Ana içeriğe geç
Sözlük

haline ile cümle

haline kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
1945'lerde bu kütüphane ülkedeki en büyük kütüphanelerden biri haline geldi.V roce 1935 patřila tato knihovna k největším v okrese.
Münih Antlaşması'ndan sonra Sudetenland 1938 yılında Alman toprağı haline geldi.Po Mnichovské smlouvě se v roce 1938 stal občanem Německa.
Daha sonra kalıcı bir unvan haline getirildi.Později byl nahrazen trvalou zástavbou.
1960'lı yıllarda kasaba bir turizm merkezi haline geldi.Obec se v 60. letech začala rychle rozvíjet jako středisko cestovního ruchu.
Daha sonra başarılı bir model haline gelmiş ve birçok ülke tarafından kullanılmıştır.Hra měla velký úspěch a rozšířila se do mnoha zemí.
Ek olarak, 1964'te Southampton şehir statüsüne kavuşarak, City of Southampton haline gelir.Roku 1964 získal Southampton status města.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra sürgünde etkin bir siyasetçi haline geldi.Po 2. světové válce se stal důležitým členem reprezentace.
Şehir kısa zamanda Ligurya sahillerinin en yoğun ticaret merkezlerinden biri haline geldi.Brzy se stal jedním z nejznámějších pašeráků na Úzkém moři.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Tyto opevněné opěrné body se staly zárodkem měst.
Sonra Kilikya, Roma eyaletinin bir parçası haline geldi.Zbylá část se transformovala v Irský stát.
Buz suyun donmuş haline verilen addır.Mořský led vzniká zmrznutím mořské vody.
Ordu bir sürü haline geldi.Policie zabavila několik věcí.
1866 yılında Mersin genişletildi ve şehir önemli bir ticaret merkezi haline geliştirildi.V roce 1840 zde bylo otevřeno kasino a město se stalo významným lázeňským centrem.
Manchester United'da iken tribünlerin ve medyanın odak noktası haline geldi.Mezitím ztrácel body i Manchester United.
Interbase 6.0 versiyonu açık kaynak haline getirildi.Verze 6.0 byla první vydaná verze.
1453'te Konstantinopolis'in fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'nın en güçlü devleti haline gelmişti.Po dobytí Konstantinopole roku 1453 se Osmanská říše stala světovou mocností.
1934 - Adolf Hitler Almanya'nın Führer'i haline geldi.1938 – Adolf Hitler se stal vrchním velitelem ozbrojených sil v Německu.
Çevremizde gördüğümüz her elementi birleştirerek bir bütün haline getirerek sunar.Všechno, co se povznáší, se musí setkat.
Ama Mary Jane'de babasını görme isteğini bir tutku haline gelmiştir.Z jejích rodinných fotografií je jasné, že Jane milovala zvířata.
Günümüzdeyse gelişip Avustralya'ın en çağdaş kentlerinden biri haline gelmiştir.To se stalo jedním z nejmodernějších v Evropě.
Bilim adamları onu çocuk haline getirir ve Afacanların hapisanesine atar.Přítele zarazil jeho stav a zavedl jej do vězeňské ordinace.
2012 yılından itibaren, ana kategorilerden biri haline getirilmiştir.Od 1. září 2012 klasifikována jako standardní linka.
Fikir, sanat yapan bir makina haline gelir."Je to stroj - je tak vyrobený“.
Bölge daha sonra altın madenciliği merkezi haline geldi.Město bylo dříve centrem těžby zlata.
2009 yılında Gazi Üniversitesi Senatosu tafafından alınan kararla iki ayrı fakülte haline getirilmiştir.V tomto případě je k odvolání děkana nutné dvoutřetinové usnesení fakultního akademického senátu.
Melez Kampı eskisi gibi güvenli haline döner.Plavba probíhala stejně poklidně jako předešlého dne.
Ayrıca salçayı sulandırarak domates suyu haline getirerek kullanmak da mümkündür.Důležité je mít na paměti také to, že ke sprše musíte být schopni natáhnout přívod vody pomocí hadice.
Özgürlük Anıtı hızlıca ABD'de de ulusal bir sembol oldu ve özgürlüğün simgesi haline geldi.USA zároveň byly symbolem svobody.
Sonuçta, her bir saldırı kötü gayret haline geldi.Každá mimořádná událost způsobí vážná zpoždění.
Shepherd'in amacı Task Force 141'i ortadan kaldırarak kendisini bir savaş kahramanı haline getirmektir.Po SAS se přidal ke Task Force 141 která sloužila jako utajovaná jednotka pro zabránění válce.
Oyuna erken giren vezir hedef haline gelir.Tým, který jako první vstřelí gól, se stává vítězem.
Uyanış sözcüğü sözcük anlamıyla, bilindiği gibi, uyku halinden uyanıklık haline geçişi belirtir.Slovo probuzení se jeví jako vhodné také proto, že implikuje představu člověka probuzeného ze snu.
Osmanlı Devleti zamanında nahiye olan Kavaklıdere 1990 yılında ilçe haline geldi.Formálně se hlavou státu stal složením přísahy v roce 1990.
10. yüzyılda ise kendi başına bir yönetim haline gelmiştir.V 10. století se stal Namur samostatným hrabstvím.
İstihbarat sözcüğü haline geldiğinde ise, kavramsallaşmış hale gelir ve haber alma anlamını belirtir.Vzdálenost naopak klesá, když je člověk ochotný komunikovat a je otevřený novým věcem.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Hrozbou se staly lidské aktivity.
Darbe karşıtlarının özgürlük sembolü haline gelmiştir.Navíc se staly tyto bombardéry pro místní občany symbolem přibližující se svobody.
Ayrıca takımın vazgeçilmez Futbolcusu haline gelmiştir.Nezanedbatelná je také činnost místního fotbalového družstva.
Svaneti, eristavi (prens) tarafından yönetilen “saeristavo” haline geldi.V něm se Gurie stala provincií (saeristavem) pod správou zdejšího vévody (eristavi).
Karaçi büyük bir şehir haline geldi.Karlsruhe s-a dezvoltat devenind un oraș mare.
Fabrika bir hedef haline gelecektir, çünkü savaş sürecine katkıda bulunur.Fabrica însăși devenea o țintă, deoarece contribuia la efortul de război.
Bu şartlar altında birleşme temel bir diplomatik sorun haline geldi.Unificarea în aceste condiții a ridicat o problemă diplomatică elementară.
1990 yılında fırlatılmasının ardından, astronomi tarihindeki en önemli enstrümanlardan biri haline gelmiştir.De la lansarea lui în 1990 a devenit unul dintre cele mai importante instrumente din istoria astronomiei.
1930'larda Ruslanova, çok ünlü bir sanatçı haline geldi.În cursul anilor 1930, Ruslanova a ajuns foarte populară.
1957'de erkek saati Emperador piyasaya sunulur ve markanın önde gelen modellerinden biri haline gelir.În 1957, ceasul pentru bărbați Emperador este lansat și devine un model esențial al mărcii.
Tipik bir larvanın aksine, bir nimfa genel olarak zaten yetişkin böcek haline benzemektedir.Spre deosebire de o larvă tipică, forma de ansamblu a nimfei seamănă deja cu cea a adulților.
1918 yılında Yugoslavya'nın bir parçası haline gelmiştir.Din 1918, a fost o parte a Iugoslaviei.
Avangard tarzdaki Piaget Polo saati 1979’da piyasaya sunulur ve markanın ikon modeli haline gelir.Ceasul Piaget Polo, de stil avangardist, iese pe piață în 1979 și devine un model imagine al mărcii.
Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri'ne rakip tek süper güç haline gelmişti.Uniunea Sovietică a fost singura superputere care putea rivaliza cu Statele Unite ale Americii.
1830'da General Pavel Kiseleff, bataklığı boşaltarak, araziyi halka açık bir bahçe haline getirdi.În 1830, generalul Pavel Kiseleff a dispus secarea bălții și transformarea terenului într-o grădină publică.
Born gözetimin de, Göttingen fizik için dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline geldi.Sub Born, Göttingen a devenit unul dintre cele mai importante centre pentru fizică din lume.
O gün, Liechtenstein Kutsal Roma İmparatorluğunun özerk bir üyesi haline gelmiş oluyordu.A fost data la care Liechtenstein a devenit stat suveran membru al Sfântului Imperiu Roman.
Bu ilişki sayesinde, von Schirach Hitler'in yakın çevresinin bir parçası haline geldi.Prin această căsătorie, von Schirach a intrat în cercul intim al lui Adolf Hitler.
Onların sayesinde EPSA bugün, Avrupadaki en güvenilir topluluklardan biri haline gelmiştir.Datorită lor, EPSA este astăzi una dintre cele mai respectate asociații studențești din Europa.
Temmuz, 2010'da internette en çok aranan ünlü haline gelmiştir.In Iulie 2010, Bieber a fost cea mai cautata celebritate pe internet.
1 Mayıs ve Dünya Barış Günü mitingleri için özellikle tercih edilen alanlar haline gelmiştir.1 mai a devenit, în aproape toată lumea, Ziua Internațională a Muncii.
İtalya bir ulus devleti haline gelerek birleşti.Statele italiene se unesc într-un singur stat.
Risk almanın çeşitli psikolojik yönleriyle araştırılması büyümekte olan bir alan haline gelmiştir.O creștere în zona de cercetare a fost de a examina diverse aspecte psihologice ale riscului.
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.Clima și solurile Finlandei fac dificilă creșterea oricăror recolte.
1260'tan 1291'e kadar bu bölge Moğol işgalcileriyle Memlûk Sultanlığı'nın cephesi haline geldi.Din 1260 până în 1291 zona a devenit frontiera dintre invadatorii mongoli și Sultanatul Mameluc.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod