeg knuser dem som støv for vinden, jeg tømmer dem ut som søle på gatene.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Otel si me iz prepirov ljudstva in postavil narodom za glavo; ljudstvo, ki ga nisem poznal, mi je služilo.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.Rozdrtil som ich tak, že boli jako prach pred vetrom; vykydol som ich ako blato ulice.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.תפלטני מריבי עם תשימני לראש גוים עם לא ידעתי יעבדוני׃
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.تنقذني من مخاصمات الشعب. تجعلني راسا للامم. شعب لم اعرفه يتعبد لي.
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.你 救 我 脫 離 百 姓 的 爭 競 、 立 我 作 列 國 的 元 首 . 我 素 不 認 識 的 民 必 事 奉 我
Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın, Ulusların önderi yaptın, Tanımadığım halklar bana kulluk ediyor.你 救我 脫離 百姓 的 爭競 、 立 我 作 列國 的 元首 . 我 素 不 認識 的 民必 事 奉 我
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.내 백성의 부녀들을 너희가 그 즐거운 집에서 쫓아내고 그 어린 자녀에게서 나의 영광을 영영히 빼앗는도다
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Manželky lidu mého vyháníte z domu rozkoší jejich, od dítek jejich odjímáte slávu mou na věky.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Mit Folks Kvinder driver l ud af det Hjem, de holdt af, I tager for evigt min Ære fra deres Børn:
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Népem asszonyait kiûzitek boldogságuk házából; kisdedeiktõl örökre elveszitek az én dicsõségemet.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.U verdrijft de weduwen uit hun huis en ontneemt de wezen elk recht dat hun door God gegeven is.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Vyháňate ženy môjho ľudu, každú z domu jej rozkoší; s jej malých detí beriete moju slávu na veky.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Žene ljudstva mojega podite iz hiš njih veselja, njih otročičem kradete moj kras za vselej.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Żony ludu mego wyganiacie z domu rozkoszy ich, od dziatek ich ustawicznie odejmujecie sławę moję.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Жените на людете Ми изтласквате от приятните им къщи; От чадата им отнемате завинаги славата Ми.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Жен народа Моего вы изгоняете из приятных домов их; у детей их вы навсегда отнимаете украшение Мое.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.נשי עמי תגרשון מבית תענגיה מעל עלליה תקחו הדרי לעולם׃
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.تطردون نساء شعبي من بيت تنعّمهنّ تاخذون عن اطفالهنّ زينتي الى الابد
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.你 們 將 我 民 中 的 婦 人 、 從 安 樂 家 中 趕 出 、 又 將 我 的 榮 耀 從 他 們 的 小 孩 子 盡 行 奪 去
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.你 們將 我 民 中 的 婦人 、 從安樂家 中 趕出 、 又 將 我 的 榮耀從 他 們 的 小孩子 盡行 奪去
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.A dám milost lidu tomuto před očima Egyptských. I stane se, že když půjdete, neodejdete prázdní.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.A dám tomuto ľudu milosť v očiach Egypťanov, a bude, keď pojdete, nepojdete prázdni.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.E eu darei graça a este povo aos olhos dos egípcios; e acontecerá que, quando sairdes, não saireis vazios.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.És kedvessé tészem e népet az Égyiptombeliek elõtt, és lészen, hogy mikor kimentek, nem mentek üresen.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Ja minä annan tämän kansan päästä egyptiläisten suosioon, niin että te lähtiessänne ette lähde tyhjin käsin.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.내가 애굽 사람으로 이 백성에게 은혜를 입히게 할지라 너희가 갈 때에 빈 손으로 가지 아니하리니
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Og jeg vil la dette folk finne yndest hos egypterne, så I, når I drar ut, ikke skal dra tomhendt bort;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Und ich will diesem Volk Gnade geben vor den Ägyptern, daß, wenn ihr auszieht, ihr nicht leer auszieht;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.И дам народу сему милость в глазах Египтян; и когда пойдете, топойдете не с пустыми руками:
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.И ще дам на тия люде благоволението на египтяните, та, когато тръгнете, няма да отидете празни;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.ונתתי את חן העם הזה בעיני מצרים והיה כי תלכון לא תלכו ריקם׃
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.واعطي نعمة لهذا الشعب في عيون المصريين. فيكون حينما تمضون انكم لا تمضون فارغين.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.我 必 叫 你 們 在 埃 及 人 眼 前 蒙 恩 、 你 們 去 的 時 候 、 就 不 至 於 空 手 而 去
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.我 必 叫 你 們 在 埃及人 眼前 蒙恩 、 你 們去 的 時候 、 就 不 至於 空手 而去
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Am ajuns de rîsul poporului meu, şi toată ziua sînt pus în cîntece de batjocură de ei.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Egész népemnek csúfjává lettem, és gúnydalukká napestig.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Fui feito um objeto de escárnio para todo o meu povo, e a sua canção o dia todo.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Fui objeto de burla para todo mi pueblo; todo el día he sido su canción
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.hvert Folk lo mig ud og smæded mig Dagen lang,
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Ich bin ein Spott allem meinem Volk und täglich ihr Liedlein.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Jag blev ett åtlöje för hela mitt folk en visa för dem hela dagen.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Jeg er blitt til latter for alt mitt folk, til en spottesang for dem hele dagen.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Jestem pośmiewiskiem ze wszystkim ludem moim, pieśnią ich przez cały dzień.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Je suis pour tout mon peuple un objet de raillerie, Chaque jour l`objet de leurs chansons.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Jsem v posměchu se vším lidem svým, a písničkou jejich přes celý den.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.나는 내 모든 백성에게 조롱거리 곧 종일토록 그들의 노랫거리가 되었도다
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Mijn eigen landgenoten lachen mij uit; de hele dag door zingen zij hun spotliedjes.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Minä olen joutunut koko kansani nauruksi, heidän jokapäiväiseksi pilkkalauluksensa.
Halkımın önünde gülünç düştüm, Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.Sepanjang hari aku ditertawakan semua orang, dan dijadikan bahan sindiran
İlgili Sayfalar