Dünya’dan göründüğü haliyle bir bulutun rengi, bulutun içinde neler olup bittiğiyle ilgili bilgi verir.Цветът на даден облак, гледан от земята, дава информация за много от процесите, протичащи в него.
Unvan kelimesi, bir şahsın işi, mesleği veya toplum içindeki hâliyle ilgili olarak kullanılan isim demektir.Задължително трябва да съдържа личното или фамилното име, с което лицето е известно в обществото.
Bu, haliyle şiirlerine de yansıdı.Това се отразява и в поезията му.
Kişisel tercihi olarak Oz, insan hâliyle kalmayı tercih eder.Като богат той предпочита да пътува из Европа.
Bu haliyle tüm Avrupalı güçlerin ilgisini çekiyordu.Изхода от нея ще определят европейските сили.
Mezarında normal haliyle birebir yapılmış bir heykeli bulunmaktadır.Над него обикновено се поставя надгробен паметник.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.В тази си поза представлява интересна гледка.
Richard, haliyle bu duruma çok öfkelendi.Kirk je navodno neko vrijeme bio bijesan zbog toga.
Burada üretilen filmler de haliyle Fransızcaydı.Filmovi na drugim jezicima se u Francuskoj po pravilu sinhroniziraju na francuski jezik.
Ve yaralı haliyle sahneye çıkar.Kako prikazati ljudske rane na sceni.
Bu haliyle bulunduğu mekanın tümünü kaplamaktadır.Kakvo mjesto i što sve podrazumijeva ta tvrdnja.
Tam kurumuş haliyle yayın uçları birbirine değecek kadar hedef yönüne (sırt tarafına) büküktür.Vijčani spojevi se mogu općenito razvrstati u sljedeće skupine: Nosivi vijčani spojevi.
Bu haliyle Edmonton, Calgary'nin ardından Alberta'nın en büyük kentidir.Edmonton je po Calgary druhé najväčšie mesto v Alberte.
Saray, bugünkü hâliyle çeşitli Fransız krallarının eseridir.Je to bývalá rezidencia niekoľkých francúzskych kráľov.
Saf haliyle tamamen esnektir (özellikle oksijensiz ortamda).Je aj veľmi citlivá na znečistené ovzdušie (predovšetkým oxidmi síry).
Güney Afrika Cumhuriyeti 1996 anayasasında belirlendiği haliyle üç idari düzeye ayrılmış konumdadır.Štátna moc je podľa Ústavy Panamskej republiky rozdelená na tri zložky.
Betonarme plak şeklindedir, bu haliyle tabye döşemesine benzetilebilir.Táto štruktúra pripomínajúca škrupinu je pravdepodobne jej disk.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Preto sa v rámci jednoty tohto kontextu môže hovoriť rovnako o "slavení" ako aj o "prijímaní".
Sukabakları, doğal haliyle bile dekoratif bir yapıya sahiptir.Ide o chránený prírodný výtvor plniaci dekoratívnu funkciu.
Mayıs ayında ise GQ adlı dergide Marilyn Monroe’ya benzetilmiş haliyle poz verdi.V marci si herečka aj úradne zmenila meno na Marilyn Monroe.
Daha tipik haliyle nükleer atık nükleer patlama tarafından radyoaktif kirlenmenin yayılmasıdır.Manj značilne so jedrske padavine, ki so distribucija radioaktivne kontaminacije zaradi jedrske eksplozije.
Mezarında normal haliyle birebir yapılmış bir heykeli bulunmaktadır.Na njeni grobnici se nahaja kip naravne velikosti.
Suat Sayın'ın yazdığı sözlerin özgün haliyle benzerliği yoktur.Sam avtor sistema namreč o materializaciji nima prav visokega mnenja.
Kitabı, okuyucularına jest olarak on iki bölümlük haliyle websitesine koydu.Zato je v svojo knjigo kot dvanajsto poglavje dodal razširjeno besedilo Protokolov.
Tamamlanmış olan "Tennis the Menace" ise bitmiş haliyle yayımlandı.Jau užbaigtas „Tenisas yra grėsmė“ (Tennis the Menace) buvo transliuojamas toks, koks padarytas anksčiau.
Saf haliyle tamamen esnektir (özellikle oksijensiz ortamda).Grynas Titanas yra gana kalus (ypač aplinkoje be deguonies).
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.Pilnai išsiskleidę jie suteikia nepakartojamą vaizdą.
Haliyle gümrük görevlileri de Thomas'ın peşindedir.Sarja toimetaja oli Thomas Sebeok.
Alaşımsız haliyle %45 daha hafif olmasına rağmen bazı çelikler kadar dayanıklıdır.Puhtal kujul on ta sama tugev kui mõned terase sulamid, kuid 45% kergem.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Seegi meelitab turiste kohale.
Mezarında normal haliyle birebir yapılmış bir heykeli bulunmaktadır.Eestis on ta üldlevinud tavaline haudelind.
6'ya bölünme kuralını en basit haliyle 2'ye ve 3'e bölünme olarak düşünebiliriz. -Bei der sechs kannst du prüfen, ob die Zahl durch 2 und 3 teilbar ist.
Adım adım büyürler. Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Crescono sempre più, poi escono dall'acqua, escono dal bozzolo, nella forma adulta.
Adım adım büyürler. Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Ne kasvavat vaihe vaiheelta ja lopulta nousevat vedestä, puhjeten ulos aikuisina, jotka näemme.
Adım adım büyürler. Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Ważki rosną stadiami, a z wody wychodzą jako formy dorosłe.
Adım adım büyürler. Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Они растут шаг за шагом, выползают из воды и превращаются во взрослую стрекозу.
Ama bu problemin orijinal haliyle çözersek bu eşkenar üçgenin yarısını kullanacağız.Da vi startede med den her opgave brugte vi dog kun det halve af den her ligesidede trekant.
Ama bu problemin orijinal haliyle çözersek bu eşkenar üçgenin yarısını kullanacağız.아무튼 이 문제를 처음 풀기 시작했을 때 이 삼각형의 절반만 가지고 시작했었죠
Ama bu problemin orijinal haliyle çözersek bu eşkenar üçgenin yarısını kullanacağız.Ma, hm. Ma all'inizio del problema abbiamo usato solo meta' di questo triangolo equilatero.
Ama bu problemin orijinal haliyle çözersek bu eşkenar üçgenin yarısını kullanacağız.Mas, hum. Quando originalemente fizemos este problema só usamos a metade deste triângulo equilátero.
Ama bu problemin orijinal haliyle çözersek bu eşkenar üçgenin yarısını kullanacağız.Обаче... Когато първоначално решавахме задачата, използвахме половината на този равностранен триъгълник.
Ama bu problemin orijinal haliyle çözersek bu eşkenar üçgenin yarısını kullanacağız.У него все углы будут одинаковы, и все стороны будут равны.
Ama burada mutlak değer var. O nedenle, bu hâliyle sadeleştirme yapamayız.Ale tutaj jest wartość bezwzględna , więc nie możemy od razu dojść do rozwiązania.
Ama burada mutlak değer var. O nedenle, bu hâliyle sadeleştirme yapamayız.Ma qui abbiamo un valore assoluto, quindi non possiamo manipolarlo direttamente.
Ama burada mutlak değer var. O nedenle, bu hâliyle sadeleştirme yapamayız.Men det här har ett absolutvärde, så du kan inte bara ändra som man vill.
Ama burada mutlak değer var. O nedenle, bu hâliyle sadeleştirme yapamayız.Pero esto tiene un valor absoluto, asi que no podes manipularlo de manera directa.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Ale większość ludzi woli zostawiać wyniki z pi w wyrażeniu.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Det er dog oftere lettere at skrive det som pi.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .För det mesta skriver man med pi-symboeln
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Maar meestal komt men er achter dat het makkelijker is om het als term van pi te laten staan.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Ma la maggior parte della gente capisce tipo lascia le cose in termini di p greco.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Mas na maior parte do tempo as pessoas percebem que preferem deixar os números com o pi.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Pero la mayoria de las veces la gente descubre que les gusta dejar las cosas en terminos de pi.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .pi のまま書き残す場合がよくあります。 とにかく、ここでも残しておきます。
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Väčšina ľudí ho ale uprednostnuje ako Pi. Bez číslic.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Většina lidí ale upřednostňuje psát výsledky se symbolem pí.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .하지만 거의 대부분의 사람들은 π로 놔두는 것이 좋다는 걸 깨닫게 됩니다
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Але здебільшого зручніше залишити запис із Пі.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .Ладно, на этом я заканчиваю. А в следующем видео мы с вами обсудим площадь круга.
Ama çoğunlukla herkes pi haliyle bırakıyor. .אבל לרוב אנשים מעדיפים פשוט להשאיר את זה במושגים של פי.