Ana içeriğe geç
Sözlük

haliyle ile cümle

haliyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Richard, haliyle bu duruma çok öfkelendi.Ο Αλεξέι είναι στενοχωρημένος με αυτήν την κατάσταση.
Bugünkü haliyle bildiğimiz teori Politzer, Gross ve Wilczek tarafından 1975 yılında formüle edilmiştir.Teorien som vi kender den i dag blev formuleret af Polizter, Gross og Wilzcek i 1975.
Tamamlanmış olan "Tennis the Menace" ise bitmiş haliyle yayımlandı."Tennis the Menace", der allerede var færdiggjort, blev sendt i denne udgave.
Şu haliyle İran'ın 30 eyaletini kapsar.Iran er inddelt i 30 provinser.
Kitabı, okuyucularına jest olarak on iki bölümlük haliyle websitesine koydu.Forlaget omtaler dog kun 12 bind på sin hjemmeside.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.Umiddelbart lyder det som det perfekte liv.
O zamana kadar İzel hep kırılgan ve melankolik haliyle tanınmıştır.Efter faldet blev han dog beskrevet som streng og melankolsk.
İlk haliyle ahşap ağırlıklı mimariye sahipti.Oprindeligt havde langhuset et fladt bjælkeloft.
Daha tipik haliyle nükleer atık nükleer patlama tarafından radyoaktif kirlenmenin yayılmasıdır.Det er ikke alle typer kernevåben, der skaber radioaktivt nedfald ved sprængning.
Mevcut anayasada bu durum haliyle değişmiştir.Disse ændringer resulterede i det nuværende udseende.
Bu haliyle Selçuklu türbelerini andırmaktadır.Deres fordøjelse minder således om drøvtyggernes.
Bu haliyle höyük, neredeyse yarı yarıya taştan oluşmuş görünümündedir.Er egentlig defineret ved at være et ½ punkt bred.
Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı.Han overførte sin formue til sin hustru og begyndte at leve som en fattig bonde.
Bu haliyle, yaşama hizmet eden korku, yaşama karşı olan fobiye dönüşür.En film om dødsangst, der bliver til livsangst.
Dünya’dan göründüğü haliyle bir bulutun rengi, bulutun içinde neler olup bittiğiyle ilgili bilgi verir.Fargen på en sky kan si mye om hva som foregår inne i skyen.
Bu hâliyle hattın toplam uzunluğu 62 kilometreydi.Dermed var den totale linjelengden på 48 kilometer.
Latincede bir adın vokatif hâli, yalın hâliyle aynıdır.Det engelske navnet er latin og er satt sammen på samme måte.
Barry Callebaut mevcut haliyle Klaus Johann Jacobs tarafından yaratılmıştır.Det ble opprettet i sin nåværende form av Klaus Johann Jacobs.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.Dette er åpenbart en fantastisk redegjørelse.
Bunun için de haliyle ana yolların dışındaki tali yollar kullanılacaktır.Dermed unngås gjennomfartstrafikk i øvre del av veien.
Bugünkü haliyle açılması 21 Mayıs 1989 yılında olmuştur.Ordinasjonen fant sted 21. mai 1989.
Evrim teorisi şu andaki haliyle biyolojinin hemen hemen tüm alanlarını etkiler.Teori evolusi dalam bentuknya yang sekarang mempengaruhi hampir semua bidang biologi.
Kuzey Amerika'da The Fame Monster albümü, sekiz şarkılık haliyle 23 Kasım 2009'da satışa sunuldu.Di Amerika Utara, The Fame Monster dirilis sebagai album dengan delapan lagu pada 23 November, 2009.
Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer.Kahendakmu djadilah seperti di dalam sawrga demikijenlah di atas bumi!
Bu haliyle şeytan maskarası ve insanları çarpan cin olarak değerlendirilir.Lalu, patung-patung dipandang sebagai setan yang menjelma dan harus dihancurkan.
Şimdiki haliyle Anfield Stadı 45.000 kapasiteli olup UEFA 4-yıldızlı stad olarak kabul edilmiştir.Stadion ini memiliki kapasitas 54.851 dan diberikan rating 5 bintang oleh UEFA pada 2003.
Dünya’dan göründüğü haliyle bir bulutun rengi, bulutun içinde neler olup bittiğiyle ilgili bilgi verir.Màu sắc của mây cho ta biết nhiều về những gì đang diễn ra trong mây.
Bugünkü haliyle bildiğimiz teori Politzer, Gross ve Wilczek tarafından 1975 yılında formüle edilmiştir.Lý thuyết này do Politzer, Gross và Wilzcek đưa ra vào năm 1975.
Yeni İskoçya 1784 yılında günümüzdeki haliyle Yeni İskoçya ve New Brunswick olarak ikiye bölündü.Nova Scotia được chia thành Nova Scotia và New Brunswick năm 1784.
Burada üretilen filmler de haliyle Fransızcaydı.Những phim đầu tiên được sản xuất ở Việt Nam là do người Pháp thực hiện.
Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı.Nhiều nông dân bị mất tất cả tài sản của họ và kết thúc như người ăn xin ở các thành phố.
Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer.その地は西吐蕃にあたると思われる(考其地則西吐蕃也)。
22/11/63 (orijinal dilindeki haliyle 11/22/63), Stephen King'in 2011 yılında yayımlanan kitabıdır.『11/22/63』- スティーヴン・キングの2011年出版の小説。
Bunu tamamlanmamış haliyle giydi.だらしない格好をしている。
Ama artık bu kabul edilmelidir ki, bugünkü haliyle Gebiz, Serik’in bir beldesidir.我らの日用の糧〔かて〕を、今日〔きょう〕も与えたまえ。
Grup, bu haliyle 1982 teklisi "Nightmare"/"Hey, War Pig!" adlı şarkılarını yayımladı.ザ・ウェーブズの最初のレコードは1982年のシングル「Nightmare / Hey, War Pig!
Bu haliyle savunmaya elverişli bir konumdadır.これを防衛公平という。
Mevcut haliyle makam 1976 Anayasası ile kurulmuştur.墓石には1976年と刻まれている。
Ama artık bu kabul edilmelidir ki, bugünkü haliyle Gebiz, Serik’in bir beldesidir.耽羅(韓語:탐라),是曾位於今日濟州島的古國名。
En temel haliyle bir bulut odası, aşırı doymuş su veya alkol buharı içeren kapalı bir ortamdır.最簡單的雲室,只是一個密封的環境,裡面充滿過飽和的水蒸氣或酒精。
Haliyle halk hayvancılığa yönelmiştir.他們以畜養牛隻為要的經濟活動。
Dünya’dan göründüğü haliyle bir bulutun rengi, bulutun içinde neler olup bittiğiyle ilgili bilgi verir.當從地球上看雲的顏色,可以告訴我們雲裡面有些甚麼。
Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer.如《大地恩情》的楊大可,《變色龍》的鄺大全等。
Bu haliyle bölgenin orta çapta höyüklerinden biridir.这稍高于该区域的平均水平。
Alaşımsız haliyle %45 daha hafif olmasına rağmen bazı çelikler kadar dayanıklıdır.在非合金的狀態下,鈦的強度跟某些鋼相若,但卻還要輕45%。
Tamamlanmış olan "Tennis the Menace" ise bitmiş haliyle yayımlandı.不过,已经制作完成了的“Tennis the Menace”仍得以在电视网上播放。
Bu haliyle onun düzyazısına ilişkin uygun bir yargı ortaya çıkmadı.迄今還沒有比他更好的方法來決定因果關係。
Daha sonra düzenlenmiş haliyle dünyayı dolaştı.后来本居長世为之谱曲。
Bu haliyle savunmaya elverişli bir konumdadır.换句话说,这是一个自支持的假定。
Logo halen son haliyle kullanılmaktadır.ACL은 다음 뜻으로 사용된다.
Haliyle, Yahudinin sesinin pek duyulmaması gerekir, ancak sesi duyuluyor, her zaman da duyulmuştur.הגיוני שכמעט ולא היה צריך לשמוע אודות היהודי - אבל שומעים ותמיד שמעו עליו.
Mevcut haliyle ödül ligin normal sezon, top 16 turu ve play-off'uda içerir.הפרס מוענק על הצטיינות לאורך העונה הסדירה כולה, כולל שלב הבתים, שלב ה"טופ 16" ומשחקי ההצלבה.
Haliyle daha çok şiirlerine yer verirdi.הייתי מנסה לשים כמה שירים כאילו בפנים.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.כך צריך לעצב תאורה נכונה...
Bu yüzden işlem süreci haliyle uzamaktadır.והמשיב עונה בהתאם.
Burada üretilen filmler de haliyle Fransızcaydı.הכתוביות שהוקרנו היו בצרפתית.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.השוער העיר בפניו שהוא צעיר מאוד.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.Казах и, че някой ден ще срещне някой по-млад.
Haliyle halk hayvancılığa yönelmiştir.А човекът, според него, е произлязъл от животните (рибите).
Alaşımsız haliyle %45 daha hafif olmasına rağmen bazı çelikler kadar dayanıklıdır.В чист вид без примеси титанът има якостта на някои стомани, но е с 45% по-лек от тях.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod