Mevcut hâliyle uydu görüntülerine Google Earth üzerinden ulaşılabilmektedir.La escala actual de la deforestación en Rusia se ve fácilmente con Google Earth.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Nel contesto del De Ceremoniis, tuttavia, può anche essere interpretato semplicemente come "unità" o "nave".
Kuzey Amerika'da The Fame Monster albümü, sekiz şarkılık haliyle 23 Kasım 2009'da satışa sunuldu.In Nord America, The Fame Monster è stato pubblicato come EP di 8 tracce il 23 novembre 2009.
22/11/63 (orijinal dilindeki haliyle 11/22/63), Stephen King'in 2011 yılında yayımlanan kitabıdır.22/11/63 (11/22/63) è un romanzo di fantascienza scritto da Stephen King.
Haliyle istekleri de artar.Devono anche assecondare i suoi desideri.
Bu sürümde haliyle filmin kurgusu da biraz değişmiş ve süresi de 86 dakikaya çıkmıştı.Quando il film uscì in sala la sua durata era di 86 minuti ca.
Bu haliyle kromozom 22, dizi çözümlemesi tamamen yapılan ilk insan kromozomu olmuştur.Il cromosoma 22 fu il primo cromosoma umano ad essere completamente sequenziato.
Yenilenmiş haliyle modern bir görüntüye kavuşmuştur.Quello che si vede oggi è una copia moderna.
Bu haliyle ilçe merkezi ve köyleri uzun bir süre kendi kaderine terk edilmiştir.La regione ed i suoi abitanti furono lasciati in uno stato di semi-abbandono per lungo tempo.
PCR'nin kokusu yoktur ancak doğal haliyle hafif sarı bir ton sergiler.L'addome è grigio pallido, con poche sfumature di ocra.
Bu haliyle askeri bir amaç için tümüyle kullanışsızdır.Attualmente possono essere considerati inutili allo scopo militare.
Sözcük "Arefe" haliyle Türkçede kadın ismi olarak da kullanılır.Nelle lingue europee, Livia è ancora utilizzata come nome femminile.
Bu hâliyle bir oksit metaldir.Stavolta è un mostro verde che si ciba di metallo.
Bütün bu sistemin başında bulunan kişiye de 'Başpiskopos' denir ve bu haliyle 'Papa'ya işaret etmektedir.Tutti gli altri regnanti, come il Papa, "inaugurano" il loro ufficio.
Zira onu bu hâliyle dinlemekten fazlasıyla mutluymuşuz meğer."Надеюсь, мы прошли это прослушивание».
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.В контексте «О церемониях», однако, он также может быть прочитан просто как подразделение или корабль.
Dünya’dan göründüğü haliyle bir bulutun rengi, bulutun içinde neler olup bittiğiyle ilgili bilgi verir.Цвет облака говорит о том, что происходит внутри облака.
En saf haliyle, çikolata likörü açıktır; renklendirme eklenebilir.В чистом виде шоколадный ликёр прозрачен, однако может быть добавлена окраска.
PCR'nin kokusu yoktur ancak doğal haliyle hafif sarı bir ton sergiler.PCR не имеет запаха, но имеет незначительный жёлтый оттенок в его естественном состоянии.
1962’de tam haliyle Oscar Wilde’ın Mektupları adı altında yayımlandı.Впервые полный текст был опубликован в 1962 году в книге «The Letters of Oscar Wilde».
Bu haliyle askeri bir amaç için tümüyle kullanışsızdır.В целом, как военный приказ, он оказался совершенно бесполезен.
Richard, haliyle bu duruma çok öfkelendi.Но тут неожиданно вмешался Ричард.
Şarkı Virgin Tour'da ve Girlie Show Tour'das Everybody Is A Star şarkısıyla remikslenmiş haliyle söylenmiştir.Во время тура The Girlie Show World Tour «Everybody» исполнялась как заключительная песня.
Ve yaralı haliyle sahneye çıkar.Оставил сцену из-за травмы.
İaido modern haliyle müsabık bir spordur.Стина является нетипичным примером современного спортсмена.
Bu, haliyle şiirlerine de yansıdı.Это относится и к его поэзии.
Kent merkezinde nüfus 74.000 kadardır; bu haliyle eyaletin en büyük on üçüncü belediyesidir.В округе проходит обучение 17 000 человек, таким образом он является крупнейшим в штате.
Haliyle halk hayvancılığa yönelmiştir.Потом с ней на сковороде обходили скот.
Mayıs ayında ise GQ adlı dergide Marilyn Monroe’ya benzetilmiş haliyle poz verdi.В марте она официально изменила своё имя на Мэрилин Монро.
Haliyle gümrük görevlileri de Thomas'ın peşindedir.Фактически, остальные члены семьи манипулируют Томасом.
Bu haliyle Yelnya çıkıntısı her iki taraf açısından da önemli bir simge haline gelmiştir.«مرحلة المرآة هي ظاهرة مهمة في جانبين.
Tanrının insanı son 10.000 yıl içinde bugünkü haliyle yarattığına inanan Kanadalıların oranı ise % 22.تقدر نسبة المؤمنين بوجود الله 22 % فقط.
Kur’ân'ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline "Mus'haf" denir.أشهر كتبه كتاب «فقه الحساب»، وقد وصف فيه ما يُسمى اليوم مثلث باسكال.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.يجذب السياح اليه.
Bu parlamento I. Dünya Savaşı boyunca bu haliyle faaliyetlerde bulundu.انقطعت هذه الجمعية عن النشاط خلال فترة الحرب العالمية الأولى.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Contudo, no contexto de Sobre as Cerimônias, pode ser lido simplesmente como "unidade" ou "navio".
1962’de tam haliyle Oscar Wilde’ın Mektupları adı altında yayımlandı.A versão correcta viria a ser publicada em 1962 no livro de cartas The Letters of Oscar Wilde.
Hızlı, yeni haliyle ilk kez Speedy Gonzales adlı kısa filmde görülmüştür.Foi a primeira curta metragem do Speedy Gonzales.
Bayrak ilk hâliyle 1 Nisan 1959'da kullanılmaya başlandı.A bandeira original foi adotada em 1 de abril de 1959.
Tarihyazımı, basit haliyle, tarihin yazılış biçimidir.A historiografia, de maneira restrita, é a maneira pela qual a história foi escrita.
Müze, yenilenmiş ve tadilata girmiş haliyle 12 Nisan 2009 tarihinde tekrar açıldı.Reformado e requalificado como museu, foi inaugurado em 12 de outubro de 1998.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.Vista de longe, a cena parece perfeita.
Haliyle istekleri de artar.Ainda acende vossos desejos?
Maşenka romanın geçtiği zamanda karşımıza çıkmaz, yalnız Ganin'in hafızasındaki haliyle anlatılır.Machenka nunca aparece no presente do romance, mas apenas nas memórias de Ganin.
Bu haliyle bulunduğu mekanın tümünü kaplamaktadır.E a partir dos quais toda a matéria é feita.
Bu ilişkiler gizli ya da ilan edilmiş haliyle yürütülebilir.Pode manifestar-se abertamente ou de modo oculto.
Daha tipik haliyle nükleer atık nükleer patlama tarafından radyoaktif kirlenmenin yayılmasıdır.O termo refere-se, frequentemente, ao pó radiactivo criado quando uma arma nuclear explode.
Eser, bu yeni haliyle Yedigün dergisinde tefrika edildi.Artigos recentes na sua revista A Sentinela teriam reforçado essa ideia.
Haliyle forma şansını elde etmek çok güç oluyor.Como podemos ver, possui grande capacidade de adaptação.
Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer.Zo werd hij als aardse belichaming van de god Ptah beschouwd.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.De burgemeester vindt hem toch al te jong.
POP3 şimdiki haliyle birkaç doğrulama metodunu destekler.Momenteel ondersteunt POP3 verschillende methodes om in te loggen met verschillende veiligheidsniveaus.
Kitap, vefatından sonra bitirilememiş haliyle yayınlandı.Het boek werd pas uitgegeven na zijn dood, met toestemming van zijn familie.
Barry Callebaut mevcut haliyle Klaus Johann Jacobs tarafından yaratılmıştır.Het werd opgericht in zijn huidige vorm door Klaus Johann Jacobs.
Haliyle gümrük görevlileri de Thomas'ın peşindedir.Kathy krijgt het hoederecht over Thomas.
Bayrak ilk hâliyle 1 Nisan 1959'da kullanılmaya başlandı.De oorspronkelijke vlag werd aangenomen op 1 april 1959.
Bu hidrojen tüplerinin tam dolu haliyle tekne tam gücünde 10 saat seyir yapabilmektedir.Het heeft batterijen aan boord die alle systemen voor tien uur van energie kunnen voorzien.
Bu yenilemelerden sonra mezarlık büyümüş ve 17 hektardan bugünkü haliyle 43 hektarı bulmuştur.Na nieuwe uitbreidingen heeft de begraafplaats thans een oppervlakte van 12 hectare.
Burada üretilen filmler de haliyle Fransızcaydı.Dit kwam doordat tijdens de productie de films ook in het Frans werden vertaald.
Geleneksel haliyle taiko yazılı bir notasyona sahip değildir.Negende dag: Emilia geeft geen verplicht thema op.